Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/428

Karar No

2026/250

Karar Tarihi

6 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/428 - 2026/250
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/428
KARAR NO : 2026/250
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/07/2020
NUMARASI : 2019/20 E. - 2020/70 K.

DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/07/2020 Tarih ve 2019/20 Esas - 2020/70 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalılar ... AŞ ile ... tarafından istenilmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait 2018/45858 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun 16. ve 41. sınıflarda yayına çıktığını, ancak davalıların itirazı üzerine yayına çıkan söz konusu marka başvurusunun reddedildiğini, benzer bulunan markaların davalı ...’un 2001/19865 numaralı “...”, 2009/15748 numaralı “... şekil”, 195160 numaralı “...” ve 3 numaralı davalı ...’nın 2018/31839 numaralı “...” markaları olduğunu, davalı ... ile 1992 yılından bu yana “...” markasının gerçek hak sahipliği, kötüniyetle tescil edilen markaların hükümsüzlüğü, haksız rekabet ihtilaflarının bulunduğunu, davalı adına tescilli “...” ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve haksız rekabete karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ...’nın “...” markası ile müvekkilinin markası arasında benzerlik bulunmadığını, “.../...” ibaresinin eğitim alanında ayırt ediciliği yüksek bir ibare olmadığını, davalı ...’un redde dayanak yapılan markalarının tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına rağmen, müvekkilinin kullanmama defi savunmasının dikkate alınmadığını ileri sürerek 2019-M-5841 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, başvuruya konu marka ile redde mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal algısı yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu, bu benzerliğin markaları oluşturan işaretlerin ayırt ediciliklerinin düşük olduğuna ilişkin davacı iddialarını ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, kaldı ki ayırt edicilik düşük olsa bile bunun markanın hiç korunmayacağı anlamına gelmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... AŞ vekili, davacının markasının müvekkilinin redde mesnet “...” ibareli markasının tescilli olduğu 16. ve 41. sınıflarda yapıldığını, davacının söz konusu marka başvurusu ile davalı müvekkilin sektördeki tanınırlığından istifade etmeye çalıştığını, davacının markasını reddeden Kurum kararının haklı olduğunu, davacının “...” ibaresinin arasına “...” ibaresini ekleyerek, müvekkilinin markasını etkisiz kılma, ona benzeme, ortalama tüketici nezdinde karışıklık yaratma, müvekkilinin bilinirliğinden ve güvenirliğinden faydalanma amacı taşıdığını, davacının marka başvurusu ve davalı müvekkilinin tescilli markası arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin yayına itirazlara karşı ileri sürdüğü karşı görüş dilekçesi içeriğinde, redde mesnet alınan 2001/19865, 195160 ve 2009/15748 markaların kullanmama def'ine konu olduğu açıkça belirtilmediğinden bu markalar bakımından usulüne uygun bir kullanmama def'inin ileri sürülmediği, davacı tarafça kullanmama def'ine konu edilen davalı ... şirketine ait 2018/31839 sayılı markanın tescil tarihinden itibaren davaya konu marka başvurusunun yapıldığı tarihe kadar en az beş yıldır tescilli olmadığı gözetildiğinde bu marka bakımından kullanmama def'inin hüküm ve sonuçlarını doğuracağının söylenemeyeceği, kullanmama def'i bakımından yapılan değerlendirmede hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, redde mesnet alınan markalar ile davacıya ait marka başvurusu arasında mal ve hizmet benzerliği bulunduğu, "..." kelimesinin tescili istenen 41. sınıf hizmetler yönünden doğrudan tanımlayıcı bir niteliği bulunmadığı, ancak ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğu, dava konusu marka başvurusunu oluşturan "..." ibaresinin ise İngilizce yaygın olarak bilinen, Türkçe'de "..." anlamına gelen bir kelime olduğu, 41. Sınıfta bulunan hizmetler bakımından "..." ibaresinin, hizmetin verildiği yeri belirten bir ibare olması nedeniyle ayırt ediciliği bulunmayan, tamamlayıcı/yan bir kavram olduğu, 41. sınıf hizmetler bakımından davaya konu marka başvurusunu oluşturan "... ..." ibareli esas unsur ile redde mesnet alınan "..." ve "..." ibareli esas unsurlu markalar karşılaştırıldığında, başvuru markasını oluşturan zayıf nitelikli "..." ibaresinin yanına "..." ibaresinin eklenmesi suretiyle yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, zayıf markalarda yapılacak nispeten ufak çaplı değişikliklerin iltibas tehlikesini bertaraf edeceği, 41. sınıf kapsamında yer verilen eğitim hizmetlerinde ortalama tüketicinin hizmeti alım ve değerlendirme süresinin, anlık bir algıdan oluşacak kadar kısa süreli olmadığı, bu sektörde "..." ve "..." ibareleri ile sıklıkla karşılaşan ortalama tüketicinin davacıya ait marka başvurusu ile karşılaştığında bu ibareyi davalı şirketlere ait redde mesnet markalardan ayırt edebileceği, bu nedenle iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 16. sınıfta bulunan malların ortalama tüketicisinin algı ve dikkat düzeyi dikkate alındığında; davaya konu "..." ibareli marka başvurusu ile redde mesnet alınan "..." ibareli marka arasında "... ..." ibarelerinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerlik bulunduğu, redde mesnet "..." ibaresinin başvuru markasında yer aldığı, başvuru markasında yer alan "..." ibaresinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek asgari ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğu, davacıya ait marka başvurusunu gören ortalama tüketicilerin bir kısmının 16. Sınıfta bulunan malları alım için ayıracakları süre içerisinde bu markanın redde mesnet alınan marka ile aynı veya ilişki içerisinde bulunan marka olarak algılayabilecekleri, başvuru markasını, redde mesnet markanın seri markalarından biri olduğu yönünde yanılgıya düşebilecekleri, bir kısım tüketicinin farklı bir marka karşısında bulunduğunu idrak etse bile redde mesnet marka sahibi ile davaya konu marka başvurusu sahibi arasında idari veya ekonomik bir bağ bulunduğu hususunda yanılgıya düşebileceği, bu nedenle 16. Sınıfta bulunan emtia bakımından iltibas tehlikesinin mevcut olduğu, davacıya ait önceki tarihli markaların hiçbirinin asli unsuru korunarak eldeki davaya konu marka başvurusunun oluşturulmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin müktesep hak iddiası yerinde bulunmadığı, SMK m.6/1 hükmü kapsamında ve nisbi tescil engeli bağlamında yaptığı değerlendirmede redde mesnet marka sahiplerinin kötüniyetli olup olmadığı hususlarını değerlendirme yükümlülüğü bulunmadığı, redde mesnet marka sahiplerinin kötüniyetli olduğundan bahisle SMK m.6/1 hükmünde düzenlenen nisbi tescil engelinin aşılacağından söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; 41. Sınıfta bulunan hizmetler bakımından davacı tarafından ileri sürülen itirazların reddine ilişkin 2019-M-5841 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2018/45858 başvuru numaralı “...” markası hakkında verilen YIDK kararının iptalini ve tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi gerektiğini, kullanmama defi savunmasının dikkatte alınmamasının savunma hakkının kısıtlanması olduğunu, müvekkili adına adına 1996 tarihinden bu yana başta 16 ve 41. sınıflarda olmak üzere “...” ibareli birçok markasının tescilli olduğunu, seri marka konumunda olan marka başvurusunun hukuken korunması gerektiğini, YİDK Kararının iptali gerekirken aksi yönde oluşturulan kararın kaldırılması gerektiğini, “...” markasının 16 ve 41. Sınıfta gerçek ve üstün hak sahipliğinin gözetilmediğini, YİDK Kararları arasında tutarsızlıklar oluştuğunu, “... ... ..." markasının ret sebebi yapılan markalarla işitsel, görsel, anlam ve kavram bakımından benzer olmadığını, davalı “... EĞİTİM” firmasının tüm ret sebebi yapılan markalarının hükümsüz kılınması ve söz konu tüm markaların kötüniyet kapsamında kaldığının mahkeme kararlarıyla hüküm altına alınması gözetilmeden kararın oluşturulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunun aksine karar verilmesinin mümkün olmadığını, ... ibaresinin ... anlamına gelmesi nedeniyle markaya ayırt edicilik katmasının mümkün olmadığını, müvekkilin markasının taklidinden ibaret olduğunu, müvekkilinin ... esas unsurlu markalarını 45 yılı aşkın süredir kullanmakta olup, üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markasının tesciline ilişkin YİDK kararı yerinde olup müvekkilinin tescilde önceliği karşısında davacı markasının tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının 41. Sınıfta tescilli olup markann ayırt ediciliği düşük olduğu gerekçesi ile karşı yan markasının tesciline müsaade edilemeyeceğini, karşı yan markasının tescilinin mümkün olmadığını, davanın tümden reddi gerektiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış hale geldiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bütüncül olarak yapılan değerlendirme sonucu dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet davalı markaları arasında karıştırılmaya neden olacak derecede, işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, taraf markalarında “...” “...” ve “...” ibarelerinin ortak unsur olarak yer aldığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu ve aralarında karıştırılma/iltibas ihtimalinin mevcut olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, redde mesnet alınan 2001/19865, 195160 ve 2009/15748 sayılı markalar yönünden usulüne uygun bir kullanmama def'inin ileri sürülmediği, davacı tarafça kullanmama def'ine konu edilen davalı ... şirketine ait 2018/31839 sayılı markanın tescil tarihinden itibaren davaya konu marka başvurusunun yapıldığı tarihe kadar en az beş yıldır tescilli olmadığı, bu nedenle bu marka bakımından kullanmama def'inin hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı, davaya konu "..." ibareli marka başvurusu ile redde mesnet alınan "..." ibareli marka arasında "... ..." ibarelerinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerlik bulunduğu, "..." kelimesinin tescili istenen 41. sınıf hizmetler yönünden doğrudan tanımlayıcı bir niteliği bulunmadığı, ancak ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğu, davacı vekilinin müktesep hak iddiası yerinde bulunmadığı, redde mesnet marka sahiplerinin kötüniyetli olduğundan bahisle SMK m.6/1 hükmünde düzenlenen nisbi tescil engelinin aşılamayacağı anlaşılmakla davacı vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin tüm, ... vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasından sonra davalılarca yapılan itiraz sonucunda başvurunun reddine karar verildiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın davacı ile davalılar ... AŞ ve ... vekillerince istinaf edildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın öncelikle davacının başvurusuna konu markası ile davalıların itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacının başvurusuna konu ibarenin "..." olduğu, davalı ... AŞ'nin itiraza mesnet 2001/19865 numaralı “...”, 2009/15748 numaralı “... şekil”, 195160 numaralı “...” ve davalı ... Eğitim A.Ş.'nin itiraza mesnet 2018/31839 numaralı “...” ibareli markalarının bulunduğu, davaya konu "..." ibareli marka başvurusu ile redde mesnet alınan 2018/31839 numaralı “...” ibareli marka arasında "... ..." ibarelerinden kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerlik bulunduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar mahkemece, dava konusu marka başvurusunu oluşturan "..." ibaresinin zayıf olduğu, 41. sınıf kapsamında yer verilen eğitim hizmetlerinde ortalama tüketicinin hizmeti alım ve değerlendirme süresinin, anlık bir algıdan oluşacak kadar kısa süreli olmadığı, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, her iki markanın da "..." kelimesi ile başladığı, tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç noktasına toplanacağı, diğer yandan "..." ibaresinin markanın kapsamı itibariyle tasviri bir kelime olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda hem davacı başvurusunun hem de davalı ... Eğitim A.Ş.'nin itiraza mesnet 2018/31839 numaralı “...” ibareli markasının ortak "..." esas unsurunu içermesi nedeniyle benzer olduğu anlaşılmakla mahkemenin bu kanaatinin yerinde bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ancak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davalı ... Eğitim AŞ'nin itirazına mesnet markasının kapsamı ile davacının başvurusunun kapsamında bulunan emtianın benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğu için davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı ... Eğitim Kurumları AŞ vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/07/2020 gün ve 2019/20 Esas - 2020/70 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40-TL’nin düşümü ile kalan 687,60-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7-Davalı ... AŞ. tarafından ilk derece mahkemesinde yatırılan 100,00-TL bilirkişi ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı şirkete verilmesine,
8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 222,00-TL posta masrafı ve 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.391,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı Kuruma verilmesine,
9-Davalı ... Eğitim Kurumları AŞ. tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı şirkete verilmesine,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
11-Davacıdan ve davalı ... Eğitim Kurumları AŞ.'den alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60'ar-TL’nin düşümü ile kalan 304,40-TL bakiye karar ve ilam harcının anılan taraflardan ayrı ayrı alınarak Hazineye irat kaydına,
12-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ... iadesine,
13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim