mahkeme 2024/27 E. 2024/238 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/27

Karar No

2024/238

Karar Tarihi

9 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1897 - 2024/489
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1897
KARAR NO : 2024/489
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2023
NUMARASI : 2022/314 E. - 2023/271 K.

DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka
(Manevi Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/06/2023 tarih ve 2022/314 Esas - 2023/271 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır eğitim-öğretim alanında ... markası ile değişik il ve ilçelerde franchise verip ayrıca ders kitapları, zeka geliştirici etkinlik kitapları bastırarak satışını yaptığını ve faaliyetlerinin kesintisiz olarak devam ettirdiğini, "..." markasının 23.06.2010 tarihinde 41. sınıf eğitim ve öğretim hizmetleri alanında logolu olarak tescil ettirildiğini ve koruma süresinin 2029 yılına kadar devam ettiğini, anılan markanın kullanım haklarının ... ile davacı şirket arasında imzalanan 01.01.2014 tarihli sözleşme ile davacı şirketin inhisari lisans hakkı verildiğini, davacıya ait markanın tanınmış bir marka olduğunu, ancak davalıların müvekkili markasının önüne "..." ibaresini eklemek suretiyle "... ..." ibaresi ile müvekkili ile aynı alanda internet kitap satışı yaptıklarını, davalı kullanımlarının müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalıların markasal kullanımlarının müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız gelir elde ettiklerini belirterek, 1.000,00.-TL maddi ile 5.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasal kullanımının “...” şeklinde olduğunu, kitap üzerinde yer alan “60 ay ve üzeri ... ..." ibaresinin kitabın adı ve ticari takdim şekli olduğu için markasal kullanım olmadığını, davacının 2009/43916 sayılı “...” ibareli marka tescilinin 41. sınıfta yer alan malları kapsadığını bu kapsamda davacının basılı yayınları kapsayan 16. sınıfta marka tescilinin bulunmadığını, 2011/66985 numaralı “... ...” ibareli olan ve 16. sınıfı kapsayan marka tescil başvurusunun reddedilerek tescile bağlanmadığını, bu anlamda kullanımlar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, kaldı ki davacının markasal kullanım iddiasında haklı olması durumunda dahi 2013 yılından beri ses çıkartmamış olduğundan sessiz kalma yolu ile hak kaybının kabulünün gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin kitap ismi basımı ve satılması gibi hususlarda yetkisinin olmadığını, dava konusu kitap üzerindeki çoğaltma gibi faaliyetlerinin diğer davalı yayınevi tarafından yapıldığını, dava konusu kullanımın markasal nitelikte olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının kullanımlarının yer aldığı mallar ile davacının inhisari lisansa sahip olduğu 2009/43916 sayılı tescilli marka kapsamında yer alan hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, davalının malları üzerinde kullandığı “... ...” ibaresinin, davacının inhisari lisansa sahip olduğu 2009 43916 sayılı tescilli marka ile benzer olduğu, kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ancak davalıların dava konusu markayı ilk kullanmaya başladıkları tarih ile dava açma tarihi göz önüne alındığında davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kanaatlerine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, kanunun açık hükmüne göre sessiz kalma süresinin, sonraki markanın tescili ve kullanılmaya başlama tarihi olduğunu, müvekkilinin haber alma kaynaklarından hiçbirini engellemediğini, müvekkilinin tüzel kişilik olduğunu, bu durumda tüzel kişilikteki kimin bu olayda haberi olması gerektiğinin belli olmadığını, gerekçeli kararda da bu hususta herhangi bir açıklama olmaması da hukukla uyarlı olmadığını, müvekkilinin davalının kullanımını bilebilmesi için hükümsüzlük davalarında davalının TPE basvurması ya da sonraki markanın tescil edilmis olması gerektiğini, bu hususun aleni olduğunu, somut olayda ise ikinci marka tescilinin olmadığını, davalının TPE'ye başvurusunun olmadığını, 2013 yılının tescil başvurusu olmadığını, müvekkilinin 2013 yılında ''kimler hangi kitapları başmıştır ve hangileri markamı ihlal etmiştir'' araştırmasını yapma yükümlülüğünün olamayacağını, bu itibarla 2013 yılını mahkemenin öğrenme tarihi olarak kabul etmesinin açıkça SMK m.25/6 hükmüne aykırı olduğunu, ayrıca SMK m.149'da ki davalar için (önleme, durdurma gibi) Türk Borçlar Kanunu'na gidilememesi gerektiğini, zaman asımı süresinin baslangıç tarihinin tescil ve kullanma tarihi olması gerektiğini, TPE'ye davalının tescilinin olmadığına ilişkin gerekçenin yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 307. maddesine göre davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ile davacı, dava konusu haktan maddî hukuk açısından geri dönülemeyecek biçimde vazgeçtiğinden, bu konuda artık herhangi bir hak talep etmesi kural olarak mümkün değildir. Feragat, bir inşai hakkın kullanılması niteliği taşır, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne gerek yoktur ve dosyaya vardığı anda kendiliğinden sonuç doğurur. Kural olarak davacı, her davadan hiçbir kayda tabi olmaksızın feragat edebilir. Kayıtsız ve şartsız olması gereken feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. HMK'nın 311. maddesine göre feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilip, verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş ise de, karardan sonra davacı vekili Av. ... tarafından UYAP sisteminden gönderilen 11/03/2024 tarihli dilekçe ile kayıtsız şartsız olarak davadan feragat edildiği, davacı vekillinin dosyada mevcut vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacı vekilinin feragat dilekçesi dikkate alınarak, Dairemizce HMK.'nun 310/1 ve 2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın feragat nedeniyle reddine,
Davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından UYAP sisteminden gönderilen 11/03/2024 tarihli dilekçe ile davacı tarafından feragat edilerek sonlandırılan yargılamada vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığı beyanları dikkate alınarak, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/06/2023 tarih ve 2022/314 Esas - 2023/271 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
3-Davacının davadan feragat etmesi nedeniyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacının ilk oturumdan sonra davadan feragat etmesi nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu alınması gereken 427,60 TL red harcının 2/3'ü olan 285,06 TL'nin peşin alınan 269,85 TL'den düşümü ile kalan 15,21‬ TL bakiye harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı şirket ile davalı ... tarafından ilk derece yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı Şirket vekili ile davalı ... vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim