mahkeme 2021/1356 E. 2023/1260 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1356
2023/1260
28 Eylül 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1356 Esas 2023/1260 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1356
KARAR NO : 2023/1260
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/05/2021
NUMARASI : 2019/618 Esas 2021/304 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 11/11/2019
KARAR TARİHİ :28/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2023
Taraflar arasındaki itirazın İptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı .... Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını; davalıların da müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını; sözleşme gereğince borçlu şirkete kredi kullandırıldığını; borcun tahsili için 05/02/2018 tarihinde muacceliyet ihtarnamesi gönderildiğini; borcun ödenmemesi üzerine Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/11752 takip sayılı dosyası ile ilâmsız icra takibi yapıldığını; davalıların takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu; bu nedenle davalıların yapmış olduğu itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilleri hakkında başlattığı takibin haksız olduğunu; davacı ile dava dışı şirket arasında yapılan genel kredi sözleşmesi gereğince kullanılan kredi borcunun ödendiğini; dava dışı şirketin ve müvekkillerinin bu sözleşme nedeniyle borçlarının kalmadığını; davacının talebinin haksız olduğunu,; bu sebeple, davacının kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesini ve davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı banka tarafından davalıların kefaletlerinin bulunmadığı 27/12/2016 tarihli 600.000,00 TL tutarlı yeni bir genel kredi sözleşmesine dayalı olarak krediler kullandırıldığı,davalılar ...'ın işbu yeni sözleşmede müteselsil kefil sıfatı ile imzaları bulunduğu, 4610-375811-63 nolu hesaptan kullandırılan ihtiyaç kredisinin 27/12/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmış olduğundan imzası bulunmayan davalılar kefil sıfatıyla sorumlu olmadıkları, davacı banka vekilinin davalıların ilk genel kredi sözleşmesini imzaladıklarını, tarafların bilahare akdedecekleri yeni kredi sözleşmelerinde de bu sözleşme hükümlerinin uygulanacağını kabul etmesi nedeniyle sorumlu olacaklarını iddia etmiş ise de 27/12/2016 tarihli yeni genel kredi sözleşmesinde davalı kefillerin imzası bulunmadığı gibi, eski sözleşmede işbu yeni (27/12/2016 tarihli) sözleşmede tarih ve miktar belirtilerek herhangi bir atıf bulunmadığından davalıların 27/12/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden dolayı sorumlu tutulamayacakları kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk Genel Kredi Sözleşmesinin ... Şubesinden imzalandığını "taraflar bilahare akdedecekleri yeni kredi sözleşmelerinde de bu sözleşme hükümlerinin uygulanacağını kabul ve beyan ederler" hükmünü içerdiğini, ikinci defa GKS imzalanmış olmasının tek sebebi müşterinin ... Şubesinden ... Şubesine devredilmesi nedeniyle işlemlerin ... şubesinde devam edebilmesi için prosedür gereği olduğunu, ilk GKS’ye göre 5.000.000,00 tl kredi limiti açılmış ve 2009-2010 yıllarında kredi kullandırıldığını, her ne kadar 2010 yılında bu GKS’ye göre borç kalmasa da 10 yıllık süre içinde 5.000.000,00 TL’ye kadar kredi kullanma hakkının olduğunu, 10 yıllık süreyi ve kefalet limitini aşmadığı müddetçe, borçlunun kullanıp geri ödemediği her kredi borcundan kefillerin sorumluluğunun devam ettiğini, 27.12.2016 tarihinde imzalanan GKS çok daha düşük riskli (400.000 TL) olması da beyanlarını doğruladığını, iki GKS birbirleriyle bağlantılı olup ilk GKS ikinci GKS’yi bir bakıma kapsadığını, ilk GKS’ye göre belirlenen kefalet limitini aşmayacak bir kredi kullanıldığını, 10 yıllık süre de dolmadığını, bu bakımdan ikinci bir sözleşme yapılıp yapılmaması, kredi kullanımı açısından da kefillerin bu kredi borcundan sorumluluğu açısından da önem arz etmediğini, bu GKS’ler birbirlerinden ayrı düşünülemeyeceğini, nitekim ikinci kredi ilk GKS’yi imzalamış olan kefillere ve kefalet limitine güvenilerek borçluya verildiğini, takip talebi ve ödeme emrinde açıkça kredi üyelik sözleşmeleri, ihtarname ve hesap özetine dayanıldığını, takip talebinde borcun sebebi başlığı altındaki bölüme çıkça kredi üyelik sözleşmeleri, ihtarname ve hesap özetine dayanıldığının yazıldığını, davalıların hesap özetleri incelendiğinde borcun varlığı ve tutarı da raporda yapılan hesaplamalarla da örtüştüğünü, sadece miktar bölümüne değil takip talebindeki tüm kayıtlara bakılmalı ve borcun sebebinin neyden kaynaklandığı incelenmesi gerektiğini, borcun sebebinin açıkça belirtilmiş olması ve buna ilişkin tüm belgelerin sunulmuş olması sebebiyle raporda tüm krediler üzerinden hesaplama yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/11752 esas sayılı dosyası örneği, dava ve takibe konu kredi sözleşmesi sureti, ödeme planı,ihtarname, bilirkişi raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/11752 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı banka tarafından borçlular .... Şti. İle dava dışı kefiller ... hakkında 4610037581110063 nolu krediden kaynaklanan 306.168,23 TL asıl alacak 41.150,79 TL kat öncesi işlemiş faiz %25,58, 1.427,53 TL Kat öncesi işlemiş gecikme faizinin %5 gider vergisi ile 2.503,96 TL masraf olmak üzere toplam 351.251,41 TL alacağın tahsili istemiyle ilâmsız icra takibi yapıldığı borçluların süresi içinde borca itiraz ederek takibi durdurduğu, İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
Davacı banka ile dava dışı .... Şti. arasında 04.11.2009 tarihinde 5.000.000,00 TL'lık limitli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, bu Sözleşmeyi davalılar ... ile dava dışı .... Şti. müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları yine davacı banka ile dava dışı .... Şti. arasında 27.12.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme ile bağlantılı 27.12.2016 tarih ve TK2 001324958 numaralı Ticari Kart Sözleşmesi kapsamında kullandırılmış ve kullandırılacak kredilerden doğan tüm borçlara... 27.12.2016 tarihinde 500.000,00 TL müteselsil kefil oldukları görülmüştür.
Davacı banka tarafından .... Şti., ...'e Beyoğlu 48. Noterliği aracılığıyla keşide olunan 05.02.2018 tarihli 18589 yevmiye nolu 05.02.2018 tarihi kat ihtarnamesinde,05.02.2018 ihtarname tarihi itibariyle;24.11.2017 tarihinde ödenmesi gereken 7.765,67 TL, 25.12.2017 tarihinde ödenmesi gereken 7.765,67 TL, 24.01.2018 tarihinde ödenmesi gereken 7.765,67 TL taksitler ve işbu taksitlere işlemiş olan 656,20 TL gecikme faizi ve 32,81 TL BSMV olmak üzere ihtarname tarihi itibariyle toplam 23.986,02 TL gecikmiş ihtiyaç kredisi taksit borcunun bulunduğu, İhtiyaç Kredileri Ticari, gecikmesinden dolayı tüm ürünleri ihtarnameye konu edildiğini, ödenmediği takdirde aşağıdaki ürünlerin de kat edilerek muaccel hale geleceği İhtiyaç Taksitli Kredi Ticari 17.393,59 TL Anapara, 568,31 TL faiz, 28,12 TL BSMV, toplam 17.990,32 TL,Kredili Mevduat 1.843,66 TL Anapara, 47,91 TL faiz, 2,39 TL BSMV, toplam 1,893.96 TL,İhtiyaç Taksitli Kredi Ticari 277.682,78 TL Anapara, 14.736,22 TL faiz, 736,81 TL BSMV, toplam 293.155.81 TL,İhtiyaç Taksitli Kredi Ticari 8.472,30 TL Anapara, 129,68 TL faiz, 6,48 TL BSMV toplam 8.608,46 TL, kredi hesaplarının kat edildiği, işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde toplam 321.648,55 TL'nın Kredi borçlarının, fiili ödeme tarihine kadar hesap edilecek faizi ile birlikte ödenmesinin bildirildiği, ihtarnamenin davalı ...'e 09.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği davalı ...'a çıkarılan ihtarnamenin iade edildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 09.04.2021 tarihli raporda;davalı kefiller ...'ın sorumluluğunun 04.11.2009 tarihli 5.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmelerine dayanılarak yeni bir kredi kullandırılması halinde devam edecek iken davacı banka tarafından davalı ...'ın kefil olmadığı 27.12.2016 tarihli 600.000,00 TL'lık yeni Genel Kredi Sözleşmeleri düzenlenerek 02.05.2018 tarihli kat ihtarına konu 27.12.2016-09.11.2017 tarihleri arasında 4 adet toplam 412.336,96 TL'lık nakit kredilerin kullandırıldığından ve eski kredi sözleşmesinin kefilleri ...'ın 27.12.2016 tarihli imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi için kefalet imzaları bulunmadığından, keza takibe konu 4610-375811-63 nolu hesaptan kullandırılan İhtiyaç Kredileri Ticari / Taksitli kredinin Dava dışı asıl borçlu .... Şti.'nin 27.12.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve kapsamında imzalanan Ticari Kart Sözleşmesi uyarınca kullandırılmasını talep etmesi üzerine kullandırılmış olmasından davalılar ...'ın takibe konu edilen borçtan sorumlu tutulamayacakları,ancak,mahkeme davalılar ...'ın kefalet sorumluluğunun bulunduğu görüşünde olması halinde, davacı bankanın takip tarihi 06.09.2019 itibariyle davalı kefillerden, ...'den 8.643,11 TL Asıl Alacak, 3.500,60 TL Kat Sonrası İşlemiş Gecikme/Temerrüt Faizi ve 175,03 TL Kat Sonrası İşlemiş Gecikme/Temerrüt Faizinin % 5 Gider Vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 12.318,75 TL talep edebileceği, ancak takip talebiyle bağlı olarak 8.643,11 TL talep edebileceği,takip tarihinden itibaren 8.643,11 TL Asıl Alacağa yıllık % 25,58 oranını geçmemek üzere 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26/3. Maddesi uyarınca %25,58 ilerde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğleri ile belirlenecek gecikme faiz oranlarından faiz ve faizin %5'i nispetinde BSMV talep edebileceği,davalı ...'dan 8.472,30 TL Asıl Alacak, 2.802,07 TL Kat Sonrası İşlemiş Akdi Faiz ve 140,10 TL Kat Sonrası İşlemiş Akdi Faizin $% 5 Gider Vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 11.414,48 TL talep edebileceği, ancak takip talebiyle bağlı olarak 8.472,30 TL talep edebileceği, Takip tarihinden itibaren 8.472,30 TL Asıl Alacağa yıllık % 25,58 oranın geçmemek üzere 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26/3. Maddesi uyarınca %25,58 ilerde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğleri ile belirlenecek gecikme faiz oranlarından faiz ve faizin % 5'i nispetinde BSMV talep edebileceği belirtilmiştir.
Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/690 Esas 2020/620 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde,davacısının ...,davalısının .... A.Ş olduğu,davacı banka ile asıl borçlu ... Ltd. Şti. arasında 04.11.2009 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davalı şirket ile birleşen ... Ltd. Şti.’nin sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı Ankara 5.İcra Dairesinin 2019/13257 takip sayılı dosyası ile,.…063 nolu kredi için 306.168,23 TL asıl alacak, 42.046,95 TL işlemiş faiz, 1.472,34 TL BSMV, 4.455,52 TL masraf olmak üzere toplam 354.143,04 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığı davalıların süresinde borca itirazı üzerine açılan dava sonucu yapılan yargılamada, davacı banka ile asıl borçlu şirket arasında birden fazla kredi sözleşmesi bulunduğundan davaya konu kredilerin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığının tespiti gerektiği,takip konusu kredilerin 27.12.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden hemen sonra açıldıkları,davalının (devraldığı şirketin) imzası bulunan 04.11.2009 tarihli sözleşmede yeterli limit (5.000.000,00 TL) olmasına rağmen davacı banka tarafından 27.12.2016 tarihinde yeni bir genel kredi sözleşmesi düzenlenmesindeki amacın ne olduğunun açıklanmadığı,somut olayda yetersiz limit veya ek güvence gibi bir amaç olmadığı, 27.12.2016 ikinci sözleşmede; 04.11.2009 tarihli sözleşmeye her hangi bir atıf yapılmadığı,bu hali ile 27.12.2016 tarihli ve 500.000,00 TL limitli sözleşmenin banka ile asıl borçlu arasında yeni bir kredi ilişkisi tesis ettiği, takip konu kredilerin tümüyle 27.12.2016 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, kullandırılan kredilerin davalının imzası bulunan 04.11.2009 tarihli sözleşme ile ilişkilendirilmesinin olanaklı olmadığı,öte yandan davalı kefil tarafından keşide edilen 11.07.2012 tarihli noter bildiriminde; ihtarname tarihinden sonra açılacak krediler açısından sorumluluk kabul etmediğinin davacı bankaya bildirildiği,davacı bankanın önceki kredi sözleşmesinin yeterli limite sahip olmasına rağmen 27.12.2016 tarihli yeni bir kredi sözleşmesi akdetmesi ile oluşan iradenin davalının savunmalarını teyit eder nitelikte olduğu takip konusu krediler nedeniyle davalıya müracaat edilemeyeceğinden davanın reddine karar verildiği,davacı vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 2021/657 Esas sayılı dosyası ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ve usul ekonomisi açısından her iki dosyanın birleştirilmesine gerek görülmemiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı banka ile dava dışı .... Şti. arasında 04.11.2009 tarihinde 5.000.000,00 TL'lık limitli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, bu Sözleşmeyi davalılar ... ve .... Şti. müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları yine davacı banka ile dava dışı .... Şti. arasında 27.12.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme ile bağlantılı 27.12.2016 tarih ve TK2 001324958 numaralı Ticari Kart Sözleşmesi kapsamında kullandırılmış ve kullandırılacak kredilerden doğan tüm borçlara... 27.12.2016 tarihinde 500.000,00 TL müteselsil kefil oldukları kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalıların icra takibinde borca itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, dava konusu ilamsız icra takip dosyasına esas kredi alacağının haklarında dava reddolunan davalıların kefaletinin bulunduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk derece mahkemesince usul ve yöntemine uygun olarak alınan Dairemizce objektif, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan, ayrıntılı olarak düzenlenen 09.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı kefiller ...'ın sorumluluğunun 04.11.2009 tarihli 5.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmelerine dayanılarak yeni bir kredi kullandırılması halinde devam edecek iken davacı banka tarafından davalı ...'ın kefil olmadığı 27.12.2016 tarihli 600.000,00 TL'lık yeni Genel Kredi Sözleşmeleri düzenlenerek 02.05.2018 tarihli kat ihtarına konu 27.12.2016-09.11.2017 tarihleri arasında 4 adet toplam 412.336,96 TL'lık nakit kredilerin kullandırıldığından ve eski kredi sözleşmesinin kefilleri ...'ın 27.12.2016 tarihli imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi için kefalet imzaları bulunmadığı, keza takibe konu 4610-375811-63 nolu hesaptan kullandırılan İhtiyaç Kredileri Ticari / Taksitli kredinin dava dışı asıl borçlu .... Şti.'nin 27.12.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve kapsamında imzalanan Ticari Kart Sözleşmesi uyarınca kullandırılmasını talep etmesi üzerine kullandırılmış olmasından davalılar ...'ın takibe konu edilen borçtan sorumlu tutulamayacakları anlaşılmıştır. Davacı vekili her ne kadar ilk Genel Kredi Sözleşmesine göre 5.000.000,00 TL kredi limiti açıldığı ve 2009-2010 yıllarında kredi kullandırıldığı 2010 yılında bu Genel KrediSözleşmesine göre borç kalmasa da 10 yıllık süre içinde 5.000.000,00 TL’ye kadar kredi kullanma hakkının baki olduğunu,10 yıllık süreyi ve kefalet limitini aşmadığı müddetçe, borçlunun kullanıp geri ödemediği her kredi borcundan kefillerin sorumluluğunun devam ettiğini iddia etmiş ise de, davalıların 27/12/2016 tarihli yeni genel kredi sözleşmesinde imzası bulunmadığı gibi, eski sözleşmede işbu yeni (27/12/2016 tarihli) sözleşmede tarih ve miktar belirtilerek herhangi bir atıf bulunmadığından davalıların 27/12/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden dolayı sorumlu tutulması mümkün olmadığından davalılar hakkında davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, davacı banka vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin, istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/09/2023
Başkan Üye - Üye Zabıt Katibi
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.