Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/2258
2024/1938
29 Kasım 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/2258 - 2024/1938
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/2258
KARAR NO : 2024/1938
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2024
NUMARASI : 2024/86 E.
İHTİYATİ TEDBİR
İSTEYEN :
VEKİLİ
KARŞI TARAF
DAVANIN KONUSU : İhtiyati tedbir
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2024 tarih ve 2024/86 E. Sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden ve karşı tarafça istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili Üniversite adına tescilli 2019/17412 sayılı markanın, karşı taraf şirketçe izinsiz biçimde kullanıldığını, bu kullanımların müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek açtığı markaya tecavüzün tespiti, durdurulması ve maddi tazminat istemli davada, karşı taraf Şirketin ürettiği ürünler üzerinde müvekkiline ait markanın kullanılmasının durdurulması, karşı tarafın 100.000,00 TL teminat yatırması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece tarafların yüzüne karşı, ihtiyati tedbir isteyenin iddiasına dayanak markasının, renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma bir marka olduğu, işarette iç içe geçmiş iki çemberin orta kısmına konuşlandırılmış renkli ve simetrik bir figür ile çemberlerin arasındaki boşluğa, düz yazım karakterindeki büyük harflerle yazılmış “...” kelime öbeğinin kullanıldığı, karşı tarafın markasal kullanımlarında, birebir aynı işaretin yer aldığı, diğer bir ifadeyle, dava konusu edilen işaretlerde/tanıtma vasıtalarında, ihtiyati tedbir isteyenin tescilli markasının birebir aynısının kullanıldığı, bu durum karşısında ihtiyati tedbir talebinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, ihtiyati tedbir isteyen adına tescilli markanın karşı tarafça üretilen ürünler üzerinde kullanılmasının önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkil idarenin zararının tazmini bakımından, karşı tarafça 100.000,00 TL teminat verilmesi yönündeki talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmediğini, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair karar açık ise de reddedilen kısım yönünden kararda bir açıklık bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Karşı taraf vekili, ihtiyati tedbir istemi yazılı dilekçe ile talep edilebilmesine karşın, böyle bir talep olmadan tedbir kararı tesis edilmesinin usule aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, dondurucu ürünü için yine de eylemin marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin olanaksız bulunduğunu, zira dondurucu ürünlerin 11. sınıfta yer aldığını, 11. ve 29. sınıf ürünlerle, 41. ve 42. sınıf hizmetlerin aynı veya benzer olarak nitelendirilmesinin olanaksız bulunduğunu, bu sebeple müvekkilin kullanımlarının, davacının markasının kapsamında olmadığını, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olmaması halinde ise marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, iddia konusu markanın müvekkili tarafından kullanılmadığını, geçmişte bu markanın kullanıldığı sınırlı sayıda ürünün, davacının rızası ile üretilerek piyasaya sunulduğunu ve müvekkiline devredildiğini, marka hakkının tükendiğini ve bu nedenle müvekkili eyleminin hukuka aykırı olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3. maddesine göre de ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Görüldüğü üzere HMK'da ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için haklılığın tereddütsüz şekilde ispatı şartı aranmayıp yaklaşık olarak ispat yeterli bulunmuştur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir isteyen tarafça, 2019/17412 sayılı tescilli markalarına karşı tarafın tecavüzde bulunduğu ileri sürülerek açılan markaya tecavüzün tespiti, durdurulması ve maddi tazminat istemli davada, karşı tarafın tecavüz teşkil eden kullanımlarının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş, ilk derece mahkemesince de bu talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 29. maddesinde, markaya tecavüz sayılan fiiller düzenlenmiş olup, anılan maddenin 1/a bendinde, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın markaya tecavüz teşkil ettiği hüküm altına alınmıştır. Atıf yapılan Kanunun 7. maddesinde ise marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğu, marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmasının, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının ve aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılmasının önlenmesini talep etme hakkı bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, ihtiyati tedbir isteyen adına tescilli 2019/17412 sayılı marka "..." ibareli olup, karşı tarafça ticaret alanına çıkarılan ürünler üzerinde de bu ibare kullanılmaktadır. Bununla birlikte, tedbir isteyen adına tescilli markanın kapsamında 41. ve 42. sınıf hizmetler bulunduğundan, SMK'nın yukarıda değinilen 29/1-a ve 7. maddeleri kapsamında marka korumasının bu hizmetlerle sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Karşı tarafça ise söz konusu ibare, dondurma malları üzerinde kullanılmış olup, bu mallarla ihtiyati tedbir isteyen adına tescilli markanın kapsamındaki hizmetler arasında benzerlik yoktur. Zira, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında açıklandığı üzere marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan Uluslararası Nice Protokolü kapsamında TPE tarafından hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle; her iki grup malların aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulmadıkları, ham madde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu ilkeler çerçevesinde, ihtiyati tedbir isteyen adına tescilli markanın kapsamında yer alan hizmetlerle, dondurma emtiasının benzer olduğunu söylemek mümkün değildir.
İhtiyati tedbir isteyen adına tescilli markanın tanınmış olduğu da ispat edilemediğinden, mevcut delil durumu itibariyle ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı, kaldı ki karşı tarafça, sözleşmeye uygun biçimde söz konusu işaretin kullanıldığının savunulduğu, henüz bu savunmanın da değerlendirilmediği dikkate alındığında, ihtiyati tedbir kararının kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiş, karşı taraf Şirket vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuş, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun ise açıklanan nedenlerle reddine karar vermek gerekmiş ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle ihtiyati tedbir isteyenin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 24/10/2024 gün ve 2024/86 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,
3-İhtiyati tedbir isteminin REDDİNE,
4-İhtiyati tedbir isteyen harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Karşı taraf Şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, isteği halinde karşı tarafa iadesine,
6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/11/2024 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.