Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/53
2025/287
13 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/53 - 2025/287
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/53
KARAR NO : 2025/287
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/01/2022
NUMARASI : 2021/150 E. - 2022/36 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/01/2022 tarih ve 2021/150 E. - 2022/36 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 30.sınıf mallarda 2019/106555 sayılı “...+şekil” markasını tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde başvuruda bulunduğunu, davalı şirket tarafından bu başvuruya karşı gerçekleştirilen iltibas gerekçeli itirazın Markalar Dairesi tarafından haklı bulunduğunu, bu karara itirazın ve başvurunun YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, MDB'nin yaptığı incelemede davalının 2019/47239 sayılı "..." markasını benzer bulmadığını, davalı Şirket tarafından da bu karara itiraz edilmediğini, bu durumda davalının tüm dayanak markalarında "..." şeklinde yer alan kelime markalarının dava konusu markada yer alan "... ... ..." kelime markaları ile benzer olmadığının kabul edildiğini, müvekkili şirketin "..." markasının tek ve esas unsur olarak tescilli bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının da ilk kez tek ve esas unsur olarak 2001/ 19242 numara ile tescil edildiğini, ayrıca farklı işaretler ve şekillerle de tescilli olduğunu, yine müvekkilinin 2014/47453 sayılı "..." ve 2019/40309 sayılı "..." markalarının ve dava konusu başvurudaki yıldız şeklinin kalıp şekli olarak tescil edildiği 2016/04692 sayılı tasarım tescilinin bulunduğunu, itiraz sürecinde dayanak alınan markaların, kullanılan renk, ürünlerin yerleştiriliş şekli, kısaca markanın tertip tarzı-kompozisyonu bakımından tümüyle müvekkili şirketin dava konusu marka başvurusundan farklı olduğunu, markaların tertip tarzında çikolatanın rengi dışında hiçbir benzerliğin yer almadığını ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-1698 numaralı hukuka aykırı kararının iptali ile 2019/106555 numaralı marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, başvuru konusu marka ve redde mesnet markada ön plana çıkan esas unsurun, birbirinin neredeyse aynısı olan “...” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğunu, başvuru konusu markada yer alan “...” ibaresinin herhangi bir ayırt edici, markaları birbirinden farklı hale getirici özelliğinin bulunmadığını, “...” ibaresinin de çok küçük ve silik şekilde yazıldığını, “...” ibaresinin ise, davacı markasının çatı/şemsiye unsurunu oluşturduğunu, davacının işbu başvuru ile tescil ettirmek istediği asıl unsurun “...” ibaresi olduğunu, aynı şekilde, davalının seri markalarının esas unsurunun da “...” ibaresi olup, “...” ve “...” ibarelerinin çatı unsur konumunda bulunduğunu, bununla birlikte, davacı başvurusu ile davalı markalarının şekil ve renk kompozisyonlarının da birbiri ile son derece benzerlik arz ettiğini, başvuru konusu markanın 30’uncu sınıfta yer alan “gıda emtiaları” için tescil olunmak istendiğini, tüketici kitlesinin ortalama tüketiciler, bilhassa çocuklar olduğu da dikkate alındığında, davalı markaları ile aynı/aynı tür/benzer malları kapsayan işbu başvurunun tescili halinde, davalıya ait “...” markalı bir ürün aldığını sanan tüketicinin davacıya ait “...” markalı ürüne yönelebileceğini, markalar arasında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin oluşabileceğini ve seçici olmayan söz konusu tüketicilerin malların kaynağı konusunda yanılgıya düşebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin ... nezdinde tescilli ve 10 yılı aşkın bir süreden beri kullanılan çok sayıda “...” ibareli kelime ve şekil markalarının bulunduğunu, dava konusu markanın “...” ibarelerinden oluşan bir kelime+şekil markası olduğunu, davaya konu markayı oluşturan kelime ve şekil unsurlarının müvekkili markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın esas unsurunu “...” ibaresi ve yıldız şeklindeki bisküvi oluşturduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markalarıyla asıl tescilli olan esas unsurun ise “...” ibaresi olduğunu, benzerlik incelemesinin de “...” ve “...” ibareleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, “...” ibaresi ile dava konusu markada kullanılan “...” ibaresinin görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davaya konu markayla karşılaşan ortama tüketicinin algısının “...” ibaresi ve şekil unsuru olan beş köşeli yıldız bisküvi üzerinde toplanacağını, dolayısıyla davacı şirketin, dava konusu marka başvurusuyla müvekkilinin hem marka hem tasarım haklarını ihlal ettiğini, dava konusu markanın tescilinin talep edildiği 30. Sınıfın da müvekkili markasıyla aynı olduğunu, bu sınıftaki ortalama tüketicilerin önemli bir kısmını çocukların oluşturduğunu, çocukların yetişkin insanlara kıyasla algı düzeylerinin daha düşük olup markalar arasındaki iltibas tehlikesini artırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru görselindeki "..." ibaresinin özellikle davalının "..." ibareli çatı markası dikkate alınmadığında "..." markaları ile çok yakın düzeyde birbirine benzer ve bağlantılı bir marka olduğunun görüleceği, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının "..." ibareli başvuru markasını gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının "...” markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, ayrıca hem dava konusu marka hem de davalı markalarında yer alan bisküvi şeklinin tertip tarzının ayırt edilemeyecek kadar benzer olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan bütün malların redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuruda esas unsur olarak kabul edilen "..." ibaresinin müvekkil adına 2014/57453 sayı ile tescili olduğu hususunun değerlendirilmediğini, bu ibare üzerinde müktesep haklarının bulunduğunu, "..." ibaresinin markasal ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, "..." ve "..." ibareleri ve markaların bütünsel tertip tarzlarının benzer olmadığını, müvekkilinin ürününün bir bisküvi değil, bir cins kek olduğunu, müvekkilinin dava konusu ürün şeklini oluşturan 2016/04692 sayılı tescilli kalıp tasarımının bulunduğunu, müvekkilin bu tasarımının da değerlendirilmediğini, müvekkilinin bisküvi değil kek olan ürününü, tasarımı tescilli kalıplarıyla üreterek tescilli markaları ile piyasaya arz ederken kullanmak üzere dava konusu başvuruda bulunduğunu, karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 2019/106555 sayılı “...+şekil” ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalarda daire biçimindeki kek ya da bisküvi üzerinde yıldız şeklindeki boşluk içine konumlandırılmış çikolata görselinin ortak olarak yer aldığı, başvuruda orta kısımda vurguyu üzerinde toplayan "..." ibaresi ile davalının itiraza mesnet markalarında bulunan "..." ibaresi arasında da "..." kelimelerinin ortaklığı nedeniyle yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, bunun yanında kullanılan renkler ve markanın geneline hakim olan tertip tarzının da bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, uyuşmazlık konusu 30.sınıf malların redde mesnet markaların kapsamında aynı/aynı tür ve benzer olarak yer aldığı, mahkemece SMK'nın 6/1.maddesindeki şartların somut olayda gerçekleştiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, davacı Şirket vekilince, müvekkilinin "..." markasının ilk kez tek ve esas unsur olarak 2001/ 19242 numara ile tescil edildiğini, ayrıca farklı işaretler ve şekillerle de tescilli olduğunu, yine müvekkilinin 2014/47453 sayılı "..." ve 2019/40309 sayılı "..." markalarının ve dava konusu başvurudaki yıldız şeklinin kalıp olarak tescil edildiği 2016/04692 sayılı tasarım tescilinin sahibi olduğunu, bu nedenle dava konusu başvuru markası üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürdüğü, bu iddianın ilk derece mahkemesince değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Bu bağlamda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, dava konusu başvuruda yer verilen daire biçimindeki kek ya da bisküvi üzerinde yıldız şeklindeki boşluk içine konumlandırılmış çikolata görselinin, "..." ibaresinin, diğer renk ve şekil unsurları ile başvurunun geneline hakim olan tertip tarzının davalı markalarına belirgin biçimde yanaştığı, dava konusu başvurunun bir kısım unsurlarının ayrı ayrı olacak şekilde ve farklı tertip tarzları kullanılarak davacı adına marka ya da tasarım olarak tescilli bulunmasının, davacı lehine müktesep hak sağlamayacağı anlaşıldığından, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin müktesep hak yönünden belirlediği kriterler çerçevesinde, davacının müktesep hak kurumundan faydalanamayacağı anlaşılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kararın gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/01/2022 gün ve 2021/150 Esas - 2022/36 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile kalan 556,10-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yargılama sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.