Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2026/198

Karar No

2026/224

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/198 - 2026/224
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/198
KARAR NO : 2026/224
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2025
NUMARASI : 2025/428 E. - 2025/365 K.

DAVANIN KONUSU : Kullanmama Nedeniyle Marka İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/09/2025 tarih ve 2025/428 E. - 2025/365 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı, 2023/171976 numaralı "..." ibareli başvurusunun, ...'nin itirazı sonucunda YİDK'nın 2025-M-9287 numaralı kararı ile haksız olarak reddedildiğini, 0.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınal Mülkiyet Kanununu (SMK) uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından markanın, marka sahibi tarafından haklı bir neden olmadan, Türkiye'de ciddi biçimde kullanılamaması ya da kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi durumunda, markanın iptaline karar verileceğini, Markalar Dairesinin 2023/180752 başvuru numaralı "..." ibareli markası hakkında, 19.08.2024 tarihli itiraz eden ...'nin "..." markasının ülkemizde kullanımının ispat edilemediğine ilişkin kararında özetle; 2000/03707, 2011/24298, 186791 numaralı ve "..." ibareli markaların kullanılmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, 2000/03707, 2011/24298 ve 186791 sayılı "..." ibareli markaların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin 10/01/2024 tarihine kadar SMK 9/1 ve 26/1 maddesi kapsamında kullanmama nedeniyle marka iptali davalarına bakabilmekte iken bu tarihten sonra anılan düzenlemeler gereği kullanmama nedeniyle marka iptallerine artık Türk Patent ve Marka Kurumunun bakacağı, diğer yönden marka iptali taleplerinde iptali istenilen markaların sahiplerine husumet yöneltilmesinin gerektiği gerekçesiyle 2000/03707, 2011/24298 ve 186791 sayılı markaların kullanılmamaları nedeniyle iptali istemli açılan dava 6769 sayılı SMK 26., Geçici 4., 192/1 a maddeleri kapsamında 10/01/2024 tarihinden itibaren bu konudaki talepler hakkında Türk Patent ve Marka Kurumu görevli ve yetkili olduğundan bu davanın görev yönünden usulden reddine, aynı davada bu markaların sahibinin davalı olarak gösterilmediğinden dolayı pasif husumet eksikliği nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkesin mahkemeler önünde yargılanma hakkına sahip olduğunu, hiçbir mahkemenin görev ve yetkisindeki bir davaya bakmaktan kaçınamayacağını, uyuşmazlığın esasını oluşturan taleplerle ilgili olumlu veya olumsuz bir karar vermemesinin gerektiğini, 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilmesinin gerektiğini, SMK'nın 156/2. maddesi uyarınca Kurum kararlarına karşı görevli ve yetkili mahkemelerin FSHHM'leri olduğunu, husumet eksikliğinin kesin süre içinde dava açmak suretiyle giderilmiş bulunduğu halde mahkemenin pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar vermesinin hatalı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece somut uyuşmazlıkta 2025/412 Esas sayılı asıl davadan ayrılan 2025/428 Esas numaralı eldeki davada; 2000/03707, 2011/24298 ve 186791 sayılı markaların kullanılmamaları nedeniyle iptalinin istendiği, 6769 sayılı SMK 26., Geçici 4., 192/1-a maddeleri uyarınca 10/01/2024 tarihinden itibaren bu konudaki talepler hakkında karar verme konusunda Türk Patent ve Marka Kurumunun görevli olduğu, diğer bir deyişle bu davada ilk derece mahkemesinin görevli bulunmadığı gerekçesiyle 26.09.2025 tarihinde davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ilk derece mahkemesi nezdinde 2025/412 Esas sayılı asıl davanın 18.09.2025 tarihinde açıldığı, 26.09.2025 tarihli tensip tutanağı ile 2000/03707, 2011/24298 ve 186791 sayılı markaların kullanılmamaları nedeniyle iptali isteminin asıl davadan ayrılmasına karar verildiği, ayrılan davanın mahkemenin eldeki 2025/428 Esas numarasına kaydedildiği ve 26.09.2025 tarihinde başkaca hiçbir işlem yapılmadan, dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, yukarıda belirtildiği şekilde, davanın görev yönünden reddine karar verildiği, ancak bu kararın verildiği tarihe kadar, gerek asıl davada gerekse de ayrılan davada, dava dilekçesinin henüz davalıya tebliğ edilmediği, (dava dilekçesinin 2025/412 Esas sayılı asıl davada davalıya tebliğ tarihi 07.10.2025'tir) diğer bir deyişle dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmadığı anlaşılmıştır.
Oysa Yargıtay 1. H.D.'nin 10.09.2018 tarih ve 2015/15589 E.- 2018/12112 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hukukumuzda ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunlar sırası ile; dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hükümdür. Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır. ...
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra, öncelikle dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazların incelenmesi; bu konularda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, dosya üzerinden karar verilemeyen dava şartları ile ilk itirazlar hakkında karar verilmek ve diğer öninceleme işlemlerini yapmak üzere tarafların öninceleme duruşmasına davet edilmesi, 6100 sayılı HMK 137 ve 140 maddelerine göre öninceleme duruşmasında gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra, tahkikat duruşmasına geçilmesi gerekmektedir."
Yine aynı husus Yargıtay 8. H.D.'nin 26.12.2017 tarih ve 2017/16071 E.- 2017/17590 K. sayılı ilamında "Dava şartı yönünden dosya üzerinden inceleme yapılarak HMK`nın 138/1. maddesi gereğince karar verilebilirse de, bunun için de dilekçeler değişimi aşamasının (HMK m.126-136) tamamlanması gereklidir (HMK m. 137)." şeklinde belirtilmiştir.
Aynı kabulün gerekçeleri Yargıtay 13. H.D.'nin 08.06.2017 tarih ve 2016/144 E.- 2017/7168 K. sayılı ilamında ayrıntılı bir şekilde şöyle açıklanmıştır: "Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK. m.114/1-c). Dava şartları ve ilk itirazlar, ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği (HMK. m. 122), cevap süresinin beklenmesi (HMK m.127), cevap verilmesi halinde davacıya tebliği (HMK m. 126), davacının cevaba cevap verme süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m.136/1), davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m. 136/1) zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 137/1. maddesinde, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüştür.
Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanundan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut da değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, ileriye dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ötelemiştir. Bu düzenleme ile davacının cevaba cevap dilekçesinde iddialarını değiştirerek ve genişleterek başlangıçta görevli olmayan mahkemeyi görevli hale getirmesi de mümkün hale gelmiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini zorunlu kılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nin 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğe çıkartılmış ise de davalının cevap süresi beklenmeksizin dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi HMK'nin 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar göz ardı edilerek davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmekle birlikte cevap süresi dolmadan görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir."
Bu durum karşısında mahkemece, ayrılmasına karar verilen dava yönünden somut uyuşmazlıkta, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere ve Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına aykırı olarak, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden, dilekçe teati aşaması tamamlanmadan, mahkemenin yeni bir esasına kaydedilen davanın tensiben görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacının istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacının sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/09/2025 gün ve 2025/428 E. - 2025/365 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda herhangi bir harç yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/02/2026 tarihinde HMK 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim