Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/871

Karar No

2026/236

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/871 - 2026/236
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/871
KARAR NO : 2026/236
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/02/2024
NUMARASI : 2023/56 E. - 2024/85 K.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/02/2024 tarih ve 2023/56 E. - 2024/85 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin sigortalısı olan lojistik şirketinin, yurtiçi taşıma işlerinde oluşabilecek üçüncü şahıs zararlarına karşı ''Yurtiçi Sorumluluk Poliçesi'' yaptırdığını, bu şirkete ait aracın Ankara Gölbaşı ilçesinde karıştığı kaza sonucu ... plakalı aracın sürücüsü ...'nın vefat ettiğini, araç içinde taşınan enjeksiyon makinesinin ise ağır hasar aldığını, kazanın davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... sayılı aracın arka lastiğinin patlaması üzerine sağ şeride park etmesi ve ... plakalı aracın sürücüsü ve aynı zamanda ...'nın kardeşi olan ...'nın yardım etmek amacıyla bu aracın arkasında durması sonrasında, aynı istikamette seyir halinde olan müvekkilinin sigortalısı şirkete ait araç sürücüsünün park halindeki araçların solundan geçmek isterken hızla gelen bir kamyonet nedeniyle sola geçemeyip yolda duran ... ve ...'e çarpmamak için direksiyonu sağa kırması nedeniyle meydana geldiğini, kazanın araçlarını emniyet şeridine iyice sokmayan ve yaya olarak yol ortasında duran ... ve ...'nın kusurundan kaynaklandığını, bu kişilerin kazanın oluşumundan ve dolayısı ile meydana gelen zarardan müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin poliçe nedeniyle yapmış olduğu ödemeler için TTK'nın 1472. maddesi gereğince sorumlulara karşı rücu hakkının bulunduğunu, nitekim bu sorumlulukları nedeniyle davalılar aleyhine Gölbaşı İcra Dairesi 2022/1740 E. sayısı ile başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, borcun dayanağı olduğu iddia edilen 14/09/2021 tarihli kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, meydana gelen kaza sonucunda Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/501 E. sayısı ile kamu davası açılmış olup bu dosya kapsamında tanzim edilen 21/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda sigortalı aracın sürücüsü ...'ün kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu ve müvekkili ile maktul kamyon sürücüsü ...'nın ise kusursuz oldukları yönünde tespitin bulunduğunu ve buna bağlı olarak müvekkiline karşı rücu koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, kazanın oluşumunda müvekkiline ait aracın sürücüsü ...'nın kusurunun olmadığını, Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi 2021/501E. 2022/173 K. sayılı dosyasında kusur yönünden yapılan bilirkişi incelemesi ile bu hususun açıklığa kavuştuğunu, yapılan yargılama sonucunda sigortalı aracın sürücüsünün TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca taksirle adam öldürme suçundan cezalandırıldığını ve ayrıca davacının talep ettiği zararın varlığını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, kaza tespit tutanağı, Ağır Ceza Mahkemesi ve savcılık aşamasında alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren karayolları fen heyetinden emekli üç kişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda ifade edildiği üzere; ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'nın, yönetimindeki kamyonet cinsi araç ile Ankara- Niğde otoyolunda seyir halinde iken Gölbaşı ilçesi Yavrucuk mahallesi sınırları içerisinde sağ arka lastiğinin patlaması sonucu aracını taşıt yolunun sağındaki emniyet şeridine çektiği, ...’nın yönetimindeki ... plakalı araç ile gelerek kardeşinin aracının arkasına park ettiği, sürücülerin gerekli güvenlik önlemlerini aldıkları, bu sırada aynı istikamette seyir halinde olan dava dışı sürücü ...’ün, yönetimindeki ... plakalı araç ile önce ... plakalı kamyona, sonrasında bu araçtan taşıt yoluna inen sürücü ...’ya çarptığı, olayın oluş şekline göre, davalı ...'nın kazanın oluşumunda kusurlu bir hareketinin bulunmadığı, ... plakalı TIR sürücüsü ...'ün tamamen kusurlu olduğu, dolayısı ile davalıların KTK ve TBK uyarınca hukuki sorumluğunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/501 E.-2022/173 K. sayılı kararının yanlış değerlendirildiğini, anılan kararda ve bu karara mesnet Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın düzenlediği 13/01/2022 tarihli raporda "araçlarını emniyet şeridine tam yanaştırmayıp yolun sağ şeridini kısmen ihlal edecek şekilde arka arkaya parkeden '... ile ... plaka sayılı araçların sürücülerinin her birinin tali kusurlu olduğu" yönünde tespitin bulunduğunu, ...'nın sevk ve idaresindeki aracın lastiğinin patlaması nedeniyle karayolunda duraklaması zorunlu hale gelmiş ise de, bu duruma ilişkin 2918 sayılı kanun da ve ilgili yönetmelikte öngörülen tedbirlerin alınmadığını, ne Kaza Tespit Tutanağı'nda ne de Adli Tıp Kurumu raporunda bu tedbirler kapsamında konulduğu beyan edilen ön ve arka reflektörlerin mesafelenme ölçüsünün hiç değerlendirmediğini, sağ şeridi taşar şekilde araçlarını park eden sürücülerin Karayolları Trafik Yönetmeliği'ni ihlal etmesinin yanında kendilerinin de yol üzerinde durmakla, KTK 68/1 uyarınca, trafiği tehlikeye düşürerek, gece vakti ışıklandırması olmayan yolda sigortalı aracın kaza yapmasına neden olduklarını, mahkeme dosyasına sunulan ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı olarak davacı tarafından dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere, davacı vekili, müvekkili nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın, sigortalı tarafından taşındığı esnada meydana gelen trafik kazası sonucunda ağır hasar gördüğünü, sigorta poliçesi gereği emtia sahibi üçüncü kişiye 27.500,00 Amerikan Doları ödeme yapıldığını, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün yanı sıra kazaya karışan diğer iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu ileri sürerek, davalıların icra takibine yönelik itirazının iptali davası açmıştır.
Yargıtay'ın bu konuda yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere İİK'nun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bu tür davalarda, uyuşmazlığın icra takibinde dayalılan borcun sebebi ve talep edilen alacak miktarı ile sınırlı olarak incelenip çözüme kavuşturulması gerekir.
Ayrıca, TTK'nın 1472 maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesi uyarınca rücu davasının açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2018 tarih ve 2016/12047 E.-2018/4971 K. sayılı)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacı sigorta şirketi tarafından 14/9/2022 tarihinde davalılar hakkında sigorta poliçesi uyarınca yapılan ödeme nedeniyle asıl alacak ve işleyen faizden oluşan toplam 94.151,93 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 26/9/2022 tarihinde davalı ...'ya, 12/11/2022 tarihinde de davalı ...'ya tebliğ edildiği, davalı ...'nın 29/9/2022 tarihinde, davalı ...'nın 14/11/2022 tarihinde borca itiraz ettiği ve eldeki itirazın iptali davasının süresi içinde 20/1/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın, sigortalı şirketin taşıdığı eşyanın taşıma sırasında uğramış olduğu hasar nedeniyle davacı tarafından yapılan ödemeden dolayı TTK'nın 1472 maddesi kapsamında davalılara rücu hakkının bulunup bulunmadığı çerçevesinde incelenip sonuçlandırılması gerekmektedir.
Davacı taraf, sigortalısına ait araç sürücüsünün kusurlu olduğunu kabul etmekle birlikte, kazanın oluşumunda ... ve ... plakalı araç sürücülerinin de kusurlu olduğunu, dolayısı ile sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödeme nedeniyle bu araçların sürücüsü, malik/işleteni vasfına haiz davalılara kusurları oranında rücu edilebileceği iddiasındadır. Dosya kapsamında bulunan 14/1/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağında ... ve ... plakalı araçların emniyet şeridinden sağ şeride taşacak şekilde park halinde oldukları ve sigortalı şirkete ait aracın önce bu araçlara ve sonrasında sağ şeritte yaya olarak durmakta olan sürücülere de çarptığı, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün KTK 52/1b maddesine göre, diğer iki sürücünün ise aynı Kanun'un 68/1-a hükmü uyarınca kusurlu oldukları yönünde tespitte bulunulmuştur. Yine dosya içinde bulunan Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/501 E sayılı dosyasına sunulan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda, gece vakti otoyolda, lastik patlaması nedeniyle gerekli önlemleri alan, ancak emniyet şeridine tam yanaşmayıp sağ şeridi kısmen ihlal edecek şekilde park eden ve araçlarının solunda yola gelecek şekilde durarak can güvenliklerini tehlikeye atan sürücüler ... ve ...'nın kendi adlarına tali kusurlu oldukları bildirilmiştir. Aynı dava dosyasında yapılan keşif üzerine trafik uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda ise, lastik patlaması sonucu araçlarını yolun sağ kenar tarafında bulunan emniyet şeridine park eden ve dörtlülerini yaktıktan sonra araçlarının arkasına duba ve reflektör koyan bu sürücülerin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurlarının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalıların kusur durumuna ilişkin dosya kapsamında bulunan bu raporlar arasındaki çelişki nedeniyle ilk derece mahkemesi yeni bir bilirkişi raporu temin etmiştir. Makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti, kazanın oluşumunda davacının sigortalısına ait aracın sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğuna yönelik tespitten sonra, taşıt yolunun sağındaki emniyet şeridi üzerine trafik işaretleri ile işaretlenmiş alanda park halinde iken arkadan gelen aracın çarpması ile oluşan kaza da diğer sürücülerin kusurunun bulunmadığı tespitinde bulunmuştur. İçeriği özet olarak belirtilen bu raporların tamamında davacı şirketin sigortalısına ait araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu tespitine yer verilmiş ise de, diğer iki sürücünün kusuru hususuna ilişkin bir görüş birliği bulunmamaktadır. Hükme esas alınan ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla temin edilen üç makine mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti, sonuç olarak ... ve ... plakalı araç sürücülerinin kusurunun bulunmadığı tespitinde bulunmuş ise de, kazanın gerçekleşmesinden hemen sonra olay mahallinde resmi kolluk görevlileri tarafından tutulan kaza tespit tutanağındaki emniyet şeridinde bulunan araçların sağ şeride taşacak şekilde park edildiği ve bu nedenle bu iki sürücünün de kendi adlarına kusurlu olduğu yönündeki maddi olgulara hangi nedenle değer verilmediği hususunu irdelememiştir. Esasen dosyada mevcut ve ... ve ... plakalı araç sürücülerin kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı tespitini içeren diğer raporlarda da bu yönde bir değerlendirme bulunmamaktadır. Oysa bu olgu davacı şirketin iddiasının temel dayanağını oluşturmaktadır. Anayasa'nın 36. Maddesinde güvence altına alına "Adil Yargılanma Hakkı" kapsamındaki "Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesi" ve bu ilkenin hukuk yargılamasındaki özel görünümlerinden olan 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesindeki " Hukuki Dinlenilme Hakkı" uyarınca davacının sonuca etki etmesi muhtemel bu iddiası üzerinde durularak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece yapılması gereken, TTK'nın 1472 maddesine dayalı olarak açılan işbu davada, ... ve ... plakalı araç sürücülerinin kazanın oluşumunda müterafik kusurlu olup olmadıklarının yukarıda açıklandığı üzere, kaza tespit tutanağındaki maddi olgular gözetilerek içinde trafik sektöründe uzman bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bilirkişi heyetinden rapor alınarak kazanın oluşumunda, asli kusurlu sigortalı araç sürücüsünün dışında kalan ... ve ... plakalı araç sürücülerinin herhangi bir kusurlarının bulunup bulunmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 16/02/2024 gün ve 2023/56 E. - 2024/85 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davacı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınan 13.700,00-TL tutarındaki teminat mektubunun GERİ VERİLMESİNE,
8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/02/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim