Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/110

Karar No

2026/245

Karar Tarihi

6 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/110 - 2026/245
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/110
KARAR NO : 2026/245
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/11/2023
NUMARASI : 2022/518 E. - 2023/407 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 tarih ve 2022/518 E. - 2023/407 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin, 2020/19866 başvuru numaralı "..." ibareli marka tescil başvurusunun ilanına karşı davalı şirket tarafından yapılmış olan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından ret edildiğini, davalı şirket tarafından yapılan itirazın reddi kararına karşı yapılan itiraz ile ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararı ile 43. Sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından, müvekkilinin iyi niyetli olmadığından bahisle itirazın kabulü ile müvekkilinin markası kapsamından 43. Sınıfın çıkarılmasına karar verildiğini, YİDK'nın gerekçesine dayanak gösterilen davalı şirket adına tescilli 2018/104965 başvuru numaralı "... ...", 2018/104955 başvuru numaralı "... ...", 2018/104971 başvuru numaralı "... ..." ibareli markaların kapsamından Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararları ile 43. sınıfın çıkartıldığını, davalı şirket tarafından Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2020/126 E.-2021/183 K. Sayılı dosyası ile Kurum kararının iptali talepli dava açtığını, davanın reddedildiğini, iş bu davaya konu "..." ibareli marka başvurusundaki amacın, kötüniyetli olarak değil, "...” markasını bütünüyle koruma kalkanı altına almaya çalışmaktan ibaret olduğunu, davalı şirketin, halen birçok YİDK kararı ve ... ilamına rağmen içinde müvekkiline ait "..." kelimesinin mutlak şekilde geçtiği ancak değişik formlarda başvurularına devam ettiğini, davalı şirketin, müvekkiline ait 1892 yılından beri "..." adını taşıyan yüzyılı aşkın süredir kullanılan bir marka ile farklı bir marka olarak algınlanmayacak kadar yakın başvurular yaparak, markalar arasında iltibas doğurmakta ve haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, “..." markasının yaklaşık yüzyılı aşkın süredir gıda sektöründe hizmet verdiğini, sunulan görsellerden de görüleceği üzere, sadece fırın olarak değil yemek servisi de verdiğini, 2007 sonrası ve günümüze kadar da aktif şekilde gıda sektöründe markanın kullanıldığının tespit edileceğini ileri sürerek 2020/19866 başvuru numaralı marka başvurusuna yapılan itirazın kabulüne ilişkin YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, başvuru sahibinin 2007/27998 nolu markası ile ayrıntıda küçük farklar içeren başvuru konusu markayı tescil ettirmek istediğini, bu şekilde yeni tescil edilecek markanın SMK 19/2 de öngörülen 5 yıllık süreyi aşmadığından, kullanım müessesinin uygulanabilirliğini engellemeye çalıştığı kanaatinin oluştuğunu, YİDK tarafından ihdas edilen 2020-M-816, 2020-M-1688, 2020-M-1499 nolu kararlar ile davalı adına yapılan 2018/104965, 2018/104955, 2018/104971 nolu başvurularda davacının 2007/27998 nolu markasına ilişkin kullanımı ispatlayamadığının tespit edildiğini, 2018/104965 nolu markaya ilişkin 2020-M-816 sayılı 14/02/2020 tarihli Kurul kararının davacıya 16/02/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının ilgili kararın tebliği tarihinde kısa bir süre sonra 17/02/2020 tarihinde davaya konu marka başvurusunda bulunduğunu, bu durumun davacının, kullanım ispatlayamadığı için reddedilen itirazının akabinde neredeyse aynı markayı tescil ettirerek kullanım ispatı müessesesinin uygulanabilirliğini ortadan kaldırmak için hareket ettiği yönündeki kanaati güçlendirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkillinin “...” adı altında, ...’da, adından esinlendiği tarihi ...’nin tam karşısında, ... Sokağı’nda restoran işletmeciliği yaptığını, davacı tarafın kullanım süresini bertaraf etmek için kötüniyetli bir şekilde başvuruda bulunduğunu, davacının dava konusu markasının tekrar marka niteliğinde olduğunu, davacı tarafa ait 2020/19866 başvuru numaralı, 17.02.2020 tarihli “...” ibareli marka başvurusunun, 23.05.2007 tarihli 2007/27998 başvuru numaralı 43. sınıfta tescilli “...+şekil” ibareli markasının kullanmama nedeni ile iptal riskinden ve kullanım ispatı delili hazırlama yükünden kaçınma amaçlı olarak yapıldığını, tekrar marka niteliğinde olduğunu, davacı tarafından 43. Sınıfta değil pastacılık/fırıncılık sektöründe faaliyet gösterilmekte olup, iş bu hizmetlerin 30. Sınıf ile koruma altına alındığını, davacı tarafça “...” ibaresinin 1892 yılından bu yana kullanıldığının iddia edildiğini, davacının iş bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, ancak bu durumu ispatlar nitelikte herhangi bir delilin sunulamadığını, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2020/126 E. - 2021/183 K. sayılı dosyasının istinaf aşamasında olduğunu, yargılama sürecinin devam etmesi sebebiyle dahi davacı tarafın YİDK kararlarının çeliştiği iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iş bu dosyanın davacısı, marka başvuru sahibi şahsın 1982 yılından itibaren fırıncılık / pastacılık üretimi faaliyeti ile uğraştığı, bu kapsamda, 2001/23474, 2007/27998, 2011/94408, 2018/52096, 2020/19866 sayılı markaların da adına tescilli olduğu, davacının iş bu dosyaya ve Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu bilgi ve belgeler kapsamında, “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” kapsamında da faaliyette bulunduğu, diğer bir deyiş ile davacının söz konu markayı kullandığı, kullanma niyetinin bulunduğu, bu hususun bilirkişi marifeti ile tespit edildiği gibi, davalı Kurumun da kabul ettiği, diğer taraftan davacı yanın yapılan başvurulara karşı itiraz etmesinin tek başına kötüniyet taşıdığı anlamına gelmediği gibi davacının bu kapsamda işbu yargılamaya konu başvurusunun da haksız kazanç veya davalı yan karşı şantaj veya spekülasyon vb. amaçlar ile hareket ettiği hususunda kanaat yaratmayacağı, davacının, YİDK kararında yer alan kabul gerekçesinin tersine faaliyet gösterdiği hizmetler içerisinde başvuruda bulunduğu, bu nedenle ticari bir amaç ile hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasında geçmişten gelen bir uyuşmazlığın bulunduğu, davacı yanın davaya konu yeni başvurusunun söz konusu uyuşmazlıkta kendisine bir fayda sağlamayacağı, mevcut hali ile kullanılan bir marka olmakla yedekleme amacı için yapıldığı kanaati oluşmadığı, hali hazırda eski tarihli marka ile ispat şartını da yerine getirdiği, davalı yanın marka başvurularına bakıldığında da aynı ibareleri içerir şekilde, reddedilen sınıflar açısından sonraki tarihlerde yeni başvurularda bulunmuş olduğu, bu hali ile neticeten davacının kötü niyetli bir başvuruda bulunmuş olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 2022/M-14098 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin aynı zamanda ... adı altında, ...’da, adından esinlendiği tarihi ...’nin tam karşısında, ... Sokağı’nda restoran işletmeciliği yaptığını, ... tarafından davanın kabulüne ilişkin yeterli düzeyde gerekçe gösterilmediğini, davacı tarafın önceki markası olan ve dava konusu marka ile halihazırda aynı sınıfta tescilli olan 23.05.2007 tarihli 2007/27998 başvuru numaralı “...” ibareli marka hakkında kullanmama nedeniyle iptal talepli bir dava ile karşı karşıya kalacağını bilebilecek durumda olduğunu, bu nedenle davanın yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak, amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötüniyetli olarak kabul edildiğini (Yargıtay HGK’nun 16.07.2008 tarih ve E.208/11-501 – K.2008/507 sayılı “RG 512” kararı.), dosya kapsamında davacının kötüniyetini tevsik eden yeterli delil bulunduğunu, davacının, kullanım ispatlayamadığı için reddedilen itirazının akabinde neredeyse aynı markayı tescil ettirerek kullanım ispatı müessesesinin uygulanabilirliğini ortadan kaldırmak için hareket ettiği yönündeki kanaati güçlendirdiğini, davacının kötüniyetli olarak, başvuruya konu markayı tescil ettirmek suretiyle SMK 19/2 hükmünü etkisiz hale getirmeye çalıştığına ilişkin ciddi emareler bulunduğundan davacı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili, Dairemize gönderilmek üzere sunduğu 07/10/2024 havale tarihli dilekçesinde, müvekkili ile davalı şirket arasında sulh sağlandığını, davalı şirket yönünden HMK'nın 315. maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket yönünden herhangi bir hak ve talebin kalmadığını bildirmiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilince, müvekkili ile davalı şirket arasında sulh sağlandığı ve davalı şirket yönünden HMK'nın 315. maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin bulunduğu, davalı şirketin davalı Kurum ile birlikte zorunlu dava arkadaşı olduğu, bu nedenle YİDK kararının iptali davası bakımından dava konusu başvuru sahibi ile davalı şirket arasında yapılan sulh sözleşmesinin iş bu dava yönünden sonuç doğurmayacağı, diğer bir ifade ile zorunlu dava arkadaşlarının tümünü kapsamayan sulh protokolünün iş bu dava yönünden geçerli bulunmadığı, diğer taraftan SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu, bu düzenlemelerin, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibaret bulunduğu (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar), Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2725 Esas, 2021/445 Karar ve 26/01/2021 Tarihli kararında, marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle yapıldığının her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Daire uygulamalarında daha ziyade markanın ticaret yapmak için değil, başkalarına şantaj yapmak ve para koparmak, başkalarının ticaretine engel olmak veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususların genel kötüniyet sebepleri olarak görüldüğü, bu kapsamda somut olayda davacının “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” kapsamında da faaliyette bulunduğunun belirlenmiş olmasının, davacının söz konu markayı kullandığı veya kullanma niyetinin bulunduğunu gösterdiği, ayrıca, davalının başvurularına itiraz eden davacının mesnet markasını bu başvurulardan sonra benzer şekilde benzer sınıflarda başvuru konusu yapmasının, başkaca bir delil olmaksızın tek başına kötüniyetli başvuru olduğu anlamına gelmeyeceği, davacının bu kapsamda iş bu yargılamaya konu başvurusunun haksız kazanç veya davalı yan karşı şantaj veya spekülasyon vb. amaçlar ile hareket ettiği hususunda kanaat yaratmayacağı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı şirketten ve davalı ... alınması gereken 732,00'şer TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15'er-TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim