Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/2364
2026/222
5 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2364 - 2026/222
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2364
KARAR NO : 2026/222
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/03/2025
NUMARASI : 2020/148 E. - 2025/73 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/03/2025 tarih ve 2020/148 E. - 2025/73 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... Hiz. A.Ş istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2008 06061, 2008 06065, 2012 17388, 2012 17392, 2011 73059 sayılı “...”, “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın 2019/05714 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, müvekkili tarafından karıştırılma ihtimali ve kötüniyet gerekçeleriyle gerçekleştirilen itirazın dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, davalı yanın itiraz aşamasında kullanım kanıtı talep ederken hangi mal ve hizmetlerin kullanımını istediğini belirtmediğini, geçerli bir kullanım ispatı talebinin bulunmadığını, müvekkili şirketin redde mesnet gösterdiği markalarını tescil edildiği tüm mal ve hizmetlerde kullandığını, davaya konu marka ile müvekkiline ait markaların esas unsurlarının aynı olduğunu ve bütünsel açıdan benzerlik teşkil ettiğini, davalı markasının tüketiciler nezdinde oldukça tanınır hale gelen ve 16.ve 41.sınıfta birçok kişiye ulaşam müvekkili markalarının serisi imajı verdiğini, müvekkili şirket ve markaları ile bağlantılı olduğu izlenimi yarattığını, müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu sınıflarda tescil ettirilmek istendiğini, başvuru sahibi tarafından daha önce de benzer markalar için başvurulduğunu, davalı yanın farklı bir marka başvurusu tercih edebilecek olduğu halde müvekkilinin uzun yıllar emek harcadığı ve tanıttığı markası ile iltibas yaratacak bir markayı tercih etmesinin kötü niyetili olduğunu ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2020-M-3124 sayılı kararının iptali ile 2019/05714 numaralı markanın tescili durumunda 16. ve 41.sınıflar açısından tamamen, 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler.Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri.Matbaa ve ciltleme malzemeleri.Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar.Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları.Büro makineleri.Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı ... Öğretim Kurumları A.Ş. ile ... Hizmetleri A.Ş arasında 06.10.2020 tarihinde devir sözleşmesi düzenlendiği, 2017/91874, 2017/91866, 2017/91846, 2017/91840, 2017/91828, 2017/91815, 2017/44445, 2010/28469, 2011/73059, 2012/56894, 2008/06065, 2016/91753, 2016/91746, 2016/81244, 2016/81221, 2016/78985, 2008/06061, 2007/31430, 2014/107174, 2013/32176 sayılı markalarının 25/08/2021 tarihinde ... Hizmetleri A.Ş'ye devredildiği, devrin marka siciline işlendiği, ... Hizmetleri A.Ş'nin davacı olarak dosyada yer aldığı, YİDK kararı iptali talebi bakımından, marka işlem dosyası kapsamında yayıma yapılan itiraz üzerine başvuru sahibi tarafından muterizin dayanak yaptığı markalarının tescilinin üzerinden başvuru tarihi itibariyle 5 yıl geçiş olması nedeniyle kullanım ispatı talep edildiği, davacının kendisinin belirlediği ve dayanak markalarının tescil kapsamında yer alan 16 veya 41.sınıftaki mal/hizmetlerin kullanıldığının (somut olaya göre davalı şahsın başvurusunu yaptığı 21.01.2019 – 21.01.2014 tarihleri arasında) ispat edilmesinin gerektiği, marka işlem dosyası kapsamında sunulan kullanım ispatı delillerinin tarih kaydı içermeyen görseller ve kendisinin satın alımlarına ilişkin olması ve bunların da herhangi bir marka bilgisi içermemesi karşısında kullanım ispatının gerçekleştirilememesi nedeniyle karıştırılma ihtimali bakımından dikkate alınabilmelerinin mümkün olmadığı, hal böyle olunca başvuru markası ile muteriz davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, hükümsüzlük talebi bakımından, davalı şahsın kullanım ispatı talebinin bulunmadığı, her ne kadar “davacının dayanak yaptığı ve koruması devam eden 2008 06065, 2012 17388, 2012 17392 ve 2011 73059 tescil numaralı markalar ile dava konusu markanın kapsamında yer alan ve dava konusu yapılan 16 ve 41.sınıftaki mal/hizmetler ile 35.05-16.sınıftaki hizmetlerin aynı/benzer olduğu” mübayenet giderici bilirkişi ek raporuyla tespit edilmiş ise de, kullanmama def’i karşısında dava konusu marka ile davacının 2008 06065, 2012 17388, 2012 17392 ve 2011 73059 tescil numaralı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı ... Hizmetleri A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararının yeterli gerekçe içermediğini, davalı başvuru sahibi itiraz aşamasında hangi mal ve hizmetler yönünden kullanım ispatı istediğini belirtmediğinden kullanım ispatı talebinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, sundukları delillerin itiraza mesnet markalarının ciddi kullanımını ortaya koyduğunu, müvekkilinin markaları ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiğini, davalı başvuru sahibi tarafından daha önce de benzer marka başvurularında bulunulduğunu ve sonuçta müvekkili lehine kararlar tesis edildiğini, taraflarınca itiraz edilen usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporunun, anılan itirazlar giderilmeden hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da, hükmün gerekçesinde, "dava dosyası kapsamında marka sahibi davalı şahsın hükümsüzlük istemi bakımından kullanım ispatı talebinin bulunmadığı" belirtildikten sonra "kullanmama def’i karşısında dava konusu marka ile davacının 2008 06065, 2012 17388, 2012 17392 ve 2011 73059 tescil numaralı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğundan söz edilemeyeceği" kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, böylece hükümsüzlük davası yönünden davalı şahsın kullanmama def'inin bulunup bulunmadığı hususunda hem karar gerekçesinin kendi içerisinde ve hem de gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçe ile hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hüküm ile gerekçe çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı ... Hizmetleri A.Ş. vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı ... Hizmetleri A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince 04/03/2025 gün ve 2020/148 E. - 2025/73 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı ... Hizmetleri A.Ş. tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/02/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.