Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/179

Karar No

2026/213

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/179 - 2026/213
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/179
KARAR NO : 2026/213
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2023
NUMARASI : 2022/486 E. - 2023/425 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2023 tarih ve 2022/486 E. - 2023/425 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...” tanınmış markalarının sahibi olduğu gibi bu markalardan birinin de 2020/72237 sayılı “...” markası olduğunu, davalı tarafın 2021/124129 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından hatalı şekilde reddedildiğini, dava konusu markadaki “...” ibaresinin müvekkilinin "..." ibareli markaları ile işitsel ve görsel olarak benzer olduğunu, taraf markalarının kapsamlarının aynı ya da benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markaları ile ilişkilendirilecek olması nedeniyle "..." ibareli markalarının tanınmışlığından haksız menfaat temin edeceğini, müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin zedelenmesine yol açacağını, davalı başvurusunun aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet vereceğini, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-14297 sayılı YİDK kararının iptali ile 2021/124129 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markaları karşısında kalacak ortalama tüketici kesiminin ilgili markalar arasında herhangi bir ilişki kurmasının söz konusu olmayacağını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2014 yılından beri “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaların tanınır hale geldiğini, ... Grup şirketlerinden olan ... Holding A.Ş. tarafından hayata geçirilen “...!” projesi ile tüketicilere, satın aldıkları ürünlerin hızlıca teslimatını, ürünü deneyerek alma imkanını ve kapıda ödeme veya iade seçeneğini sunduklarını, davacı iddiaları aksine “...” ve “...” ibareleri arasında ne görsel ne işitsel ne anlamsal ne de bütünsel bir benzerlik bulunduğunu, “...” ibaresinin markalarda tali nitelikte kullanıldığını, kaldı ki anlam itibariyle anılan ibarenin zayıf bir unsur olduğunu, tüketicinin yalnızca “...” ibaresinin ortaklığı nedeniyle işaretler arasında benzerlik kurmayacağını, dava konusu markanın müvekkilinin önceki markalarının serisi niteliğinde olduğunu, somut olayda SMK m.6/5 hükmü koşulunun oluşma ihtimalinin dahi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka ile davacı yanın markası arasında birtakım harflerin diziliminden kaynaklı bir benzerlik mevcut ise de bu benzerliğin minimum düzeyde olduğu, gerek dava konusu markanın bütün olarak “...” şeklinde olması, gerekse de davacı markasının esasen “... ...” şeklinde olmasından ötürü markaların bütünsel anlamda birbirlerinden tamamen ve belirgin bir biçimde farklı izlenimler yarattıkları, kurumsal olarak tüketiciye sundukları kimliklerinde somut bir biçimde farklılaştıkları, kaldı ki uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketici gruplarının da makul düzeyde dikkatli, zeki ve seçicilik düzeyini haiz kimseler oldukları, bu tüketiciler nezdinde her iki taraf markasının da birbirinden bağımsız markalar algısı yarattıkları, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde, markayı unsurlarına ayırarak, salt “...” ibaresinden kaynaklı, zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirme ihtimalinin bulunmadığı, hal böyleyken işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalı yanın “...” esas unsurlu markalarını aktif ve markasal etki yaratır şekilde kullandığını gösterir delillerini işlem dosyasına sunmadığı, dava dosyasına sunduğu delillerle “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler” ile sınırlı olarak davalı şirketin müktesep hakkının bulunduğu, davacı yanın “e-ticaret, internet üzerinden satış hizmetleri, alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” alanında markalarının tanınırlığının kabulü halinde dahi, uyuşmazlık konusu markanın, davacı markaları ile olan benzemezlik düzeyi gözetildiğinde somut olayda SMK m.6/5 hükmü koşulunun oluşma ihtimalinin mevcut olmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markaların sadece "..." ibaresinin ortaklığından değil, "..." ve "..." ibarelerinin harf dizilimlerinin görsel olarak yarattığı ayırt edilemeyecek seviyedeki benzerlik nedeniyle de karıştırılma ihtimallerinin bulunduğunu, başvurudaki baskın "H" ve "P" harflerinin müvekkilinin tanınmış markalarıyla aynı şekilde kullanıldığını, taraf markalarının aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsaması ve tarafların aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle aynı tüketici grubuna hitap ettiklerini, bu nedenle davalının müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, dava konusu markanın, müvekkilinin seri markalarından biri olduğu algısını oluşturduğunu, davalının "..." ibareli önceki tarihli markası söz konusu olmadığından müktesep hakkından söz edilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre 2021/124129 sayılı "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ve "..." ibareli diğer markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun, davacı markalarından yeterince farklılaştığı, tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, davalının müktesep hakkının tartışılmasının sonuca etkili görülmediği, SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmışlığa dayalı tescil engelinin söz konusu olmadığı ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim