mahkeme 2024/280 E. 2024/368 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/280
2024/368
23 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/280 - 2024/368
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/280
KARAR NO : 2024/368
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2021
NUMARASI : 2020/340 E. - 2021/292 K.
DAVACI :
VEKİLİ
YARGILAMA SIRASINDA
BİR KISIM MARKALARI
DEVRALAN DAVACI :
DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2021 tarih ve 2020/340 E. - 2021/292 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2019/65364 sayılı “... ...” ibareli ve 41.sınıf hizmetleri kapsayan başvurusuna karşı önceki tarihli 2008/33588, 2009/18232, 2009/18235, 2010/31482, 2014/08860, 2014/108592, 2014/108601, 2014/17229, 2015/43724, 2015/43279, 2016/56650, 2016/53090, 2016/53091, 2016/103882 ve 2018/80553 numaralı markalara dayalı olarak itirazda bulunduklarını, müvekkilinin “...” ibaresine ayırt edici nitelik kazandırdığını ve bu ibare üzerinde kazanılmış hakka sahip olduğunu, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adı olduğunu, Türkiye genelinde müvekkiline ait 140 adet “... Eğitim Kurumu” bulunduğunu, 28.08.1998 tarihinden beri “www.....com” alan adının sahibinin müvekkili olduğunu, "..." ibaresinin 1997 yılından beri büyük emekler harcanarak yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları sonucu, eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline geldiğini, davalıya ait 2019/65364 numaralı başvurunun asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, markadaki “...” ibaresinin hiçbir ayırt edicilik katmadığını, ancak bir şube algısı yaratacağını, “... ...” ibareli işaret ile müvekkilin “... okulları”, “... ... okulları”, “... eğitim kurumları” ibareli markalarının, 41. sınıf hizmetler için karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış "... esas unsurlu markalarının itibarından haksız şekilde yararlanmak amacıyla 2019 yılının temmuz ayında tam 13 adet marka başvurusunda bulunduğunu iyeri sürerek, 2020-M-7774 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2019/65364 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, verilen kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şahıs vekili, “...” ibaresinin genel anlam taşıyan bir ibare olduğunu, bu ibareyi markasında ayırt edici şekilde kullanan yüzlerce işletme bulunduğunu, çekişme konusu markaların ortak kullanıma açık ve ayırt edicilikten yoksun "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurlar ve tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımadığını, “...” ibaresinin ilk ve orta öğretimde ders kitabı olarak kullanıma özgülenmiş genel anlam taşıyan bir ibare olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının ortak olarak içerdikleri “...” ibaresinin eğitim – öğretim alanın bir kolunu tanımlayan genel bir ifade olduğu, davacının çok uzun yıllardır “... ...” adı altında aktif ve fiili olarak faaliyet göstererek, anılan ibarenin kavramsal karşılığından kaynaklı zayıflığı, fiili kullanıma dayalı olarak ibareye asgari düzeyde markasal bir ayırt edicilik sağlamak koşuluyla aşmayı başardığı, “...” ibaresinin, eğitim öğretim hizmetleri açısından sahip olduğu kavramsal karşılık sabit olmakla birlikte, bu ibarenin bağımsız bir şekilde ticarileştirilerek kullanımının, anılan ibarenin davacıya ait bir marka olduğu yönünde tüketici nezdinde bir algı oluşumuna sebebiyet verdiği, davacı markalarının asli unsuru olan böylesi bir işaretin, sonraki bir marka içerisinde de aynı nitelikte, başka bir deyişle asli unsur niteliği gösterecek şekilde ve başkaca baskın bir ayırt edici unsur taşımayan kullanımlarının, davacının kullanımla elde ettiği ayırt ediciliğine zarar verme ihtimalinin yanı sıra, davacı yanın bu ibare ile yarattığı seri marka ailesine dahil yeni bir markanın yaratıldığı algısını da tüketicide oluşturabileceği, markadaki “...” ibaresinin, dava konusu markanın bir bütün olarak “...” isimli işletmelerin “...” şubesi gibi bir algı oluşturmasına yol açtığı, “...” ibaresinin 41. Sınıftaki “eğitim – öğretim hizmetleri” dışında kalan hizmetler açısından ise ayırt edici olduğu, nihai anlamda karıştırılma ihtimalinin olduğu, davacının “eğitim – öğretim hizmetleri” alanında belli bir bilinirlik, sektörel bir tanınırlık elde ettiği, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nin 10.09.2020 tarih 2020/M-7774 sayılı kararının tüm sınıflar yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin, bilim ve özellikle eğitim-öğretim hizmetleri alanında yaygın kullanılan, bu tür hizmetler için doğrudan tanımlayıcı olan ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, söz konusu tasviri ibarenin özellikle 41.sınıf yönünden tek bir kişinin tekeline bırakılmasının da hukuken mümkün olmadığını, nitekim davacı markalarının esas unsurunun bu ibare olmadığını, şekil ve renk unsurları kullanımıyla yarattığı bütünsellik olduğunu, taraf markalarının farklı olduğunu, 41.sınıftaki ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve algı düzeyinin yüksek olduğunu, bu sınıfta “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacı markasının tanınmış/bilinir bir marka olmadığını, markalarla karşılaşan bilinç düzeyi yüksek tüketicilerin başvuru ile davacı markalarını ilişkilendirmeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iddia edildiği gibi davacının markalı ürünlerini taklit etme, kullanma, yayma, örnek alma veya ona benzetecek şekilde amblem veya tabelasını kullanma yönünde herhangi bir eylemi olmadığını, orijinal niteliği az olan bu nedenle ayırım gücü zayıf markalarla ilgili olarak iltibas tehlikesinin önlenebilmesi için, tescili istenen yeni markada ufak bazı değişikliklerin yapılmış olmasının yeterli olduğunu, müvekkili markasında belirgin farklara yer verilerek ayırt ediciliğin sağlandığını, anılan “...” ibaresinin ayırt edici gücünün düşüklüğü de dikkate alındığında başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında ortalama tüketicinin eğitim öğretim hizmetlerinin yer aldığı 41.sınıf hizmetler yönünden görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli önceki tarihli markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin maruf bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının ... ilçesine özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf tüm hizmetler yönünden iltibas oluştuğundan, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin sonuca etkili görülmediği, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30'ar TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30'ar TL'nin davalı ... ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı ... ve davalı ... uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.