Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/54
2025/288
13 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/54
KARAR NO : 2025/288
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/07/2022
NUMARASI : 2022/18 E. - 2022/237 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2022 tarih ve 2022/18 E. - 2022/237 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili,müvekkili şirketin 09, 35, 38, 41, 42, 45.sınıflarda tescil edilmek üzere gerçekleştirdiği 2020/131820 sayılı "..." ibareli başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile re'sen 09, 35, 38, 42, 45.sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın bu kez TÜRKPATENT YİDK kurulunca 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b), (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddedildiğini, oysa “...” ibaresinin tek tek kelime unsurlarının değil, markanın bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, bir bütün olarak bakıldığında “..." ibaresinin teknolojik gelişmenin çok hızlı yaşandığı günümüzde tüketicilere yönelik kampanyaya ait slogan markası olduğunu, ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip bulunduğunu, marka başvurusunun bütün Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanım ile başlı başına ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle de kazanılmış hakkın mevcut olduğunu ileri sürerek, 2020/131820 sayılı “...” ibareli başvurunun kısmen reddine dair TÜRKPATENT YİDK'nun 2021-M-9732 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, başvuruya konu “...” ibaresinin "herkes bağlantıda" anlamına geldiğini, söz konusu ibarenin bu anlamıyla redde konu hizmetler bakımından basit, sıradan bir slogan niteliğinde olduğunu, dolayısıyla, dava konusu ibarenin reddedilen mal/hizmetler bakımından ilgili tüketiciler tarafından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini, tanımlayıcı nitelikle bir ibare olduğunu, 6769 sayılı SMK’nın m. 5/2 fıkrasına göre gerek başvuru, gerekse itiraz aşamalarında davacının başvuru konusu ibareyi ticaret hayatında kendisine bağlayarak kabul ettirdiği, kendisini onunla tanıtmış olduğu, başvuru konusu kelimenin sadece davacının verdiği hizmetlerle ilgili bir marka olarak algılanmaya başlandığı, kullanımla ayırt edicilik kazandığı hususlarının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "..." ibarelerinden oluştuğu, dava konusu markada yer alan ibarelerin “herkes bağlı” şeklinde Türkçeye çevrilmesi halinde veya tescili talep edildiği “...” şeklinde, tescili talep edilen sınıflar açısından ayırt edicilik vasfına sahip olmayacağı, bu hali ile markanın reddedilen mal ve hizmetler açısından kavramsal bir bağının bulunduğu, tescili reddedilen mal ve hizmetlerin özelliklerini belirttiği, “...” ibaresinin, haberleşme ve iletişim hizmetleri içerisinde sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu, tescili istenen sınıflar açısından ilgili tüketici kesiminin, makul düzeyde bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketiciler olduğu, İngilizce konuştuğu ve / veya İngilizce bildiği, bu özelliklere sahip hedef tüketici/ ilgili kesimin algısında ayırt edilebilme işlevini yerine getiremeyeceği, bu hali ile bir bilgilendirme algısı da yarattığı hususunda kanaat oluşturmuş, davaya konu markanın, tescili talep edilen sınıflar açısından, 6769 s. SMK m.5/1-(b) kapsamında yer alan mutlak ret nedenlerini aşacak düzeyde olmadığı, 6769 s. SMK m.5/1-(c) kapsamında yapılan değerlendirmede ise, markanın somut ayırt edicilik vasfına sahip olmadığı, tespit edilen ilgili tüketici kesimi tarafından davaya konu işaret görüldüğünde refleks olarak mal ve hizmetin kaynağı arasında bağlantı kuramayacağı, davaya konu işaretin tanımlayıcı olup olmadığı araştırılırken işaretin ihtiva ettiği tüm unsurlar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden, kelime markası “...” ibaresinin tescili talep edilen mal ve hizmetler açısından ortalama tüketicilerin tescili talep edilen işaret ile mal/hizmet arasında (ilave bir irdeleme ya da analiz olması halinde dahi) bir ilişki kuramayacağı, her ne kadar ana dili Türkçe olan ilgili tüketici kesiminin, “...” ve “...” kelimelerinin anlamlarını tescile konu mal ve hizmetler açısından da yaygın kullanıldığı için anlayacakları, kelimelerin birlikte kullanılması ile farklı bir anlamın ortaya çıkmadığı, bütünsel olarak da tek bir anlamın öne çıktığı, bu hali ile markanın tanımlayıcı olduğu, markaya konu işaretin belli bir fonksiyon belirttiği, tescili talep edilen mal ve hizmetlerin belli bir ağın parçası ve belli bir bağlantı özelliği içerdiği de dikkate alındığında, davaya konu markanın bu özelliğe atıf yaptığı, markanın mal ve hizmetlerin ticari kaynağını gösterir seviyeye ulaşmadığı, davaya konu markanın, tescili talep edilen sınıflar açısından 6769 s. SMK m.5/1-(c) kapsamında sayılması gerektiği, davacı yanın, tescile konu etmiş olduğu markayı eylemli kullandığına dair dosya kapsamında yeterli bir delile rastlanamadığı, davacı yanın sunmuş olduğu dokümanın marka kampanyasına ait sunum olduğu, 6769 s. SMK 5/2. maddesindeki istisnadan yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu “..." ibaresinin, tescili talep edilen mal ve hizmetlerle herhangi bir anlamsal yakınlık ve referans ilişkisi içinde bulunmadığını, slogan marka niteliği taşıdığını, yaratıcılık içerdiğini, başkaca hiçbir firma tarafından markasal olarak kullanılmadığını, mal ve hizmetlerle ilişkilendirilebilir olmadığını, ciddi kullanım ve yoğun tanıtım faaliyetleri neticesinde de ayırt edici nitelik kazandığını, tanımlayıcı olduğundan söz edilemeyeceğini, tescili talep edilen mal ve hizmetlerle doğrudan ve spesifik bir ilişkisinin bulunmamasının yanı sıra, bu mal ve hizmetleri çağrıştıran nitelikte bir anlamı dahi taşımadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun, YİDK'nin kısmi ret kararı kapsamında yer alan 9, 35.sınıfın 5.alt sınıfında 9.sınıf malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri, 38,42 ve 45.sınıf mal ve hizmetler yönünden, ilgili tüketici kesimi nezdinde işletmesel bir kökene işaret etmesinin mümkün olmadığı, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler için belirli bir ticari kaynağa ait işaret olarak algılanmayacağı, diğer bir deyişle markanın asli fonksiyonu olan ayırt ediciliği sağlamayan bir ibare olduğu, tüketicilerin bu ibareyi yalnızca "herkes bağlı", "herkes birbirine bağlı" olarak algılayacakları gözetildiğinde, tüketicilerce marka olarak algılanması, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, başka işletmelere ait mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlaması mümkün olmayan, tanımlayıcı nitelikteki dava konusu başvurunun, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddesi uyarınca marka olarak tescil edilemeyeceği, öte yandan davacının davaya konu markayı eylemli kullanımınına ilişkin yeterli delil sunulmadığı, SMK'nın 5/2 maddesi kapsamında başvuruya kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının ispat olunamadığı, buna göre marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin YİDK kararının yerinde bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.