Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/116
2026/246
6 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/116 - 2026/246
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/116
KARAR NO : 2026/246
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2022
NUMARASI : 2022/198 E. - 2022/472 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 Tarih ve 2022/198 Esas - 2022/472 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/164624 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınına davalı şirketin 2016/82867, 2016/82876 sayılı ve "...", "... İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ" ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı davalının yeniden inceleme taleplerinin bu kez 2022-M-4467 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak kabulüne karar verilerek başvurunun reddine karar verildiğini, oysa markalar arasında iltibasa sebebiyet verecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2022-M-4467 sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin "..." markasının tanınmış, bilinen bir marka olduğunu, davacının dava konusu marka ile müvekkilinin markaları arasında iltibasa sebebiyet verecek derecede benzerlik bulunduğunu, davaya konu markanın tescil edilmesi halinde ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, kapsamında 37. sınıftaki "İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri." mal ve hizmetlerden oluştuğu, itiraza mesnet markaların "...", "... inşaat turizm sanayi ve ticaret anonim şirketi" ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 06, 19, 35, 36, 37, 42, 43. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacının dava konusu markanın tescil ettirilmek istendiği mal/hizmetler davalının itiraza ve redde gerekçeleri markaları kapsamında aynen bulunmadığı, fakat sözkonusu mal ve hizmetler birbiri ile ilişkili biri için diğerinin gerekli olduğu, biri olmadan diğerinin olamayacağı, mal ile hizmet arasında belirli düzeyde bir tamamlayıcı ilişkinin bulunduğu, nihai amacın yapının inşa edilmesi olduğundan kullanım amaçlarının benzer olduğu da göz önüne alındığında sözkonusu mallar ve hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, başvuru standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "...", "... İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ" ibarelerinden oluştuğu, işaretler arasında 6769 sayılı SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili firmaya ait markanın tescil kapsamında bulunan emtia ile itirazda gerekçe gösterilen markaların kapsadığı emtianın birbirinden farklı olduğunu, 6. madde şartlarının gerçekleşmediğini, marka işretleri arasında da benzerlik olmadığını, bütünsel inceleme yapılması gerektiğini, kararın hukuka uygun olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamına göre, davacının "..." ibaresinin, tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalının "..." ve "... İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ" ibareli markalarına dayalı olarak iltibas gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, davalının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davalının bu karara karşı yaptığı itirazın YİDK'in kararıyla kabul edildiği ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya tebliğ edildiği, iş bu davanın, iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247).
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ve "... İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ" ibareli markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda bulunan esas unsurun davalının itirazına mesnet markalarında bulunmadığı, davacının markasının esas unsuru "..." iken davalının mesnet markalarının esas unsurlarının "..." olduğu, bu iki ibarenin birbirine benzerliğinden de söz edilemeyeceği, bütünsel olarak da markaların çok farklı olduğu, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının başvurusuna konu işareti davalının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesinin şartlarının bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davalının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 gün ve 2022/198 Esas - 2022/472 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-DAVANIN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2022-M-4467 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.600,00.TL bilirkişi ücreti, 234,48.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 3.572,48.TL yargılama giderine 80,70.TL peşin harç, 80,70.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3.733,88.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına
7-Davalı ... tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.