Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/6
2025/274
13 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/6 - 2025/274
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/6
KARAR NO : 2025/274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2022
NUMARASI : 2022/46 E. - 2022/170 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/06/2022 tarih ve 2022/46 E. - 2022/170 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından beri sahibi bulunduğu "www.....com" alışveriş sitesi üzerinden
e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirdiğini, bu kapsamda davaya konu 2020/120833 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı gerçek kişinin 2020/39165 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın yerinde görülerek, müvekkili başvurusundan 35. sınıf hizmetlerin çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı tarafından tescil ettirilen "..." markasının asıl hak sahibinin
müvekkili olduğunu ve bu durumun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk
Mahkemesi nezdinde görülen 2020/375 Esas sayılı dava dosyasında alınan
bilirkişi raporları ile sabit bulunduğunu, "
..." ibaresinin, asıl hak sahibinin müvekkili olduğu bilindiği
halde davalı gerçek kişi tarafından kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini, müvekkiline ait "..." markasının, yine müvekkiline ait olan ve tanınmış marka statüsünde korunan "..." markası
altında verilen hizmetlerden birinin adı olduğunu,
müvekkili şirketin "... ..."
markasını gören, duyan ortalama seviyedeki tüketicinin, bu markayı müvekkili ile özdeşletireceğini ve
davalı tarafın markasına benzer olduğu algısına kapılmasından ziyade asıl davalı markası ile karşı karşıya
kalan tüketicinin bu markayı müvekkilinin markası olarak algılayacağını, müvekkili başvurusunun reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-10768 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili adına tescilli marka ile davacı başvuru arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, dolayısıyla davacı başvurusunun tescilinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, eldeki dava salt YİDK kararının iptali istemini barındırdığından, YİDK karar tarihi olan 10.12.2021 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığı, marka işlem dosyasına sunulmayan, ancak dava aşamasında ibraz edilen bilgi ve belgelerin değerlendirme dışı bırakıldığı, davaya konu YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan 2020/39165 sayılı markanın geçerliliğini sürdürdüğü, bu marka hakkında açılmış bir hükümsüzlük davasının neticesinin eldeki davaya konu YİDK kararının iptali isteminin sonucunu etkilemeyeceği, zira YİDK karar tarihi itibariyle mevcut maddi ve hukuki olgular nazara alınarak bu kararın denetiminin yapıldığı, dolayısıyla redde mesnet markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olarak görülen davanın neticesi beklenmeksizin yargılamanın sonuçlandırıldığı, dava konusu 2020/120833 sayılı marka başvurusu ile redde mesnet 2020/39165 sayılı markanın kelime ve şekil unsurlarını haiz karma markalar olduğu, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, markada bulunan "..." ibaresinin gerek markasal mizanpajının oldukça küçük punto ile yapılması, gerekse davacının bu markasının aynı zamanda çatı marka vasfının bulunması nedeniyle ayırt ediciliğinin "..." ibaresine göre arka planda kaldığı, başvuru markasında yer alan şekil unsurunun da yine "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca "..." ibaresine göre nispeten arka planda kaldığı, redde mesnet markanın esas unsurunu da "..." ibaresinin oluşturduğu, bu markada yer alan kahverengi ve sarı renkten oluşan zemin platformunun "..." ibaresine göre arka planda kaldığı, dolayısıyla gerek dava konusu marka başvurusundan çıkartılan hizmetler ile redde mesnet marka kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olması, gerekse markaların esaslı unsurlarının müşterek olarak "..." ibaresinden oluşması karşısında, daha önce redde mesnet markayı gören, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu, davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markanın serisi niteliğinde bir marka zannedebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği ve davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ileri sürse de, bu hususların davalı Kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette olmadığı, davacı yanın bu iddialarının, redde mesnet markanın hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurusunun tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markayı baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususları değerlendirme yükümlülüğü bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkil şirketin asıl hak sahipliği nedeniyle davalı şahsa karşı açtığı davada verilen kararın, somut uyuşmazlık açısından önem taşıdığını, "..." markasının asıl hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının bu ibareyi tescil ettirmesi nedeniyle müvekkilinin yıllardır kullandığı, ayırt edici hale getirdiği markasının tesciline engel olunmasının marka hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığı, mahkemenin, asıl hak sahipliği iddialarının, redde mesnet markanın hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurusunun tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in, SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markayı baz alarak yaptığı değerlendirmede dikkate alma yükümlülüğü bulunmadığı yönünde karar vermiş ise de bu tespitin doğru olmadığını, müvekkili Şirketin asıl hak sahibi olduğuna kanaat getirildiğinde, dava konusu markanın da tescilinin gerektiğini, müvekkilinin davalı aleyhine ikame ettiği dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu ve davalının müvekkili kullanımlarından haberdar olmasının mümkün bulunduğu yönünde kanaat bildirildiğini, davalının, ... markasının müvekkiline ait olduğunu bildiği halde söz konusu marka başvurusunu yaptığını, bu nedenle müvekkili tarafından yaratılmış, özgün ve tüm dünyada hakları müvekkiline ait olan ve ülkemizde de uzun bir süredir fiilen kullanılan markanın tescilinin sağlanamadığını, davalının kötü niyetli olduğunun açık bulunduğunu, müvekkilinin "... ..." markasını gören, duyan ortalama seviyedeki tüketicinin, bu markayı müvekkili ile özdeşletireceğini ve davalı tarafın markasına benzer olduğu algısına kapılmayacağını, aksine davalı markasını müvekkili markası olarak algılayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davanın, marka başvurusunun SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca kısmen reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin bulunduğu, bu tür bir davada, mahkemece YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, gerçekten de esasen idari nitelikte olan ve 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargı yerlerinde görülen YİDK kararının iptali davasında, Kurum kararının verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre, Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, aksi durumda, Kurumun karar verdiği tarihte ortada olmayan hukuki koşullara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının denetimi sonucunun doğacağı, bunun da eldeki davanın niteliği ile uyuşmadığı, esasen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin öteden beri yerleşen uygulamasının da bu yönde bulunduğu, buna göre davaya konu YİDK karar tarihi itibariyle hüküm ifade eden 2020/39165 sayılı markanın dikkate alınmasında bir isabetsizlik olmadığı, iptali istenen YİDK karar tarihi itibariyle henüz kesinleşmemiş dahi olsa verilen bir hükümsüzlük kararının da bulunmadığı, dolayısıyla redde mesnet markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın bekletici mesele yapılamayacağı, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında da karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, zira markalarının esas unsurlarının aynı ibareden oluştuğu, davacının gerçek hak sahipliği ve redde mesnet markanın kötü niyetli olarak tescil edildiği iddialarının ise işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.