Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/173
2026/276
6 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/173 - 2026/276
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/173
KARAR NO : 2026/276
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2023
NUMARASI : 2023/130 E. - 2023/423 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2023 tarih ve 2023/130 Esas - 2023/423 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şahsın 2020/56374 sayılı ve"..." ibareli başvurusuna "..." ibareli marklarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun, müvekkili adına tescilli başta "....com" ve "..." olmak üzere "sözcük+..." kalıbı ile oluşturulmuş marka ailesi ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasına benzer şekilde oluşturulduğunu, bu şekilde bir seri marka izlenimi yaratılmaya çalışıldığını, dava konusu markanın, müvekkiline ait "....com " markalarını yıllardır bilen tüketiciler için müvekkil markalarının devamı gibi algılanacağını, dava konusu başvurunun müvekkilinin tescili kapsamındaki 35. sınıf hizmetler için tescil edilmek istendiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin markaları ile iltibasa neden olacağını, dava konusu markanın müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini, davalının bu ibareyi tesadüfi bir şekilde tercih ettiğinin kabul edilemeyeceğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescilinin aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verdiğini ileri sürerek, 2023-M-292 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğününe karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, her ne kadar taraf markalarının kapsamları itibariyle aynı tür hizmetleri kapsadıkları görülmekte ise de davacı yanın tek başına “...” sözcüğü üzerinde münhasır bir hak elde etmesinin mümkün bulunmadığı, bu ibarenin münhasır ayırt ediciliği dahi tartışılabilir, zarf/belirteç sözcüklerden olduğu, bu nedenle böylesi bir kelimenin sair marka başvuruları içerisindeki her türlü kullanıma konu edilmesinin, ortalama zekadaki tüketiciler tarafından, davacı markaları ile ilişkilendirilmesinin rasyonel bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, zira “...” ibaresinin halihazırda çok sayıda hak sahibi adına evvelden beri marka başvurularına konu edilmiş, tescil edilmiş ve yine ticaret hayatında pek çok işletme tarafından kullanılmakta olan bir kavram olduğu, somut olayda da bütünsel algılarda hiçbir yanaşma göstermeyen taraf markalarının arasında, davaya konu hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketiciler nezdinde iktisadi – idari anlamda ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, davacı yanın “...” markalarının ... sicil kayıtlarında tanınmış markalar sicilinde kayıtlı olduğu görülmekte olup davacı yanca işlem dosyasına yalnızca itiraz evraklarındaki dilekçeleri içerisinde “...” markaları ile ilgili yazılı ve görsel medyada çıkan birtakım haberlere atıfta bulunduğu, davacı yanın ana faaliyet alanı olan “e-ticaret, internet üzerinden satış hizmetleri, alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” alanında tanınmışlığın “...” ibaresinin bütününe yönelik olduğu ve tek başına “...” sözcüğü üzerinde ve bu ibarenin sair marka başvuruları içerisindeki her türlü kullanımında davacı lehine mutlak bir koruma sağlayacak mahiyette olacağından bahsedilemeyeceği, dava konusu markanın da bütünsel imajı itibariyle tescilinin, davacı yanın tanınmış markasından doğan haklara zarar vermeyeceği, davacı markalarından haksız menfaat temin edimine yol açmayacağı, davacı markalarının itibarına zarar verecek sonuçlar doğurmayacağı değerlendirilmiş olup dosya kapsamında bu tespitlerin aksi yönde somut deliller de mevcut olmadığından SMK 6/5 maddesinin şartlarının somut olayda meydana gelmediği gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markaların iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu," ..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, ayırca "sözcük+..." kalıbının ilk defa müvekkili tarafından yaratıldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin belirtilen şekilde oluşturan markaları ile iltibas yaratacağını, müvekkilinin marklarının asli unsurunun oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvurunun başlangıç kısmında yer aldığını, dava konu başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak başkaca bir unsurun bulunmadığını, davaya konu marka ile karşılaşan tüketicinin, müvekkilinin tanınmış markasında ve hizmet sunduğu bir çok alanda kullandığı "sözcük+..." ibaresi ile kavramsal olarak benzeyen dava konusu başvuru arasında arasında bağlantı olduğunu düşüneceğini, karşısında iki farklı marka olduğunu anlasa dahi markaların aynı işletmeye ait veya ait oldukları işletmeler arasında idari/ekonomik bir bağ bulunduğu, dava konusu markanın da müvekkili veya iştiraklerinden birine ait yeni bir marka olduğu zannına kapılacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptal marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin güçlü olmadığı, bu ibare dışında taraf markalarını birbirine yakınlaştıran bir unsur bulunmadığı, başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağladığı, bu hale göre dava konusu marka başvurusunu gören tüketicilerin, bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği ve SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun gerçekleşmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5000 E., 2025/3068 K. sayılı ilamında "www...com" ibaresinin, 2024/4562 E., 2025/2502 K. sayılı ilamında ise "emlakburada" ibaresinin, davacı markaları ile karıştırılmaya yol açmayacağının kabul edildiği, davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklanan bir tescil engelinin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile 462,15-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.