Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/199
2026/225
5 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/199 - 2026/225
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/199
KARAR NO : 2026/225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2025
NUMARASI : 2025/429 E. - 2025/366 K.
DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/09/2025 tarih ve 2025/429 E. - 2025/366 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı, 2023/171976 numaralı "..." ibareli başvurusunun, ...'nin itirazı sonucunda YİDK'nın 2025-M-9287 numaralı kararı ile haksız olarak reddedildiğini, 0.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınal Mülkiyet Kanununu (SMK) uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından markanın, marka sahibi tarafından haklı bir neden olmadan, Türkiye'de ciddi biçimde kullanılamaması ya da kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi durumunda, markanın iptaline karar verileceğini, Markalar Dairesinin 2023/180752 başvuru numaralı "..." ibareli markası hakkında, 19.08.2024 tarihli itiraz eden ...'nin "..." markasının ülkemizde kullanımının ispat edilemediğine ilişkin kararında özetle; 2000/03707, 2011/24298, 186791 numaralı ve "..." ibareli markaların kullanılmadığının tespit edildiğini, Patent Kurumunun karar işlemlerinin gecikmesi, vekalet ibraz zorunluluğu hakkında işlem yapılmaması, yetkisiz temsil işlemi nedeniyle maddi olarak zarara uğramış olduğunu ileri sürerek, usul ve yasaya aykırı iş işlemleri nedeniyle uğranılan zararın karşılığı şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davacının Patent Kurumunun karar işlemlerinin gecikmesi, vekalet ibraz zorunluluğu hakkında işlem yapılmaması, yetkisiz temsil işlemi nedeniyle maddi olarak zarara uğramış olduğunu ileri sürerek, usul ve yasaya aykırı iş işlemleri nedeniyle uğranılan zararın karşılığı şimdilik 5.000 TL maddi tazminat istemiş ise de 2023/171956 sayılı marka başvurusuna itiraz eden .... isimli firmayı davada davalı olarak taraf göstermediği, bu firmaya husumet yöneltmediğinden bu talep hakkında pasif husumet eksikliği bulunduğu gerekçesiyle anılan talep hakkında pasif husumet eksikliği nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece 26.09.2025 tarihli tensip tutanağı ile zorunlu dava arkadaşlığı ve husumet yokluğu konusundaki eksikliği düzeltmek için 2 haftalık kesin süre verildiğini, süresi içinde 12.11.2025 tarihinde birleştirme talepli davanın açıldığını, mahkemece sürpriz bir şekilde kesin süre içinde kalan 13.11.2025 tarihinde kendisine eski tarihli bir karar tebliğ edilerek, tefrik edilen davanın husumet yokluğundan reddedildiğinin bildirildiğini, süresi içinde eksikliğin tamamlanmasına rağmen mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, davalı Kurum'un hizmet kusuru işlediği iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın "Davaların ayrılması" başlıklı 167. maddesi uyarınca "Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder."
Yine 6100 sayılı HMK'nın 138. maddesi hükmü uyarınca mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Ayrıca aynı Yasanın 142. maddesi uyarınca ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.
Dolayısıyla mahkemece dosya üzerinden, sadece dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verilebilir. Hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’iler konusunda ise ön inceleme duruşmasını yapmak kaydıyla tahkikat ve sözlü yargılama duruşmalarını yapmadan karar verilebilir. Böylelikle mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir tahkikat yapılmasına gerek olmadığı görülürse, yani mevcut dosya içeriği ile usul ya da esas bakımından bir karar vermek mümkünse, nihai bir kararla dava sona erdirebilir. (HMK. 138, 142. maddeler).
Esasen ön inceleme aşamasında karar verilebilen usulü sorunların tahkikata bırakılmaması ve ön inceleme aşamasında karara bağlanması gerekir. Ayrıca maddi hukuka ilişkin olmakla birlikte süreler bakımından da karar verilebilen durumlarda, kural olarak kararın tahkikata başlanmadan verilmesi gerekir. Yine taraflar ön inceleme aşamasında sulh ya da arabuluculuk yoluyla anlaşmışlarsa da yine tahkikat yapılamayacaktır. Kanunda açıkça belirtilen bu durumlar dışında da tahkikata ihtiyaç duyulmuyorsa hakim bunu belirterek de karar verebilmelidir. Ancak her halükarda duruşma yapmak ve sözlü yargılama yoluyla tarafları dinleyerek karar vermek zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Usulü sorunlar hakkında karar verirken bu karar ön incelemede verilebilen karar niteliğindedir. Ancak esas hakkında karar verilecekse bunun ön inceleme aşaması içinde verilmesi mümkün değildir. Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlanmalı, uyuşmazlık noktaları tespit edilmeli, taraflar sulh olmuyorsa hakim işin esasına girip karar vermelidir. Dolayısıyla bu durumlarda ön inceleme duruşması yapılmalı, ayrıca sözlü yargılama ve hüküm aşaması da gerçekleştirilmelidir. Yani mahkeme ön inceleme duruşmasının tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemleri yaptıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yargılama kesitlerini aynı oturumda arka arkaya gerçekleştirebilir. Ancak ihtiyaç olmadığından, tahkikat yapılmayacaktır. Çünkü isminden de anlaşıldığı üzere tahkikat, incelenmesi gereken bir husus varsa yapılır, incelenecek bir husus olmayıp yargılama ön inceleme sonucu yeterince aydınlanmışsa, tahkikata gerek kalmayacaktır. Ön inceleme duruşması yapılmadan bir dava yürütülemez, ancak ihtiyaç yoksa tahkikat yapılmayabilir. Tek dikkat edilmesi gereken, bu kesitler aynı duruşmada yapılırsa mutlaka her birinin gereklerinin yerine getirilmesidir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuk, 15.Bası, Cilt:2, s:1335, 1336).
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece 26.09.2025 tarihinde, 2025/412 E. sayılı asıl davadan ayrılan 2025/429 Esas numaralı eldeki davada, evrak üzerinden yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı gerekçelerle 26.09.2025 tarihinde davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle tensiben reddine karar verilmiş, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamaları ise yapılmamıştır.
Oysa HMK'nın 114/1-d maddesinde dava şartı olarak düzenlenen taraf ve dava ehliyeti, medeni hukukta düzenlenen hak ve fiil ehliyetinin, medeni usul hukukundaki karşılığıdır. Somut uyuşmazlıkta ise davacı ve davalı tarafların dava ve taraf ehliyetlerinin bulunduğu açıktır. Buna karşılık ilk derece mahkemesince davanın reddi sebebi olarak değerlendirilen pasif husumet yokluğu kavramı, dava konusu edilen hak ile ilgili bulunduğundan, HMK'nın 114/1-d maddesi kapsamında dava şartı olarak kabulü mümkün olmayan, işin esasına ilişkin bir kavramdır.
Kaldı ki mahkemece pasif husumet eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafça "Patent Kurumunun karar işlemlerinin gecikmesi, vekalet ibraz zorunluluğu hakkında işlem yapılmaması, yetkisiz temsil işlemi" nedenleriyle maddi zarara uğramış olduğu ileri sürülerek, şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Dolayısıyla işbu davada usul ve yasaya aykırı iş ve işlemleri yaptığı ileri sürülen tek kişinin davalı ... olduğu ve sadece uğranılan zararın kaşılığı olan maddi tazminatın istendiği gözetildiğinde, pasif husumetin de sadece Türk Patent ve Marka Kurumuna yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla davalı Kurumun hizmet kusuru işlediği iddiasına dayalı davada, davacının marka başvurusuna itiraz eden .... isimli firmanın davalı olarak taraf gösterilmesine gerek olmadığı halde, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Bu durumda ayrılmasına karar verilen dava yönünden somut uyuşmazlıkta mahkemece, HMK'nın 138, 142. maddelerinde açıklanan istisnai bir durum söz konusu olmadığından, ön inceleme ve tahkikat duruşmasının yapılması, tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra sözlü yargılamaya geçilmesi, ardından da davacının marka başvurusuna itiraz eden .... isimli firmanın, davada davalı olarak taraf gösterilmesine gerek olmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HMK'da düzenlenen yargılama safhaları tamamlanmadan, mahkemenin yeni bir esasına kaydedilen davanın, yazılı gerekçelerle tensiben reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacının istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacının sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/09/2025 gün ve 2025/429 E. - 2025/366 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda herhangi bir harç yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/02/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.