Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/52
2025/286
13 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/52 - 2025/286
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/52
KARAR NO : 2025/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/11/2022
NUMARASI : 2022/160 E. - 2022/389 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2022 tarih ve 2022/160 E. - 2022/389 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2004/39012, 2004/39025, 2008/71019, 2009/11309, 2018/86174, 189593 sayılı "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2020/19389 sayılı "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde gerçekleştirdiği itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin tescilli “...” markaları ile davalının başvuru konusu “...” ibareli markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, 1997 yılından bu yana tescilli “...” ibareli markalar üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, “...” ibaresinin, müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturduğunu, davalının başvuru konusu “...” markasının, müvekkili markasının asli unsuru “...” ibaresini aynı şekilde asli unsur olarak içermek suretiyle ayırt edilemeyecek derecede benzerlik oluşturduğunu, “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, doğrudan müvekkili markalarının esas unsuru “...” ibaresini vurgulayacak biçimde kullanılıp konumlandırıldığını, tüketicinin söz konusu markanın müvekkilinin seri markası olduğunu algılayacağını ileri sürerek, ... YİDK'nun 2022-M-2434 sayılı kararının 03. sınıfta yer alan “Diş bakım ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” emtiaları ile 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görebilmesi ve satın alması için diş bakım ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları mallarının bir araya getirilmesi mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden iptali ile dava konusu 2020/19389 numaralı "..." ibareli markanın anılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirmede, ilgili malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul derecede bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğunun varsayıldığını, söz konusu uyuşmazlıkta tüketicilerin, markaların kaynaklarının farklı olduğunu anlayabileceğini ve birbirleriyle ilişkilendirmeyeceğini, bu nedenle markaların kapsadığı hizmetler açısından markaların benzer olarak algılanması ya da karıştırılma ihtimalinin doğmasının mümkün olmadığını, davacı markalarında yer alan şekil unsurları, farklı sözcük tamlamaları ve kullanılan renk tercihleri ile davalı markasında bulunmayan farklı bir bütünlük oluşturulduğunu, " ..." sözcüğünün “parlamak, ışık saçmak” anlamına geldiğini, ayırt ediciliği düşük, herkesçe bilinen anlama sahip sıradan bir sözcük olduğunu, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanacağını, bu açıdan markalar arasında halk tarafından ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere iltibas ihtimali doğuracak bir unsur olmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, davacı vekilinin YİDK nezdinde 6769 sayılı SMK m.6/9 hükmü bağlamında kötü niyete ilişkin iddialarını ileri sürmediğini, Medeni Kanun m.3 kapsamında iyi niyetin esas olduğunu, aksini iddia eden davacının kötü niyete ilişkin iddialarını delillerle ispat edemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davacının adına tescilli 2008/71019, 2009/11309, 97/018816 sayılı markalarını Türkiye’de ciddi bir şekilde kullanıldığını ispat edemediğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak bir bütün olarak karşılaştırıldığında, her iki marka arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, davacı itirazına mesnet “...” ibaresinin dilimizde “parlamak” anlamına geldiğini, anlam itibariyle, temizlik, parlaklık duygusu oluşturduğundan, kişisel temizlik dahil, tüm temizlik ve bakım ürünleri ve davacı markalarının tescil edildiği sınıflara konu mal ve hizmetler açısından parlaklık ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğunu, ayırt edici niteliği düşük markaların korumadan yararlanmasının da doğal olarak düşük olacağını, itiraza konu marka ile müvekkili markası arasında ortak unsur olan “...” ibaresinin tescil edilen sınıflar bakımından ayırt edicilik vasfı taşımadığını, itiraza mesnet markalar ile müvekkili markasının benzer ürünleri kapsadığı iddialarını kabul etmediklerini, davacının kötüniyet iddiasını somut bir şekilde gerekçelendirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının dava konusu markasının tescil ettirilmek istendiği mal/hizmetlerin davacının markaları kapsamında aynen bulunmadığı fakat söz konusu malların aynı raflarda satışa konu olduğu ve birbirini tamamladıkları, “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları…” ile davacının “Diş fırçası, Diş fırçası saklama kabı” malları arasında 6769 sayılı SMK m.6/1 hükmü uygulaması açısından mal ve hizmetlerin benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının 2004/39012, 2004/39025, 2018/86174 sayılı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davaya konu olan markada “...” ibaresinin önce yer aldığı ve vurgunun bu ibare üzerinden başladığı, taraf markalarının kompozisyonlarında "..." farklı şekilde olsa da markalarda yer alan “...” ibaresinin son kelime olarak konumlandırıldığı ve bu bağlamda taraf markaların göz ve hafızada bıraktığı etkinin bu kelime olacağı, bu nedenle taraf markalarının benzer olduğu, aralarında bağlantı kurulması tehlikesinin doğacağı, 6769 sayılı SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK’nun 2022-M-2434 sayılı kararının taleple bağlı kalınarak 03. Sınıf “ Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35. Sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak iptaline, 2020/19389 sayılı markanın taleple bağlı kalınarak 03. Sınıf “ Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35. Sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...” ibaresinin “parlamak, ışık saçmak” anlamına geldiğini, ayırt ediciliği düşük, herkesçe bilinen anlama sahip sıradan bir sözcük olduğunu, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, markalar arasında halk tarafından ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere iltibas ihtimali doğuracak bir unsur bulunmadığını, diğer yandan davalı markasının “...” ve “...” sözcükleri birleştirilerek farklı bir sözcük öbeği şeklinde sunulduğunu, markaların vurguyu üzerinde taşıyan ilk kısımlarının tamamen farklı olduğunu, mahkemece davalının başvuru markasının esas unsurunun yanlış tespit edildiğini, markanın esas unsurunun bütünüyle “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin tescil edilmek istenilen sınıf bakımından ayırt edicilik taşıdığını, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davaya konu taraf markalarının kapsadığı ürünlerin aynı raflarda satışa sunulduğunun söylenemeyeceğini, mahkemece çok genel bir kapsam (diş) dikkate alınarak bu hatalı sonuca ulaşıldığını, markaların kapsadığı ürün ve hizmetler ayrı ayrı değerlendirilerek, hangi ortak ürünlerin ne şekilde aynı raflarda satışa sunulabileceği ile ilgili ayrıntılı bir irdeleme yapılması gerekirken bu konuda ek bilirkişi raporu alınması yönündeki taleplerine itibar edilmediğini, davacının itirazına mesnet İngilizce ''...'' ibaresinin dilimizde ''parlamak'' anlamına geldiğini, anlam itibariyle, temizlik, parlaklık duygusu oluşturduğundan, kişisel temizlik dahil, tüm temizlik ve bakım ürünleri ve davacı markalarının tescil edildiği sınıflara konu mal ve hizmetler açısından ayırt ediciliğinin düşük seviyede bulunduğunu, zayıf markaların koruma kapsamı dar olduğundan davacının tekeline bırakılamayacağını, başvurudaki baskın ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin birebir aynı ibareli 3 ve 5.sınıflarda tescilli 2018/79825 sayılı tescilli markasının bulunduğunu, başvuru markasının "..." değil bir bütün olarak "..." biçiminde algılandığını, mahkemece "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğuna dair savunmalarının aşamalarda dikkate alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin katılmadığı, her ne kadar davalı tarafça "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ileri sürülmüş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 2023/4694 E., 2024/6810 K. Ve 25/09/2024 tarihli, 2014/16930 E., 2015/1951 K. ve 16/02/2015 tarihli, 2016/6791 E., 2018/631 K. ve 24/01/2018 tarihli, 2018/4580 E., 2019/6266 K. ve 07/10/2019 tarihli, 2018/4557 E., 2019/6118 K. ve 02/10/2019 tarihli kararlarında da kabul edildiği üzere "..." ibaresinin 3. sınıf mallar yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, davalı Şirket vekilince, müvekkilinin 2018/79825 sayılı "..." ibareli markasının sahibi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin dava konusu başvuru markası üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürdüğü, bu iddianın ilk derece mahkemesince değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Bu bağlamda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılmadığı anlaşıldığından Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterler çerçevesinde, davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı anlaşılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/11/2022 gün ve 2022/160 Esas - 2022/389 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ ile ... YİDK’nın 2022-M-2434 sayılı kararının taleple bağlı kalınarak 03.sınıf “ Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35.sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak iptaline,
4-2020/19389 sayılı markanın taleple bağlı kalınarak 03.sınıf “ Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35.sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 201,48-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan 45,00-TL tebligat ve posta ücretinden oluşan toplam 2.546,48-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.707,88-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
10-Davalı Şirketten peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Şirkete iadesine,
11-Davalı ... alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalı ... alınarak Hazineye irat kaydına,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.