mahkeme 2022/1250 E. 2023/1887 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1250
2023/1887
28 Aralık 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1250 Esas 2023/1887 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1250
KARAR NO : 2023/1887
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2020
NUMARASI : 2014/347 Esas 2020/781 Karar
ASIL DAVADA
DAVACI :
VEKİLİ :
TEMLİK ALAN
DAVACI :
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı Alacak)
DAVA TARİHİ : 26/12/2008
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/01/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemiyle açılan asıl ve birleşen davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davalı asil tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; birleşen dosyada davalı ... ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve taksitli kredi sözleşmesine istinaden rotatif kredi kullandırıldığını, davalı ...'in işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun vadesinde ödenmemesi sebebiyle borçlulara ... 2. Noterliği'nin 15.10.2018 tarihli kat ihtarının keşide edilerek tebliğ edildiğini, ancak kat ihtarına rağmen kredi alacağının tahsil edilememesi üzerine işbu kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı hakkında açılan icra takibine itirazının haklı olduğunu, icra dosyası incelendiğinde asıl borçlu ...'nın borca ve imzaya itiraz ettiğini, kendisi halinde dava dahi açılmadığını, demek ki imza ve borcun gerçek dışı olduğunu, ...'nın dilekçesinin incelenmesi sonrasında malulen emekli olduğunu ve kendi halinde bir vatandaş olduğunu, 500.000 TL kredi çekecek iş kapasitesinin olmadığını, davacı bankanın hayali bir kredi kullanarak kendi adamlarına kullandırdığını, davalının, kuzeni ...'a 20000 TL kefil olmak için davacı bankaya gittiğini, aradan zaman geçince bankadan davalıya ihbarnameler ve ödeme emirlerinin geldiğini, bu denli yüksek miktar bir kredi için davalıdan herhangi bir teminat istenmediğini, maaş ve bordrosunun dahil sorulmadığını, davacının, davalıya kefalet sözleşmesini vermediğini, davalının da diğer herkes gibi bankalara güvendiğini, kuzenine kefil olacağım diye bankaya gittiğinde sözleşmelere imza attırıldığını ve hile yapıldığını savunarak davanın reddine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka tarafından davalı ... lehine bankada düzenlenen genel kredi sözleşme ve taksitli kredi sözleşmesine istinaden rotatif kredi kullandırıldığını, ...'in iş bu kredilerden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek ... 2. Noterliği'nin 15/10/2008 tarih ve 18733 yevmiye nolu ihtarname düzenlendiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/979 D.iş 2008/979 K sayılı dosyası ile ihtiyati haciz alınarak ... 6. İcra Müdürlüğü'nün 2008/3987 E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı ...'ın borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... süresinde cevap dilekçesi sunmamış, 20.02.2009 tarihli celsede takip dosyasındaki itirazlarını aynen tekrar ettiğini, takip konusu kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, imza örneklerinin bulunduğu kurumları araştırıp yazılı olarak bildireceğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen dosyada iddia, savunma, bilirkişi raporuna, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'nin 08/01/2010 tarihli raporuna ve toplanan tüm delillere göre; birleşen dosya davalısı ...'nın kredi sözleşmesi altında kendisini bağlayıcı imzasının bulunması, asıl dosya davalısı ...'in sözleşmedeki imzalarını kabul etmesi ve kredi ve kefalet limiti yazılı bulunan sözleşmenin boş olarak imzalatıldığı, sonrasında rızası hilafına doldurulduğu yolundaki savunmasının yazılı delille ispatlanmasının gerekmesi ve bu yönde bir ispatın gerçekleşmemesi karşısında, her iki davalının kredi sözleşmesi nedeniyle asıl borçluya kullandırılan ve bilirkişi tarafından yerinde olduğu hesaplanarak raporunda gösterilen takipte talep edilen banka alacak miktarından sorumlu bulundukları, dolayısıyla her iki davalının takibe yönelik itirazlarının haksız olduğu kabul edilerek birleşen her iki davanın kabulü ile, davalıların icra takibine yönelik itirazlarının iptali ile asıl alacak miktarı likit bulunmakla %20'sine karşılık gelen icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi sözleşmesine ...'ın kullanacağı krediden dolayı kefil olduğunu, ama icra takibi yapıldığında hiç tanımadığı ... adlı şahsa kefil olduğunu öğrendiğini, oysa müvekkilinin ...'ya kefil olma iradesinin bulunmadığını, banka görevlilerince ...'ın 20.000,00 TL kredi çekeceğinin söylendiğini ve 20.000 TL kefalet iradesinin olduğunu, daha sonra karşısına 20.000,00 TL'lik ve 500.000,00 TL'lik kredi sözleşmeleri çıktığını, kredi sözleşmelerini imzalarken miktar ve asıl borçlu bölümlerinin boş olduğunu ve sonradan banka görevlilerince doldurulduğunu, daha sonra 2008 yılı Ağustos ayında ...'ın ...'a dönüşümü sebebiyle davacı bankanın ... görevlisi ... ile ...'ın müvekkilinin evine giderek boş bir kredi sözleşmesi daha imzalattıklarını, bu sözleşmenin yeni bir sözleşme olmayıp bankanın ... Banka dönüşmesi sebebiyle daha önce imzalanan kredi sözleşmesinin yenilenmesi olduğunun söylendiğini, 2008 yılı Ekim ayında 2008 yılı Ekim ayında ...'ın durumunun kötüleştiğini öğrenince müvekkilinin yanında eşi ile ...'a gittiğini, orada banka çalışanı ...'tan ...'ın kredi borcununı 270.000 TL. olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin kredi sözleşmesini görmek istediğini ancak 45 dakika sonra getirilen kredi sözleşmesine baktığında hiç tanımadığı ... isimli kişiye kefil yapıldığını, sözleşmeye 01.10.2006 tarihi atıldığını gördüğünü, 01.10.2006 tarihi Pazar gününe denk gelmekte olup,Pazar günü bankaların kapalı olduğunu, banka çalışanlarının müvekkilini boş sözleşmeyi doldurmak için 45 dakika beklettiklerini, müvekkilinin kendisine gelen ihtarname ile 08.07.2008 tarihli ve asıl borçlusu ... olan 500.000,00 TL kredi limitli sözleşmeden haberdar olduğunu, müvekkilinin ... müdürü ile yaptığı görüşmede kendisinden önce 100.000,00 TL ödemesini istediğini, müvekkilinin kabul etmeyince 20.000,00 TL ödemesini istediğini, bunun üzerine müvekkilinin 18.000,00 TL ödediğini ancak 15 gün sonra müvekkili hakkında icra takibi yapıldığını, müvekkilinin davacı bankanın genel müdürlüğüne şikayet dilekçesi vermesi üzerine ...'ın müfettiş incelemesi yaparak 10.04.2009 tarihli Teftiş Kurulu raporu hazırladığını, müvekkilinin banka çalışanları ..., ..., ..., ... ve ... hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ... 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/276 E.,2014/127 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda banka çalışanları ..., ..., ... ve ...'nun TCK'nın 209/1 maddesine göre cezalandırıldığını, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıray 11. CD tarafından açığa atılan imzanın kötüye kullanılmasının suçunun yazılı delille ispatlanabileceği gerekçesiyle bozulduğunu, bozma kararına üzerine yapılan yargılama sonunda anılan mahkemenin 2020/208 Esas,, 2020/131 Karar sayılı dosyasından sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, bu kararın temyiz edildiğini, ticaret mahkemesinin beraat kararı üzerine davanın kabulüne ve müvekkilinin tazminat ödemesine karar verdiğini, ... 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin Yargıtay 11.Ceza Dairesi'nin bozma üzerine verdiği 2020/208 Esas, 2020/131 Karar sayılı dösyasından verilen beraat kararında tespit edilen maddi vakıalar;(Gerekçeli kararın 14.sayfasının 3.ve 4.paragraflarına göre) "Sanıklar ..., ... ve ...'ı bankada katılan ...'e miktarı yazılmamış kredi yazılmamış kredi sözleşmelerini imzalatmalarının ve sanık ...'nün de katılan ...'in evine giderek ...'ın ...'a devri sonrası sözleşmelerin yenilenmesi nedeniyle miktar yazılmamış kredi sözleşmesini katılan ...'e imzalatmalarının sanıkların eyleminin açığa imza atılması suçunu oluşturduğu" (gerekçenin 14 sayfasının 3.paragrafında yazılıdır son )"..Her ne kadar sanıkların ... adına miktarı yazılmamış 2 adet Genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla suçunu oluşturacağı anlaşılmış ise de TCK 209. Mad, kapsamında açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluşması için YİBGK 24.03.1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı ilamında açıklandığı üzere; senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispatı zorunlu olup, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun cevaz verdiği haller dışında iddianın yazılı delille ispatı gerektiği, katılanın soyut iddiası dışında suça konu sözleşmelerin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı delil bulunmadığı” gerekçesi ile sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, (Ek 3 Beraat kararının gerekçesi) bu gerekçeye göre; müvekkilinin genel kredi sözleşmelerini boş iken imzaladığını yani açığa imza attığını, açığa imza attığı Genel Kredi Sözleşmelerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ceza mahkemesinde yazılı delil ile ispatlayamadığını, esasen müvekkilinin kefil sıfatıyla imzasının atılı bulunduğu kredi sözleşmesinde kefalet miktarı açıkça yazılı olmadığından BK'nın 484. Maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, ayrıca, bir örneği dosyaya sunulan davacı ...'ın bu olayla ilgili 10.04.2009 tarihli ... Teftiş Kurulu raporunda; sahte ve gerçeğe aykırı tespitler yapılması üzerine raporu düzenleyenler hakkında şikayette bulunulması üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/7753 Soruşturma nolu dosyasında görevi kötüye kullanma, sahtecilik suçlamalarıyla başlatılan hazırlık soruşturmasında savcılığın talebi üzerine BDDK tarafından başlatılan inceleme sonucu düzenlenen 17.07.2012 tarihli raporun 33.sayfasının 3.pardgrafında “Kredinin ödenmesine ilişkin dekontlar üzerinde ...'in imzası bulunmamaktadır. Bu çerçevede Banka tarafından ...'e gönderilen yazıda yer alan kredi tutarının ödenmesine ilişkin dekontlar üzerinde ...'in imzasının yer aldığı hususunun gerçeği yansıtmadığı" belirtilerek ... Müfettiş raporunun yanlış)bilgi içerdiğinin tespit edildiği, raporun 34.sayfasının 2.paragrafında “ 500.000 TL tutarındaki GKS'de sözleşme tarihinin yazmadığı, GKS'nin banka kayıtlarına geçirilmediği tespit edilmiştir", yine raporun 34.sayfasının 2. paragrafında “Banka'nın kefil ...'in kredi değerliliğini değerlendirmesi için bordro ve ikametgah gibi herhangi bir belge almadığı da kredi dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda anlaşılmıştır” tespitinde bulunulduğu ve bunun bankacılık teamüllerine uymadığının belirtildiğini, 2008 yılında 200.000 TL.lık ve 390.000 TL.lık kredi sözleşmesine kefil olacak kişinin bordro ve ikametgah belselerinin banka tarafından istenmemesinin o kişinin bu kadar yüksek meblağlı kredilere kefil olmadığını gösterdiğini, raporun 35.sayfasının 1.paragrafında “Bankacı ... ve ... tarafından GKS örneklerinin bir örneğinin ...'e verilmemiş olmasının Kanun'un 76'ncı maddesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.”tespitinde bulunulduğunu, raporun 35.sayfasının 1.paragrafında “15.01.2008 tarihinde kaydedilen 200.000 TL' lik kredi sözleşmesinin üzerindeki limitin silinerek kredi limitinin yeniden doldurulduğunun müşahede edilmiştir. Söz konusu inceleme Ekibimizin uzmanlık alanı olmasa da Mahkemeler tarafından dikkate alınabileceği düşünülmektedir.” denildiğini, 200.000,00 TL lik kredi sözleşmesinde kredi limitinin silinip yeniden yazılmasının başlı başına sahtecilik olduğunu, raporun 35.sayfasının 2.paragrafında “...'ın ifadesi doğrultusunda, 500.000 TL tutarındaki GKS'de kefalet tutarının kefilin imzaladığı aşamada GKS'de yazılı olmadığı, bu bağlamda söz konusu GKS'ye ilişkin kefaletin geçerli olup olmadığı hususunun Yargı Makamlarının takdirinde olduğu” tespitinin yapıldığını, yine Raporun 40.sayfasının 2.paragrafında 500.000TL.lik GKS'de ...'e atfen atılı imzalar ...'in eli mahsulü olsa bile, kefalet tutarının ...'nın imzasında ve diğer yazıların yazıllmasında kullanılan başka bir kalemle doldurulduğunun anlaşıldığını, ...”ın ifadesi ışığında 500.000 TL tutarındaki kefalet tutarının ...'in nezaretinde gerçekleşmediği ve imzalanma aşamasında kefalet tutarının GKS'de yazılı olmadığı sonuçcuna ulaşıldığını, burada 500.000,00 TL'lik kredi sözleşmesinde kefalet tutarının müvekkilinin sözleşmeyi imzaladıktan sonra yazıldığının belirtildiğini, raporun 55.sayfasının 1.paragrafında “...'in kefaletinin, Banka kayıtlarına yansıtıldığı tarih olan 07.05.2008 tarihinde ...'ya 28.750 TL tutarında kredi kullandırıldığının tespit edildiğini, söz konusu tutar ve tarih, ...'in şikayet dilekçesinde belirttiği Mayıs 2008'de kuzeni ...'ın Banka'dan kullanacağı 20.000 TL ila 30.000 TL arasındaki kredi için kefil olmayı planladığı beyanındaki tutar ve tarih ile uyumludur” tespitinde bulunduğunu, bu tespitle müvekkilinin mahkemede doğru beyanda bulunduğunun da ortaya çıktığını, raporun 60.sayfasının son paragrafında "Bununla birlikte olayın akışı ve bankacılık teamülleri birlikte değerlendirildiğinde ...'in 20.000 TL ile 30.000 TL arasındaki bir krediye kefil olma iradesi ile GKS'ye imza attığına dair bir takım emarelerin olduğu görülmüştür.” tespitinin yapıldığını, şube içi karar föyleri incelendiğinde 200.000 TL. ve 500.000 TL.krediye ...'in kefil olmasına ilişkin karar föyünün olmadığı hatta kredi miktarının 500.000 TL.ye çıkarıldığına dair şube içi karar föyü bulunmadığını, bankalarda kredileri kullanacaklar, kredi miktarları,teminatlar, kefillerin kim olacağı ve kefalet limitleri şube içi karar föylerinde yazılı olup,mevcut karar föylerine göre müvekkilimin kredi sözleşmelerini imzaladığı anda kefil olacağına ve kefalet limitine ilişkin şube içi karar föyünün bulunmadığını, kredi sözleşmelerinin asıl borçlusu görünen ...'nın vergi levhasında matrah 4.000 TL.olarak gösterildiğini, 30.06.2006 tarihli İşletme defteri hülasasında 1623,04 TL zarar göründüğünü, zarar eden bir işçiye 200.000,00 TL'lik ve 500.000,00 TL'lik kredi verilmesinin de tuhaf olduğunu, 200.000,00 TL meblağlı kredi sözleşme tarihinin 01.10.2006 tarihi Pazar gününe denk geldiğini ve Pazar günlerinin resmi tatil olduğunu, ilk derece mahkemesinin kredi sözleşmesi tarihindeki bu sahteciliğe gerekçeli kararda değinmediğini, 01.10.2006 tarihli 200.000 TL.lık genel kredi sözleşmesinin basım tarihinin 2007 olduğunu (Ek 6 genel kredi sözleşmesinin arka kapakçığının fotokopisi), kredi sözleşmesi tarihinde sahtecilik yapıldığının bir başka kanıtının da 2007 tarihinde basılan genel kredi sözleşmesine geçmişe yönelik 2006 tarihinin yazılarak müvekkilinin eski borçlardan sorumlu tutulmaya çalışıldığını, ayrıca bu hususun genel kredi sözleşmesinin de sonradan doldurulduğunun delili olduğunu, kredi geri ödeme planına da müvekkilinin imzasının alınmadığını, netice olarak hem ... 2.Ağır Ceza Mahkemesinin hem de BDDK'nın dava konusu kredi sözleşmelerinin boş olarak müvekkiline imzalatıldığını tespit ettiğini, müvekkilin kefaletinin alındığı tarihte kefil olacağı miktarın kredi sözleşmesinde yazılı olma şartı gerçekleşmediğinden kefaletin geçersiz olduğunu, gerekçeli kararda BDDK raporundan hiç bahsedilmediğini, ... AŞ. ... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/62 E.sayılı dosyasından gönderdiği 10.02.2012 tarih ve 2950 sayılı yazıda 01.10.2006 tarihli 200.000 TL'lik genel kredi sözleşmesinin aslında 2007 yılında imzalandığını bildirdiğini, ancak bu sözleşmede müvekkilinin 01.10.2006 tarihinden itibaren borçlardan sorumlu tutulduğunu, banka çalışanı...'ın 13.03.2012 tarihli duruşmada verdiği ifadede, "kredi sözleşmesi imzalandığında sisteme tarayıp genel müdürlüğe gönderiyoruz" dediğini, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun hazırladığı raporunun 60.sayfasında 500.000 TL'lik Genel Kredi Sözleşmesinin ve eki 500.000 TL.lk emre muharrer senedin KROM sistemine kaydedilmediği yani bu sözleşme ve senedin banka kayıtlarına alınmadığının tespit edildiğini, banka çalışanı ...'nün 28.05.2009 tarihli Savcılık ifadesinde 500.000 TL.lık Genel kredi Taahhütnamesini, ... adının ... olarak değiştirildiğini ve bu nedenle Genel Kredi sözleşmelerinin yenilendiğini, müşteki ...'e de bu nedenle yeni bir sözleşmeyi ...'in evine giderek imzalattıklarını beyan ettiğini, bir banka çalışanının kefilin evine gidip kredi sözleşmelerinin yenilendiğinden bahisle boş kredi sözleşmelerini neden imzalattırıldığının anlaşılamadığı gibi bu sözleşme imzalandıktan sonra kredi de kullandırılmadığını, 1 ay sonra da icra takibinin başlatıldığını, kredi sözleşmesinde asıl borçlu görünen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada tanıklık yapmış olup, 2006 yılında ...'nun kendisine müşterilerden bankaya para geleceğini ve bu paraları çekmesi gerektiğini söylediğini, ilk gittiğinde 10 adet boş banka dekontu imzaladığını, bir takım kağıtlar imzaladığını bunlar ne diye sorduğunda kredi sözleşmesi dediklerini, 2008 yılında yılında tekrar bankaya çağırıldığını,burada bir takım evraklar imzaladığını, bu evraklarda başka bir imza daha olduğunu, bu imzaların ...'na ait olduğunu söylediklerini, ikinci gittiğinde banka çalışanlnın imza attırdığını, ...'i bu olaylar nedeniyle tanıdığını, daha önce tanımadığını beyan ettiğini, banka çalışanları ile ...'nun nasıl usulsüzlükler yaptığının ...'nın beyanı ile ortaya çıktığını, kredi sözleşmesinde güya ... borcu gözüktüğü halde kredileri ...'nun aldığını, ...'ya da boş dekontların toptan olarak imzalattıklarını, bu kadar yüksek miktarlı kredinin hiçbir teminatı olmadığı ve ...'nın da malulen emekli olduğunu, mal varlığının olmadığı dikkate alındığında bütün borç müvekkilinin üzerine kaldığını, 2.Ağır Ceza Mahkerhesinde görülen davada sanık olarak ifade veren ... beyanında; "2.000 TI. olarak konuşulmuştu, ... imza attığı zaman sözleşme boştu, vakti olmadığı için boş sözleşmeye imza attı, kredi sözleşmesine imza attı ancak kaç suret olduğunu şu anda hatırlamıyorum.... benim alacağım 20.000 TL'lik krediye kefil olacağını biliyordu, öyle konuşmuştuk. Sonradan ...'nın kredi kullanacağını söylemeyi unuttum, o zaman acil para lazımdı çek ödenmesi gerekiyordu. krediyi ... adına İbrahim alıp bana verdi. 20.000 TL.kredi alınıp verilmişti, bana söylenen 20.000 TL. şeklindeydi 200.000 TL.olduğunu bilmiyordum" şeklinde ifade verdiğini, ... Teftiş raporu incelendiğinde; Şube içi karar föyleri incelendiğinde 200.000 TL. ve 500.000 TL. krediye ...'in kefil olmasına ilişkin karar föyünün bulunmadığını, hatta kredi miktarının 500.000 TL.ye çıkarıldığına dair şube içi karar föyünün olmadığını, bankalarda kredileri kullanacaklar,kredi miktarları,teminatlar,kefillerin kim olacağı ve kefalet limitleri şube içi karar föylerinde yazılı olup, mevcut karar föylerine göre müvekkilinin kredi sözleşmelerini imzaladığı anda kefil olacağına ve kefalet limitine ilişkin şube içi karar föyünün bulunmadığını, bu rapor incelendiğinde şüpheli ...13.01.2009 tarihli "beyanımdır" başlıklı ifadesinde 200.000 TL.lık ve 500.000 TL.lık Genel Kredi tahhütnamesinin imzalandığı aşamada bilgisinin olmadığını, 500,000 T lık Genel Kredi Taahhütnamesinin 29.sayfasında firma ve kefillerinin imzalamış olduğu bölümlerde müşterilerin imzaları ve imzaları ve isimleri bulunmakta adres kefalet tutarının doldurulmamış, boş olduğunu ve adres ve kefalet tutarı bölümlerini sonradan doldurduğun bildirdiğini, Adli Tıp Kurumun 28.09.2011 tarihli raporunda yazı rakam ve imzaların 3 değişik kalemle yazdığı ve değişik evsaflı 4. bir kalemle üzerinden geçildiğinin tespit edildiğini, müvekkilinden gelir belgesi alınmadığını, müvekkilinin o tarihte maaşının 1.900,00 TL olduğunu, kredi asıl borçlusu ...'dan da kredi karşılığında bir teminat alınmadığını, ayrıca 14.000,00 TL meblağlı tüketici kredisi kefili olan müvekkilinin, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına karşı itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, öncelikle tüm icra işlemlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin istendiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Asıl davada davacı vekili, asıl davada davalı vekilinin istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; 2004 yılında mobilya atölyesindeki ortak olduğu ... ile ortaklığını fiilen bitirdiğini, 2006 ve 2007 yılında kendisine gelerek müşterilerden gelen paraları çekebilmesi için bankaya gidip imza atması gerektiğini söylemesi üzerine birlikte bankaya gidip boş dekontlara ve bir takım kağıtlara imza attırıldığını, kendisine kredi sözleşmesinin imzalandığının söylenmediğini, imzaladığı evrakın da okutulmadığını, Mayıs 2008 tarihinde yine bankaya çağırıp birtakım evraklar imzalatıldığını, imzaladığı evraklarda bir imza daha bulunduğunu, sonradan bu imzanın ...'e ait olduğunu öğrendiğini, bu kişiyi tanımadığını, imza attığı sırada bu imzanın ...'na ait olduğunun kendisine söylendiğini, icra takibinde kredi sözleşmesi borçlu olarak imzaladığını ve daha önce hiç tanımadığı ...'in de kefil olduğunu öğrendiğini, kredi sözleşmelerini rakam, tarih adres kısmı boş olarak imzaladığını, ... çalışanlarının ve ...'nun kendisini kandırdıklarını, bankaya hiçbir borcunun bulunmadığını, borcun ...'na ait olduğunu, ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. ortak
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl dava, genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıya, birleşen dava ise aynı kredi sözleşmesini asıl borçlu sıfatıyla imzalayan davalıya karşı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. Maddesi gereği iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava açıldıktan sonra yargılama sırasında davacı-temlik eden banka tarafından dava konusu icra takip dosyasının ve dava dosyasının Beyoğlu 23. Noterliği'nin 24.11.2015 tarihli yazılı temlik sözleşmesi ile ... AŞ'ye temlik edildiği, anılan varlık şirketinin de ... AŞ bünyesinde birleştiği, dolayısıyla HMK'nın 125/2. Maddesi gereği temlik alan ... AŞ'nin eldeki itirazın iptali davasında davacı sıfatını kazandığı anlaşılmıştır.
Asıl ve birleşen dava konusu ... 6. İcra Müdürlüğü'nün 2008/3987 E sayılı ilamsız icra takip dosyasında; 271.515,28 TL asıl alacak, 603,37 TL işlemiş faiz, 30,17 TL %5 gider vergisi, 5,75 TL ihtiyati haciz masrafı, 140,00 TL ihtiyati avukatlık ücreti, 110,08 TL ihtarname gideri ile birlikte toplam 272.404,65 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren %80 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte davacı alacaklı banka tarafından davalı borçlular ... ve ... aleyhine 21.11.2008 tarihinde kredi sözleşmesine, ihtarnameye ve banka kayıtlarına dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibinde borçlu ...'nın ibraz olunan kredi sözleşmesindeki imzaya ve borca itiraz ettiği, kredi sözleşmesi kefili ...'i tanımadığını, borçlu ..., kredi asıl borçlusunu tanımadığı gibi kuzeni ...'ın bankadan kullandığı 20.000,00 TL'lik krediye kefil olmak için bankaya gittiğini, takip konusu 500.000,00 TL lik kredi sözleşmesini imzalamasının mümkün olmadığını, ileri sürerek borca itiraz ettiği, itirazlar üzerine ilamsız icra takibinin durduğu görülmüştür.
İlk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan 200.000,00 TL ve 500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmeleri ve tediye fişi asılları üzerindeki asıl borçlu imzasının ...' nın eli ürünü olup olmadığı hususunun ve ... yönünden her iki kredi sözleşmesinde tarih ve miktarı gösteren rakam ve yazıların ve imzaların diğer yazı ve rakamlardan mürekkep renk koyuluğu kalem ucu kalibresi baskı derecesi bakımından farklı evsafta yazılıp yazılmadığı hususlarında İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'nden 08/01/2010 tarihli raporda; inceleme konusu iki adet Genel Kredi Sözleşmesinde ve on üç adet ...'a tediye fişlerinde ...'ya atfen atılı imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nın eli ürünü olduğu, inceleme konusu ... Genel Kredi Sözleşmesinin 1. Sayfasında ...'e atfen atılı imza bir kalem, sayfadaki diğer yazı ve imzalar 2. Farklı fizik evsafta kalem ile yazılmış oldukları, 23 sayfasında bulunan sağdaki imza 1. Kalem, sol taraftaki imza ise 2. Farklı bir kalem ile atılmış oldukları, sözleşmenin 27. Sayfasında bulunan "..." isim yazısı ve imza 1. Kalem ile diğer yazılar ve ...'ya atfen atılı imzanın 2. Farklı fiziki evsafta bir kalemle atılmış oldukları, inceleme konusu ...'a ait; Genel Kredi Sözleşmesinin 1. Sayfasında "..." isim yazısı ve imzanın 1. Kalemle, ...'ya atfen atılı imza 2. Kalem, altta ... isim yazısı ve üst taraftaki yazıların 3. Farklı fiziki evsafta kalemle yazılmış oldukları, aynı sözleşmenin 25. Sayfasında ... isim yazısı ve imza 1. Kalem, ...'ya atfen atılı imza 2. Kalem, " ..." isim yazısı 3. Kalem ile yazılmış olduğu, 29. Sayfasında "..." isim yazısı altındaki adres ve miktarın yazı ve rakamla yazıldığı bölüm ve sağ taraftaki imza 1. Kalem, ...'ya atfen atılı iki adet imza 2. Kalem, tarih ve "..." isim ve adres yazıları 3. Kalem ile yazılmış oldukları, 30. Sayfasında bulunan imza ve yazıların ise yine 1. Kalemle yazılmış olduğu, mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, sorulan husus hakkında zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği, belirtilmiştir.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince yargılama sırasında genel kredi sözleşmesi kapsamında dosyanın kredi borçlusu ve kefilin varsa kredi borcu sorumluluğunun tespiti bakımından mali müşavir bilirkişi ...'tan alınan 16/09/2010 tarihli raporda özetle; davacı ...ile müşterisi kredi borçlusu ... ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil ... arasında iki yıla yakın bir süre kredi ve cari hesap ilişkisi bulunduğu, düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinde ... A.Ş'deki değişikliğin gündeme gelmesiyle, ikinci sözleşmenin 500.000,00 YTL olarak düzenlenmiş olması ve bu sözleşmeyi hem kredi borçlusu ...'nın hem de müşterek borçlu ve müteselsil kefil ...'in imzalamış olması eski sözleşmeyi ve eksiklerini ortadan kaldırdığı ve dolayısıyla yeni kredi sözleşmesi ile kredi borçlusu ... ve müşterek borçlu - müteselsil kefil ...'in borçtan sorumlu olduğu, ayrıca ilk derece mahkemesince yargılama sırasında SMMM ... tarafından düzenlenen 16.09.2010 tarihli raporda; hesap özetinde kredi kullandırımlarının 03.10.2006 ve 27.06.2008 tarihleri arasında gerçekleştiği, 13 adet tediye fişinde imzaların davalı ...'ya ait olduğunun ATK raporundan anlaşıldığını, hesap özetinde taksitli krediye ait 12. Taksitin ödemesinin bazen zamanında bazen de gecikmeli yapıldığı ve son taksitin 09.01.2008 tarihinde ödendiği, bildirilmiştir.
Yine, ilk derece mahkemesince davacı bankanın sözleşme kapsamında dosyanın kredi borçlusu ve kefilin varsa kredi borcu sorumluluğunun hesaplanması için bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ...'den alınan 19/12/2012 tarihli raporda; icra takip tarihi itibariyle ihtiyari avukatlık ücreti hariç davacı bankanın alacak toplamının 277.963,57 TL olarak tespit edildiği, bu meblağın 273.624,06 TL'sinin asıl alacak, 4022,55 TL'si faiz, 201,13 TL'si banka ve sigorta muamele vergisi, 110,08 TL'si noter ihtarname masrafı, 5,75 TL'si ihtiyati haciz masrafından oluştuğu, ihtiyati haciz avukatlık ücreti de ilave edildiğinde, davacı bankanın alacak toplamının 278.103,57 TL'ye yükseldiği, talebe bağlılık ilkesi gereğince de bankanın icra takip tarihi itibariyle toplam alacağının 272.404,65 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, belirtilmiştir.
Davacı temerrüt tarihinden sonra takip tarihine kadar % 80 oranında temerrüt faizi yerine % 30 faiz hesaplanmasının ve yapılan tüm tahsilatların hesaplamada dikkate alınmamasının doğru olmadığını belirterek rapora itiraz etmiş olmakla davacı itirazlarını karşılar şekilde bankacı bilirkişi ...'den alınan 17/05/2013 tarihli ek raporda özetle; davalının 16/10/2008 tarihi ile 21/11/2008 tarihi arasında yaptığı bütün ödemeler göz önüne alınıp, %80 temerrüt faizine göre, ihtiyati haciz avukatlık ücreti hariç olmak üzere icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın toplam alacağı 272.633,00 TL olarak tespit edildiği, bu meblağın 262.623,03 TL asıl alacak, 9422,99 TL faiz, 471,15 TL banka ve sigorta muamele vergisi, 5,75 TL ihtayati haciz masrafı, 110,08 TL de noter ihtarname masrafından oluştuğu, davacı banka tarafından ise icra takip tarihi itibariyle davalıdan 272.264,65 TL toplam alacak talebinde bulunulduğu, icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın toplam alacağının 272.264,65 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, bildirilmiştir.
Ayrıca, özellikle davalı ...'nun, davalı ...'nun akrabası olan ...'ın arkadaşı olan banka çalışanı sanık ... ile banka çalışanları ... ve ...'nün el birliği ile, tanımadığı ... isimli kişi adına düzenlenen genel kredi sözleşmesine kefil olarak imzasının alınıp, boş olarak düzenlenen genel kredi sözleşmesinin limitinin 500.000 YTL'ye çıkartılıp borçlandırıldığı yolundaki savunmalarının değerlendirilmesi yönünden bu hususlara ilişkin adı geçen 4 kişi hakkında ...'in şikayeti üzerine ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan 2013/276 E sayılı kamu davasında yapılan yargılama sonunda; anılan mahkemece sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın sübut bulan açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçundan hapis cezaları ve mahkumiyetlerine, cezalarının ertelenmesine 15/04/2014 tarihinde karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, sanıkların ... adına miktarı yazılmamış iki adet Genel Kredi Sözleşmesi sözleşmesini kefil sıfatıyla katılana imzalattıklarının iddia ve kabul olunması ve sanıkların savunmalarında atılı suçu kabul etmemeleri karşısında; eylemlerin kül halinde açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı yönündeki mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, TCK'nin 209. maddesindeki açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluşması için Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 24/03/1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı ilamında açıkladığı üzere; senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delile ispatı zorunlu olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun cevaz verdiği haller dışında iddianın yazılı delille ispatı gerekeceği, katılanın soyut iddiası dışında, suça konu sözleşmeleri aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı delil bulunmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında beraat yerine mahkumiyet hükümleri kurulması, yasaya aykırı olduğundan mahkeme kararı bozularak gönderilmiş, mahkemece dava dosyası 2020/208 E sayılı dosya sırasına kaydedilerek yapılan yargılamada Yargıtay bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamı gerekçesi doğrultusunda tüm sanıkların delil yetersizliğinden beraatine karar verildiği görülmüştür. Bu bağlamda ilk derece mahkemesince her ne kadar ceza mahkemesi kararı nihayetinde kesinleşmemiş ise de, Yargıtay bozma ilamına uyularak karar verilmiş bulunduğundan, sanıklar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek ağır ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek görülmemiştir.
Davacı alacaklı banka vekiline itiraz dilekçesi 29.12.2008 tarihinde tebliğ edilmiş olmakla birleşen davanın açıldığı 31.12.2008 ve asıl davanın açıldığı 26.12.2008 tarihi itibarıyla asıl ve birleşen davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Asıl ve birleşen davada davacı banka vekili, birleşen davada davalı olan ...'nın asıl borçlu, asıl davada davalı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesine istinaden birleşen davada davalı asıl borçluya kullandırılan kredi alacağının tahsili için davalı asıl borçlu ile asıl davada davalı müteselsil kefile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazların ayrı ayrı iptallerine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada, davalı müteselsil kefil, birleşen davanın davalısı olan ...'nın asıl borçlusu olduğu genel kredi sözleşmesinin boş olarak imzalatıldığını, asıl borçluyu tanımadığını, davacı bankaya kuzeni ...'ın davacı bankadan kullanacağı 20.000,00 TL krediye kefil olmak için gittiğini, takip konusu borçtan sorumlu olmadığını savunmuştur. Birleşen davada davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında ilamsız icra takibindeki ödeme emrine itiraz dilekçesindeki itirazlarını tekrar ettiğini, kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlık, asıl davada davalı müteselsil kefile, birleşen davada davalı ...'ya kullandırıldığı iddia edilen kredinin dayanağı genel kredi sözleşmesinin boş olarak imzalatılıp imzalatılmadığı, davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu kredi sözleşmesinden doğan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğu varsa takip tarihi itibarıyla kredi asıl alacağı ve ferilerinin miktarı, birleşen davada davalıya kullandırıldığı iddia olunan takip konusu kredinin dayanağı genel kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı, takip konusu kredinin davalıya kullandırılıp kullandırılmadığı, kullandırılmışsa takip tarihi itibarıyla sorumlu tutulabileceği kredi asıl alacağı ve ferilerinin miktarı noktalarında toplanmaktadır.
Dosya kapsamından; ... AŞ ... Şubesi ile ... arasında 01.10.2006 tarihinde 200.000,00 TL kredi limitli genel kredi sözleşmesini ...'in 200.000,00 TL kefalet limitiyle, (... unvanı 07/07/2008 tarihi itibarıyla ... AŞ olarak değişmiştir) ... AŞ ... Şubesi ile asıl borçlu ... arasında bila tarihli 500.000,00 TL kredi limitli genel kredi sözleşmesini ise 500.000,00 TL kefalet limitiyle imzaladığı, davacı bankaca keşide olunan 15.10.2008 tarihli kat ihtarnamesi ile kredi hesabının 15.10.2008 tarihinde kat edilerek borçlulara gönderilen ihtarname ile 273.624,06 TL'nin tebliğden itibaren 24 saat içinde ödenmesinin bildirildiği, davalı kefile 22.10.2008 tarihinde davalı asıl borçluya ise 21.10.2008 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ekindeki hesap özetinde kredi açılış tarihinin 03.10.2006 olarak belirtildiği, davalı banka vekilinin 02.02.2009 tarihli cevaba cevap dilekçesinde kredi açılış tarihinin 2006 yılı olarak belirtildiği, davalı asıl borçlu ile davalı müteselsil kefil tarafından 08.07.2008 tarihinde imzalanan 13.10.2008 vade tarihli ve 500,000,00 TL meblağlı davacı bankanın lehtarı olduğu senet alındığı, yine 01.10.2006 tanzim ve vade tarihi bulunmayan 300.000,00 TL meblağlı davalı asıl borçlu ile davalı müteselsil kefil tarafından davacı banka lehine imzalanan senedin alındığı, anlaşılmıştır.
Somut olayda, dava ve takip konusu kredi alacağının dayanağı olan asıl davanın davalısı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinin imzalandığı 10.01.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 53. Maddesi gereği hukuk hakimi ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak mahkumiyet ve tespit edilen maddi olgularla bağlıdır. O halde eldeki davada ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin delil yetersizliğinden beraat kararı da hukuk hakimini bağlamayacaktır. Bununla birlikte yine bu tarihte yürürlükte bulunan BK'nın 484. maddesine göre kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeye ve kefilin mesul olacağı muayyen bir miktar iradesine mütevakkıftır. Kredi sözleşmeleri düzenlenirken davalı bankanın davacıdan üzerinde miktar belirtilmeden açığa imza atıldığının kabulü gerekir. Boş olarak imzalanan kefalete ait kısımların sonradan doldurulmak suretiyle kefalet limitinin belirlenmesi yukarıda açıklanan BK'nın 484. Maddesi ile bağdaşmaz. Bir başka deyişe açığa imza kısma sonradan limit yazılması imza atanı o miktar ile sınırlı olarak kefil haline getirmez. Bu durumda eldeki dava konusu olaya özgü olarak düzenlenen ve bir örneği işbu dava dosyasına ibraz edilen 17.07.2012 tarihli BDDK raporunda; dava konusu davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu 01.10.2006 tarihli ve 200.000,00 TL meblağlı genel kredi sözleşmesinin şube için karar föyüne göre kredi kullandırım ve davalının kefaletinin alınmasına ilişkin kararın 27.06.2008 tarihli olduğu, işbu kredi sözleşmesinin sisteme 15.01.2008 tarihinde tanımlandığı belirtildiğine göre, davalının kefalet imzasının alındığı tarihte sözleşmenin boş olarak davalıya imzalatıldığı, dolayısıyla kefalet miktarının ve kredi meblağının da sonradan doldurulmuş olduğu sonucuna varılmaktadır. Nitekim ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/276 Esas sayılı dava dosyasında sanık sıfatıyla yargılanan ve o tarihte davacı bankanın ... Şubesi'nde görevli olan banka çalışanları da beyanlarında anılan kredi sözleşmesinin davalı-kefile boş olarak imzalatıldığını ifade etmişlerdir. Bu durumda dava ve takip konusu kredi alacağının dayanağı olan genel kredi sözleşmesinin imzalandığı 10.01.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484. Maddesinin emredici hükmü gereği işbu kredi sözleşmesinde gerek kefalet miktarı gerekse kredi limiti yazılı olmadığından işbu kredi sözleşmesi geçersizdir. O halde söz konusu kredi sözleşmesine kefaleti geçersiz olan davalının müteselsil kefil sıfatıyla işbu kredi sözleşmesine dayalı olarak birleşen dava dosyasında davalı asıl borçluya kullandırılan takip konusu kredi alacağından sorumlu tutulması mümkün değildir. Kaldı ki yine, söz konusu BDDK raporunda 55. sayfada ...'in kefaletinin banka kayıtlarına yansıtıldığı tarih olan 07.05.2008 tarihinde ...'ya 28.750,00 TL tutarında kredi kullandırıldığının tespit edildiği, söz konusu tutarın ve tarihin ...' in şikayet dilekçesinde belirttiği Mayıs 2008'de kuzeni ...'ın bankadan kullanacağı 20.000 TL ile 30.000 TL arasındaki kredisi için kefil olmayı planladığı beyanındaki tutar ve rapor ile uyumlu olduğunun belirtildiği gözetildiğinde esasen dava ve takip dayanağı 10.01.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunun da ispatlanmış olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan bu nedenlerle asıl davada davalı kefil hakkında açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi ve davalı-borçlunun kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin talebi doğrultusunda dosya kapsamı itibarıyla davacı-alacaklı bankanın haksız ve kötü niyetle anılan davalı borçlu aleyhine dava konusu ilamsız icra takibine giriştiğinin ispatlandığı dikkate alınarak davalı yararına davalı-borçlunun takip tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan İİK'nın 67. Maddesi hükmü gereği %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda asıl davada davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davada davalı asıl borçlunun istinaf başvurusu dava ve takip konusu krediyi kullanmadığına ilişkindir. Ne var ki dosya kapsamında söz konusu kredi kullandırımına ilişkin dosya kapsamında yer alan 13 adet tediye fişindeki imzaların İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 08.01.2010 tarihli Dairemizce objektif, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan raporu ile davalı-asıl borçlu ...'nın eli ürünü olduğu açıkça tespit edildiğine göre, dava ve takip konusu kredi borcundan dolayı asıl borçlu sıfatıyla davalının ilk derece mahkemesince sorumlu tutularak onun hakkında açılan işbu itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, dolayısıyla davalı asilin istinaf sebepleri reddedilmiştir.
Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; birleşen davada davalı-asıl borçlu ...'nın istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı kefil ...'in istinaf başvuru sebeplerinin kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılarak asıl davada davalı müteselsil kefil ... hakkında açılan itirazın iptali davasının reddine, dava değeri olarak bildirilen dava konusu toplam takip tutarı 272.404,65 TL'nin davalı lehine dava konusu takip tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan İİK'nın 67/2. Maddesi hükmü gereği %40 kötü niyet tazminatı karşılığı 108.961,86 TL'nin davacı-temlik alandan alınarak asıl davada davalı tarafa verilmesine, dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Birleşen davada istinafa başvuran davalı asil ...'nın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili Tarifesi hükümleri gereği istinafa başvurusunda haksız çıkan birleşen davada davalı taraftan alınması gereken 18.607,96 TL'den başlangıçta peşin alınan 4.651,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 13.956,21 TL karar harcının birleşen dosyada davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf aşamasında birleşen davada davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
B) 1-Asıl davada istinafa başvuran davalı-kefil ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2020 tarihli ve 2014/347 Esas-2020/781 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği asıl dava dosyası yönünden KALDIRILMASINA,
C)i-1-Asıl dava dosyasında davalı-kefil ... hakkında açılan itirazın iptali davasının REDDİNE,
2-İİK'nın 67/2. Maddesi hükmü gereği %40 kötü niyet tazminatı karşılığı 108.961,86 TL'nin temlik alan davacıdan alınarak asıl dava davalısına verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 269,85 TL başvuru ve 269,85 TL maktu karar harcının temlik alan davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Asıl davada temlik alan-davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Asıl davada davalı ... vekili tarafından yapılan posta ve dosya fotokopi masrafı olmak üzere toplam 625,00 TL yargılama giderinin HMK'nın 125/son fıkrası son fıkrası son cümlesi gereğince temlik alan davacıdan ve temlik eden bankadan alınarak asıl davada davalı ...'e verilmesine,
6-Yargılamada vekil ile temsil olunan asıl davada reddolunan miktar üzerinden davalı yararına hesaplanan 42.860,70 TL vekalet ücretinin HMK'nın 125/son fıkrası son cümlesi gereği temlik alan davacıdan ve temlik eden bankadan alınarak asıl davada davalı tarafa verilmesine,
7-HMK'nın 333. Maddesi gereği varsa kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
D) 1-Asıl davada istinafa başvuran davalı ... tarafından yatırılan 4.651,75 TL istinaf nispi karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde kendisine iadesine,
2-Asıl davada istinafa başvuran davalı ... tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcı, 137,00 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 299,10 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak anılan davalı tarafa verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl davada davalı ... yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/12/2023
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.