Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/65
2026/271
6 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/65 - 2026/271
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/65
KARAR NO : 2026/271
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/09/2023
NUMARASI : 2022/371 E. - 2023/333 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Tescili
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/09/2023 Tarih ve 2022/371 Esas - 2023/333 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili, müvekkillerinin 2020/146609 sayılı ve “... ...” ibareli başvurusunun davalı şahsın gerçek hak sahipliği iddiasına dayalı SMK2nın 6/3 maddesi uyarınca yaptığı itirazının dava konusu YİDK kararı ile kabul edilerek, başvurunun tescili istenen bir kısım mal ve hizmetler yönünden reddedildiğini, oysa davacıların Eskişehir’de sahibi/ortağı oldukları ... Ltd. Şti. isimli işletme ile birçok marka altında sirke ve sos üretimi ve satışı sektöründe hatırı sayılır müşteri portföyü ile piyasada faaliyet gösterdiklerini, müvekkilleri adına tescilli 2007/2929, 2012/51870 sayılı ve “...” ibareli markaların bulunduğunu, davalının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığını, zira davacıların ortağı ve yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti.’nin davalı şahsın ibraz ettiği faturalardan önceki tarihleri haiz, 2013 tarihli faturalarında dava konusu edilen markayı kullandığının görülebileceğini, davalının davacılar adına tescilli olan “...” markasını haksız bir biçimde kullanmasını önlemeye yönelik olarak davacılar tarafından davalıya Eskişehir 8. Noterliği’nin 10.08.2020 tarihli ve 18040 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtarnameye karşılık olarak davalı şahsın davacılar aleyhine Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2021/285 Esas no.lu dosya kapsamında yargılaması sürmekte olan davayı açtığını, bu davanın konusunun “...” markasının dava dışı ... Gıda Ltd. Şti.’den davacıların miras bırakanı ...’e devrinin iptali ve markanın dava dışı ... Gıda Ltd. Şti. adına tescili olduğunu, davalı şahsın sahibi olduğu markaların hak sahipliğinin halen çekişme konusu olmasının davalı şahsın huzurda dava konusu edilen itirazları doğrultusunda verilen YİDK kararını da haksız kıldığını, söz konusu davanın kazanılması durumunda dahi bu markaların sahibinin davalı şahıs değil dava dışı ... Gıda Ltd. Şti. olacağını, kaldı ki dava konusu edilen “...” markasına ayırt edicilik kazandıranın davalı şahıs olmadığını, ayrıca davalının markasal kullanımlarının yoğun ve ciddi kullanma sayılamayacağını, bu kullanımların Eskişehir ili ile sınırlı kalmasının da bu hususu teşvik ettiğini ileri sürerek, ... YİDK’nın dava konusu edilen 03.08.2022 tarihli ve 2022-M-9686 sayılı kararının, davalı itirazlarını kabul eden kısmı yönüyle iptaline ve dava konusu başvurunun tescili istenen tüm emtia yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkil, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1993 yılında kurulan “... Paz. Ltd. Şti.”nin kurucu ortaklarından olduğunu, davacıların şirketin diğer ortağı ve davalı şahsın kardeşi olan merhum ...’in mirasçıları olduğunu, daha sonra ticaret unvanı “... Gıda Mad. Loj. Paz. San. Tic. Ltd. Şti.” olarak güncellenen bahsi geçen şirketin müdürlüğüne 13.10.2009 tarihinde 10 yıl süre ile ...’in atandığını, bu arada müvekkilinin 2000 yılında kendi adına şahıs firması kurarak 2007 yılında “...” markasını 2007/29291 sayı ile tescil ettirdiğini, daha sonra bu markayı ortağı olduğu şirkete devrettiğini, 2013 yılında ortakların arası bozulunca her birinin farklı firmalar altında ticari faaliyetlerini devam ettirdiklerini, ...’in şirket müdürlüğü yetkisinin sona ermesinden hemen önce 2007/29291 ve 2012/51870 sayılı markaları davalı şahsın bilgisi haricinde kendisine sattığını, davalının izni/haberi olmayan bu işlemin iptali için 16.10.2019 tarihinde Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2019/537 Esas no.lu dosyasında açtıkları davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleşmesi halinde davacıların “...” markası üzerinde hiçbir haklarının kalmayacağının açık olduğunu, bahsi geçen davanın huzurdaki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, ...’in yakın zamandaki vefatından sonra mirasçılarının Eskişehir 8. Noterliğinin 10.08.2020 tarihli ve 18040 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalının markaya tecavüz fiillerini durdurmasını ihtar ettiklerini, halbuki “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, dava konusu edilen markanın aynı zamanda müvekkilinin ismini de ihtiva ettiğinden reddinin gerektiğini, davalının %50 ortağı olduğu şirket çatısı altında da kendi şahıs şirketinin çatısı altında da dava konusu edilen markayı aktif bir biçimde kullandığını, muvazaalı ve yargıya intikal etmiş olan bir devir işlemine dayalı olarak davacıların hak iddia etmelerinin davacıların kötü niyetinin ve “basiretli bir tacir” gibi davranmadıklarının açık bir tezahürü olduğunu, davacıların gerçek hak sahipliği iddialarına mesnet olarak sunmuş oldukları 2 adet eski tarihli faturada markayı kullananın davacı şahıslar değil ... Ltd. Şti. olduğunu, davalının gerçek hak sahibi olduğu bir markanın ilgili sektörde davacılar tarafından kullanılmasının iltibas yaratacağının açık olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda belirildiği üzere, davalı şahsın kurum nezdinde ileri sürdüğü delil ve belgelerle davalı şahsın 2013 yılından itibaren, “... ...” ve “...” markalarını, gerçek kişi olarak yürüttüğü ticari faaliyetleri kapsamında, “üzüm sirkesi, limon sosu, elma sirkesi, nar ekşili sos, beyaz sirke” emtiaları üzerinde ve bu emtiaların satışı hizmetlerinde, yoğun, ciddi ve istikrarlı bir biçimde markasal hüviyette kullandığını ispatladığı, davalının " ... " şeklindeki üzüm sirkesi, limon sosu, elma sirkesi, nar ekşili sos, beyaz sirke ürünlerinin çeşitli şirketler adına satışına yönelik tescilsiz markasal kullanımları ile dava konusu "..." asli unsurlu başvuru arasında, dava konusu başvurunun reddedildiği "(Sınıf 29:) Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, (Sınıf 30:) Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar, (Sınıf 32:) Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar, (Sınıf 35:) Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar", "Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar", "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel, işitsel, anlamsal benzerlik oluştuğu, dava konusu başvurunun anılan mal ve hizmetler yönünden SMK2nın 6/3 maddesi gereğince reddine dair YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, somut olayda SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının oluşmadığını, anılan madde için işaretin tescilsiz olarak kullanılması gerektiğini, oysa davalının bu iddiasına dayanak gösterdiği markasının 2007-2010 tarihleri arasında adına tescilli bulunduğunu, bu markanın daha sonra davalının da ortağı olduğu ... Gıda..Lt TŞİ'ne devredildiğini, artık bu markadan kaynaklı tüm hakların dava dışı şirkete ait olduğunu, aksinin kabulünün markayı devreden kişinin devrettiği kişiye karşı önceye dayalı hak sahipliği iddiasında bulunma sonucunu doğuracağını, diğer taraftan müvekkilleri adına "... "ibareli, 2007/29291 ve 2012/51870 sayılı markaların müvekkilleri adına tescilli olduğunu, diğer taraftan SMK'nın 6/3 maddesi, için aranan nizasız kullanım şartının gerçekleşmediğini zira dava konusu ibareyi oluşturan "..." ibareli markların sahibi kim olduğunu halen çekişme konusu olduğunu, kabul anlamına gelmek kaydıyla 2007/29291 ve 2012/51870 sayılı markaların müvekkillerine devrin iptal edilmesi halinde dahi hak sahibinin davalı değil dava dışı ... Gıda Ltd Şti olacağını, öte yandan davanın niteliği gereği YİDK kararında belirtilen gerekçelerin dışına çıkılamayacağını, dava konusu YDİK kararının davalının kullanımlarının 2014 yılından başladığı kabul edilmesine rağmen mahkemece alınan bu kullanımların 2013 yılından itibaren başladığını kabul edilmesinin hatalı olduğu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ile başvurunun tescili istenen tüm mal ve hizmetler yönünden tescili istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesinde, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmü bulunmakta olup, bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamak için düzenlendiği, 6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, önceye dayalı hak sahipliğine dayanılabilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2275 Esas, 2019/3674 Karar ve 13/05/2019 tarihli kararının da bu yönde olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, işlem dosyasına davalı tarafça sunulan delillerle davalının dava konusu başvurunun asli unsurunu da oluşturan "..." ibaresini dava konu başvuru tarihinden çok önce, gerçek kişi olarak yürüttüğü ticari faaliyetleri kapsamında, “üzüm sirkesi, limon sosu, elma sirkesi, nar ekşili sos, beyaz sirke” emtiaları üzerinde ve bu emtiaların satışı hizmetlerinde, yoğun, ciddi ve istikrarlı bir biçimde yerelden daha geniş bir coğrafyada, markasal hüviyette kullandığını ispatladığı, davalının bu kullanımlarının SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında aranan nitelik ve nicelikte bulunduğu, davalının SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında hak sahibi olduğunu ispatladığı sayılan mal ve hizmetler ile başvuru kapsamından çıkarılan uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin de benzer olduğu, bu bağlamda davalının dava konusu başvuruyu oluşturan ibare üzerinde, davacıların başvurusuna yani davacılara göre, öncelikli hak sahibi olduğu anlaşıldığından dava konusu başvuru kapsamından uyuşmazlık konusu malların SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca reddine dair YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile 462,15-TL bakiye harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.