Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1352

Karar No

2026/221

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/1352 - 2026/221
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1352
KARAR NO : 2026/221
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/03/2025
NUMARASI : 2024/288 E. - 2025/91 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, İlan

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/03/2025 tarih ve 2024/288 E. - 2025/91 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış "..." markasının sahibi olduğunu, davalının “...” markasını dernek adı olarak kullanarak müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini, bu durumun tespiti üzerine davalıya noter marifetiyle ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davalı kullanımının toplum nezdinde karışıklık yarattığını, müvekkilinin tanınmış markasının itibarını zedelediğini ve tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlama sonucunu doğurduğunu, davalının kullanımlarını gören halkın davalı ile davacı arasında bir bağ olduğunu düşünmeleri ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının “...” ibaresini kullanımının aynı zamanda müvekkili ile haksız rekabet yarattığını, bu kullanımın davalının müvekkilinin gözetim ve denetiminde olduğu yönünde yanlış bir algılamaya sebebiyet verdiğini ileri sürerek, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, men’ini, "..." ibaresinin davalının dernek adından, tüm tanıtım ürünlerinden, belgelerden, materyallerden, internet ortamından ve tüm sosyal medya hesaplarından kaldırılmasını ve bunların toplanmasını, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı Dernek temsilcisi, davalı derneğin 2015 yılında sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesini sağlamak gibi sosyal amaçlarla kurulduğunu, derneğin çalışmalarında ticari bir amaç güdülmediğini ve ticari menfaat sağlanmadığını, derneğin ... çalışanları tarafından kurulmuş olması nedeniyle isminde “...” ibaresinin geçtiğini, derneğin faaliyetlerine ... genel müdürünün de davet edildiğini, davalı derneğin haksız yarar sağlama amacı gütmediğini ve haksız rekabet teşkil edecek hiçbir faaliyet gerçekleştirmediğini, ancak davalı tarafından “...” isminin kullanılmasının marka hakkı ihlaline yol açtığı yönündeki davacı iddialarının kabul edildiğini, dernek isminden “...” ibaresinin kaldırılması için gerekli prosedürlerin gerçekleştirileceğini, ülke genelinde yaşanan salgın hastalık ve pandemi nedeniyle derneklerin genel kurullarının toplanamadığını, bu nedenle davanın kabulü ile yapılacak olan isim değişikliği doğrultusunda davacı tarafla anlaşma yoluna gidilerek dernek hakkında maddi ve manevi tazminat taleplerinden, hukuki ve cezai yollara başvurma hakkından vazgeçilmesini talep ettiğini belirtmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı derneğin önceki temsilcisine ( ...'a) açıkça davayı kabul yetkisi verilmediği ve davayı kabul beyanının geçerli olmadığı, davalı derneğin "Şekil+... - ... "adı altında 18/11/2015 tarihinde kurulduğu, davanın ise 30/12/2020 tarihli ihtarname gönderilerek aynı tarihte açıldığı, bu şekilde davalı derneğin kuruluşundan 5 yıl geçtikten sonra işbu davanın açıldığı, davacı ...'nin basiretli bir tacirin gerektirdiği ölçüde ve makul süre içinde davalı derneğin (idarenin izni ile kurulan ve idari kaydı bulunan) kuruluş anından itibaren derneğin adında yer alan "..." ibaresinin kullanılmasının engellenmesine yönelik herhangi bir ihtarname göndermediği gibi sonrasında da süresinde dava açmadığı, makul süre geçtikten sonra dava açarak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı ayrıca davalı dernek tarafından derneğin kötüniyetli kurulduğunun da kanıtlanmadığı, makul süre aşıldığından (hak düşürücü süre) davanın reddinin gerektiği, davacının ... asli ibareli markası ve ... ANONİM ŞİRKETİ ticaret ünvanı bulunduğu, davalı derneğin isminin ise ... ... olup davalı kullanımı da "Şekil+... - ... " olduğu hususu gözetildiğinde hedef ortalama tüketici grubunda bu kullanımların ayrı ayrı kuruluşlara ait oldukları düşüncesinin oluşacağı, davalının Dernekler kanunu ve Medeni Kanun kapsamında DERNEK STATÜSÜ içerinde amaç ve faaliyette bulunabileceği, yani mal/hizmet üretme değil amacına uygun yerine göre idarenin denetiminde faaliyet göstereceği, amaca ve tüzüğe aykırılık eylemi halinde de Medeni Kanun 56 ve devamı maddeleri hükümleri kapsamında fesih dahil bazı yaptırımlar ile karşılaşabilecekleri, tüm bu sebeplerle ile davacının tescilli markası ile davalı dernek arasında herhangi bir iltibas/karıştırılma riski olmadığı, davalının ticari ve ekonomik anlamda ... ibaresini markasal bir kullanımı olduğunun da kanıtlanmadığı ve marka tecavüzünün gerçekleşmediği, taraf faaliyetleri arasında birbiri ile çakışan ya da kesişen şekilde TTK anlamında haksız rekabet eylemi de oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markalarının birebir aynısının davalı tarafından dernek adının içinde kullanılmasının karışıklığa neden olduğunu, tanınmış markalarının itibarını zedelediğini, müvekkilinin markalarının tanınmışlık düzeyinden haksız yararlanılması sonucunu doğurduğunu, haksız rekabet yarattığını, davalının, müvekkilinin gözetim ve denetiminde bulunduğu yönünden yanlış bir algılamaya sebebiyet verdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı adına davaya cevap dilekçesi sunan önceki temsilcisi ...'a açıkça davayı kabul yetkisi verilmediğinden, somut olayda HMK'nın 308.maddesi anlamında davayı kabulün söz konusu olmadığı, davacının "..." markasının davalı tarafından dernek adının içerisinde kullanıldığı ve bu durumun, davalının, davacının gözetim ve denetiminde olduğuna dair bir algı oluşturduğu iddiasıyla işbu dava açılmış ise de, haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için davalının uygulama ve eylemlerinin ticari etki doğurmasının zorunlu olduğu oysa davacı ile davalının aynı ya da benzer alanlarda faaliyet göstermedikleri, davalı derneğin ticari bir kurum olmadığı veya dosyaya yansıyan ticari faaliyetinin bulunmadığı, davalının dernek tüzüğü kapsamındaki faaliyetlerinin markasal nitelikte bulunmadığı, ticari bir etki yaratmasının ya da iktisadi rekabet ortamını ve piyasayı etkilemesinin mümkün olmadığı, bu durum karşısında davalının ticari hayata yansımayan dava konusu eyleminin SMK'nın 29/1. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz ve TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2025 tarih, 2024/4869 Esas, 2025/3092 Karar sayılı ve 15/01/2025 tarih, 2024/1736 Esas, 2025/147 Karar sayılı kararlarının da bu yönde olduğu, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim