Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2026/218

Karar No

2026/226

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2026/218 - 2026/226
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/218
KARAR NO : 2026/226
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2025
NUMARASI : 2025/215 E. - 2025/564 K.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/10/2025 tarih ve 2025/215 E. - 2025/564 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, ... plakalı çekici ile ... sayılı dorsenin resmi olarak müvekkili üzerinde görülüyor ise de, 30/12/2012 tarihinde harici olarak davalı ...'a satılarak fiilen teslim edildiğini, Almanya'da bulunan ... şirketinin, Türkiye'de bulunan "... Bilişim Limited Şirketi'ne mal göndermek amacıyla yine Almanya'da kurulu ... ile anlaştığını, bu şirketin de taşıma işini ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.'ye devrettiğini, ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.'nin de taşıma işinin bir kısmını müvekkili şirkete devrettiğini, emtianın davalı ... tarafından Almanya/Augsburg'ta .../... plaka sayılı araç ve dorseye yüklenmesi sonrasında, davalının oğlu ...'ın sevk ve idaresinde iken 24/12/2015 tarihinde Türkiy'ye giriş yaptığını, ...'ın TEM Otoyolunda aracı park edip uyuduğu sırada gerçekleşen hırsızlık sonucu bir kısım emtianın çalındığını, ...'nin emtianın sahibi olan ...'ye yaptığı ödeme nedeniyle ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.'ne karşı Augsburg Ticaret Mahkemesinde açtığı davada verilen kabul kararının tenfizi istemiyle Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi sonrasında, Alman şirketin bu kez İstanbul 19. İcra Dairesinin 2023/14315 E sayısında ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.'ne karşı ilamlı takip başlattığını, borçlu ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.'nin icra takibi altında 03/05/2023 tarihinde 195.441,37 Euro'nun fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kur karşılığı ile tenfiz davası ve icra vekalet ücreti, harç ve masraflarından oluşan toplam 4.513.641,30 TL'yi icra dosyasına ödediğini, icra tehdidi altında bu ödemeyi yapan şirketin bu kez müvekkiline karşı Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/204 D.İş sayılı dosyası ile verilen ihtiyati haciz kararı ile birlikte Denizli İcra Dairesinin 2023/182483 Esas sayısı üzerinden müvekkili hakkında ilamlı takip başlattığını, müvekkilinin bu takip nedeniyle alacaklıya 195.669,38 Euro ve 1.079.902,00 TL ödemek zorunda kaldığını, bu ödemeyi yapan müvekkilinin, rücu kuralları gereğince ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte tahsili için Euro ve TL alacakları için ayrı ayrı olmak üzere Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2024/85148 E. sayısı ile 201.530,38 Euro için, 2024/85133 E. sayısı ile 1.120.515,00 TL için davalı hakkında takip başlattığını, davalının oğlu ... ile yapılan ve 55.000 Euro'nun ödenmesini içeren 1/11/2024 tarihli anlaşma karşılığında bu kişi hakkında takip başlatılmadığını, ... üstlenmiş olduğu ödemeyi yapmasına karşın müteselsil borçlu davalı ...'ın herhangi bir ödeme yapmadığı gibi takiplere haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek müvekkilin alacağına kavuşmasına engel olduğunu, oysa ki davalının emtianın çalınmasından doğan zarardan müvekkili ile yapılan 11/9/2017 tarihli sözleşme, TBK'nın haksız fiile ilişkin 49., adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin 66. maddeleri uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, takibe vaki itirazının fazlaya ilişkin ksımı saklı kalmak kaydıyla 2024/85148 sayılı takip yönünden şimdilik 50.000,00 Euro üzerinden ve faiz oranı ve sair itirazlarını kapsayacak şekilde iptaline, takibin devamına, alacağın karar tarihindeki kur karşılığı üzerinden TL. olarak %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, 2024/85133 sayılı takip yönünden 600.000,00 TL. ana para ve 1.000,00 TL. işlemiş faiz miktarı üzerinden takibin devamına ve ayrıca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine vaki itirazın iptali davasının kısmi olarak açılamayacağını, iki yıllık dava zamanaşının dolduğunu, müvekkili ile davacı arasında yapılan 11/09/2017 tarihli sözleşmenin hile, tehdit, aldatma, korkutma ve gabin yolu ile imzalatılmış olup Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/232 E. sayılı dosyası ile iptal davası açıldığını, zira müvekkilinin SGK kayıtlarından görüleceği üzere 2012-2017 arasında davacı şirkette tır şoförü olarak çalıştığını, her ne kadar müvekkili ve oğlu tarafından iki adet tır için peşinat verilmişse de, kalan miktar ödenmediğinden tırların satışının yapılmadığını, bu süreç içinde tırların davacı nam ve hesabına çalıştırıldığını, 2017 yılında kanser olduğu için işten ayrılmak isteyen müvekkiline oğlunun şoförü olduğu tırda meydana gelen hırsızlık olayı bahane edilerek anılan sözleşmenin zorla imzalatılmaya çalışıldığını, olayda kusuru bulunmadığından imzalamayan müvekkiline bu belgenin daha sonra işten çıkış belgeleri arasına konulmak suretiyle imzalatıldığını, sözleşmede gabin, hile bulunmadığı kabul edilse dahi, 2918 sayılı Kanun'un 111. maddesi uyarınca sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının ihmali davranışları nedeniyle 135.265,82 Euro'luk borcun zaman içinde 201.530,38 Euro'ya ulaştığını, zira davacının hakkında ihtiyati haciz kararı verilene kadar ödeme yapmadığını, müvekkilinin işleten olmadığını, işleten olduğu kabul edilse dahi 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesi uyarınca davacının da sorumluluğunun bulunduğunu savunarak, davanın reddine ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının savunmasında taraflar arasında ticari ilişkinin değil işçi işveren ilişkisinin bulunduğunu, davacı tarafın ise cevaba cevap dilekçesinde davalı tarafın davacı şirkette işçi olarak çalışmaya başladığını, daha sonra davaya konu çekici araç ve dorseyi satın alarak araç işleteni sıfatını kazandığını, buna karşı davalının resmiyette işçi olarak gözükmesinin borcun kaynağının işçi işveren ilişkisinden kaynaklandığını göstermediğini ileri sürdüğü, uyuşmazlığın davacı şirket ile dava dışı oğlu ve kendisi ile çalışan ya da davacı şirkete hizmet veren davalının; yine davacı şirkete hizmet veren oğlunun eylemi nedeniyle oluşan zararın, haksız fiilden mi, taşıma sözleşmesine aykırı eylemden mi yoksa iş sözleşmesine aykırı eylemden mi kaynaklandığı; burada varılacak sonuca göre zararın tazmini için açılan davada görevli mahkemenin iş mahkemesi mi yoksa genel mahkemeler mi olacağı noktasında toplandığı, birden çok hukuk disiplinini ilgilendiren, bu bağlamda özel ve genel mahkemelerin görev alanına dahil edilebilecek uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin belirlenmesinde, işçi haklarının sözkonusu olduğu durumlarda, öncelikle iş mahkemelerinin görevli bulunduğunun, bu durumda genel yargılama usullerinden farklı bir usule göre yürütülmesinin, yani bir iş yargısının varlığının zorunluluğunun kabul edildiği, iş yargılamasının ilkelerinin 6100 sayılı HMK'da yer alan bir kısım ilkelerden de ayrıldığı, keza iş hukukunun işçi işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanından ayrıldığı, bir işçi işveren ilişkisinin ileri sürüldüğü halde, ticaret mahkemesinin görevli kabul edilmesi durumunda, yargılama usulüne ilişkin eksikliklerin söz konusu olabileceği, bu bağlamda bir uyuşmazlıkta işçi işveren ilişkisi bulunup bulunmadığını belirleyecek mahkemenin de öncelikle iş mahkemesi olduğu, mevcut belgelere göre, davada taşımacılık yapan davacı şirketin şöförü -fiili taşıyıcı davacı şirketin yardımcısı (işçisi)- olan dava dışı ... olup; taşımanın 24/12/2015 tarihinde davacı şirket üzerine tescilli araçta gerçekleştiği, taraflar arasında emtianın taşınmasında "gönderen", "taşıyan", "gönderilen" gibi taşıma hukukuna ilişkin bir ilişkinin değil; işçi işveren ilişkisinin bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 tarih, 2017/13-647 Esas, 2018/980 Karar sayılı kararında da kaçakçılık olayıyla ilgili olarak aynı yönde karar verildiği, davacı şirketin bünyesinde şoför olarak çalışan ve davalının dava dışı oğlu ile iş ilişkileri devam ederken davacı adına tescilli (ancak fiili olarak davalıya ait olduğu ileri sürülen) araçtaki eylemi nedeniyle davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, uyuşmazlıkta taraflardan davacı şirketin işveren, davalının işçi sıfatını taşıdıkları ve zararın davalının ve davalının dava dışı oğlunun iş sözleşmeleri devam ederken yapmış oldukları hizmetten kaynaklandığı hususu dikkate alındığında, davaya bakmakta görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 114/1.fıkra (c) bendine göre görev hususunun dava şartı olup, HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin taşıma işini üstlendiği emtianın, davalı borçlunun fiili mülkiyetinde ve işletiminde bulunan tır aracıyla taşınması hususunda taraflar arasında mutabakata varıldığını, bu doğrultuda taşınması davalı tarafından üstlenilen emtianın, davalı borçlunun fiili mülkiyetindeki ve işletimindeki tırda iken dava dışı oğlu ve aynı zamanda şoförü olan ...’ın ağır kusuru ve ihmali neticesinde üçüncü kişilerce çalındığını, bu nedenle emtia sahibinin zarara uğradığını, uğramış olduğu bu zararın telafisi amacıyla alacağını ilk yükleniciye temlik ettiğini, ilk yüklenicinin de zararı nedeniyle başlattığı hukuki süreçler sonucunda, aradaki ikinci yükleniciye karşı mahkeme kararı ve icra takibi uygulandığını, nihayetinde ikinci yükleniciye karşı kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olarak ihtiyati haciz ve icra takibi tehdidi altında kalan üçüncü yüklenici konumundaki müvekkili şirketin, söz konusu zararı rücuen karşılamak zorunda kaldığını, dava konusu taşımanın yapıldığı ... plaka sayılı çekici ve ... plaka sayılı dorsenin, dava konusu olay öncesinde müvekkili tarafından 30.12.2012 tarihinde davalı ...'a haricen satıldığını ve fiili hakimiyetinin devredildiğini, ancak resmiyette söz konusu araç ile dorsenin müvekkili şirket üzerinde kaldığını, bu hususun muhataplar ile müvekkili arasında akdedilen 11.09.2017 tarihli "Taahhütname" başlıklı sözleşmenin "İçerik" başlığı altında ilk paragrafta yer aldığının tarafların kabulünde olduğunu, bu bağlamda müvekkili şirketin davalı borçluya yönelttiği talebin, rücunun rücusu niteliğinde olup; davalı borçluya ait somut ve likit bir alacağa dayandığını, yerel mahkemece müvekkili şirket ile davalı arasındaki taşıma sözleşmesinin yok sayılmak suretiyle görevsizlik kararı verildiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında işçi-işveren ilişkisinin olmadığını, davalı tarafın araç işleteni olarak sorumlu bulunduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkette işçi olarak çalışmaya başladığını, daha sonra ise davaya konu çekici araç ve dorseyi satın alarak araç işleten sıfatını kazandığını, davalının resmiyette işçi olarak gözükmesinin, borcun kaynağının işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığını ve uyuşmazlık bakımından iş mahkemelerinin görevli olduğunu göstermeyeceğini, ayrıca bir işçi ile işveren arasındaki işçi-işveren ilişkisi devam ederken, bu ilişkiden bağımsız olarak, işçi ve işverenin bir ticari ilişkiye girmelerine ve aralarında bir taşıma sözleşmesi yaparak bir eser sözleşmesi oluşturmalarına, iş ve sosyal güvenlik hukuku mevzuatımız bakımından bir engelin bulunmadığını, somut olayımızda da bu durumun mevcut olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelere ve Uyap kayıtlarına göre, davalının davacı şirkette 12.12.2012 tarihinde işe başlayıp, 18.10.2017 tarihinde işten ayrıldığı, esasen davalının olay sırasında davacı şirkette şoför olarak çalıştığı hususunun, davacının da kabulünde olduğu, bu durum karşısında mahkemece mevcut belgelere göre, davada taşımacılık yapan davacı şirket ile davalı arasında, taşımanın gerçekleştiği 24/12/2015 tarihinde, emtianın taşınmasında "gönderen", "taşıyan", "gönderilen" gibi taşıma hukukuna ilişkin bir ilişkinin değil; işçi işveren ilişkisinin olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/02/2026 tarihinde HMK 362/1-c maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim