Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/174

Karar No

2026/277

Karar Tarihi

6 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/174 - 2026/277
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/174
KARAR NO : 2026/277
T Ü R ... M İ L L E T İ A D I N A
... A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2023
NUMARASI : 2023/178 E. - 2023/520 ....

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/12/2023 Tarih ve 2023/178 Esas - 2023/520 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin “..., ... şekil, ... ... ... Şekil” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2021/127599 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının kapsamında yer alan 25. sınıf mallarda tescil edilmek istendiği gibi marka işaretlerinin ayırt edilemeyecek ve iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markada rakamla yazılan 2 sayısının "iki" olarak telaffuz edileceğini, dolayısıyla markanın‘’...’’ şeklinde okunacağını, bu haliyle müvekkili markaları ile işitsel benzerlik içerisinde olacağını, dava konusu başvurunun müvekkiline ait "..." markasının alt bir markası veya marka serisi olarak değerlendirileceğini, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu, bu nedenle de korunması gerektiğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2023-M-2764 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, markalar bütünü itibariyle farklı oldukları gibi müvekkili markasının "..." veya "..." olarak hecelenip telaffuz edileceğini, işitsel olarak da markalar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "..." şeklindeki başvurunun yatay bir çizgi üzerine “...” ve “...” harflerinin büyük şekilde başta ve sonda olacak mahiyette konumlandırılması ve bu harfler arasına “...” rakam ve harflerinin dizilimi ile oluşturulmuş, anlamsız bir harf ve sayı dizilim grubu markası olduğu, esasen markanın ilk iki sırasındaki “...” ibaresinin, davalının ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğu, böyle bir algıda ise kalan harflerin oluşturduğu “...” ibaresinin “...” kelimesinin kısaltması olarak kullanıldığının değerlendirilebileceği, esasen başvuru kapsamındaki emtialar da gözetildiğinde bu değerlendirmenin isabetsiz olmayacağı, bu çerçevede markanın bütün olarak “...” şeklinde telaffuzunun tüketicinin ilk anlık algısının sonucu olacağı, bir kısım tüketicinin ise markayı, her bir harf ve sayısı tek tek okumak suretiyle “...” şeklinde telaffuz edebileceği, ancak, davacı iddialarında olduğu gibi, ortalama tüketici kesiminin "..." şeklinde bir telaffuza konu etmeyeceği, dava konusu marka ile davacı yanın itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaları arasında markaların yazım biçimi, görsel stilizasyonu, işitsel özellikleri gibi algısını etkileyen unsurlar sonucu oluşan bütünsel izlenimlerinin tamamen farklı algılar yarattıkları, markaların kurumsal olarak tüketiciye sundukları kimliklerinde somut bir biçimde farklılaştıkları, her iki kelimenin de birbirinden bağımsız iki ayrı marka algısı yarattıkları, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde, markayı unsurlarına ayırarak, zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirmeyeceği, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak algılanmayacakları, ilgili tüketicilerin her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, bu nedenle somut olayda, SMK m.5/1-ç ve m.6/1 hükümleri koşullarının bulunmadığı, tarafların marka işaretleri benzer olmadığından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının bulunmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." "..." markalarına görsel açıdan ayniyet derecesinde benzediğini, dava konusu başvuruda yer alan "..." harfinin tasarımının müvekkilinin markalarında yer alan "..." harfinin tasarımı ile aynı olduğunu, dava konusu başvurunun "..." olarak telaffuz edileceğini, bu hali ile dava konusu başvurunun işitsel olarak da "..." markası ile benzer bulunduğunu, dava konu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla yapıldığını, ayakkabı sektöründe "..." harfinin müvekkili ile özdeşletiğini, anılan ibareyi gören tüketicinin akılana ilk gelenin müvekkili markasının olduğunu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleştiğini, dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına harflerin tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarında ortak olarak yer alan ve uyuşmazlık konusu olan "..." harflerinin, düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dava konusu başvuru ile davacının "..." ibareli markaları arasında da görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili görülmediği, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 462,15-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim