Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/4
2025/272
13 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/4
KARAR NO : 2025/272
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/09/2020
NUMARASI : 2019/296 E. - 2020/156 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/09/2020 tarih ve 2019/296 E. - 2020/156 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ...'in, 2018/82129 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli "..." asıl unsurlu markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvurunun, "..." kelimesine yine tanımlayıcı bir ifade olan "..." kelimesinin eklenmesi ile oluşturulduğunu, "..." kelimesinin ayırt ediciliği olmayan bir ifade olduğunu, "..." kelimesinin ise gıda alanında temel bir yiyecek sınıfının adı bulunduğunu, bir ... ürününün önüne "..." ibaresinin eklenmesi neticesinde söz konusu kelime grubunun, yeni veya farklı bir anlam içermeyip, SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c uyarınca mutlak tescil engeli ile karşılaşacağını, başvuru kapsamında 35. ve 43. sınıf hizmetlerin yer aldığını, anılan sınıflar yönünden dava konusu başvurunun herhangi bir ayırt edicilik taşımadığını, "... ... ..." markasının müvekkili tarafından ilk kez 2009 yılında tescil ettirildiğini, tanınmış "..." markasına dayandığını, önceden tescil edilmiş olan markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle, sonradan tescil edilmek istenen markaya haksız bir yararın sağlanması, önceki markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi sonuçlarının doğması ihtimallerinin varlığı halinde, söz konusu markaların farklı emtia sınıflarında olup olmadığına dahi bakılmaksızın, tescil başvurusunun reddedilmesinin gerektiğini, bir an için dava konusu "..." ibaresinin tescil edilebilir olduğunun kabulü halinde bile dava konusu başvurunun, SMK'nın 6/1 ve 6/5. maddeleri uyarınca tescilinin mümkün bulunmadığını, dava konusu başvurunun müvekkili markaları ile iltibasa yol açacağını, müvekkilinin "..." ve "..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, dava konusu başvurunun bu markalar ile karıştırılacağını, başvurunun, ortalama tüketicilerce müvekkili markaları ile ilişkilendirileceğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2019-M-7672 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ibareli markanın soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, tasviri niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle somut ayırt ediciliğinin de olduğu, SMK'nın 5. maddesinde belirtilen diğer mutlak tescil engellerine tabi bir işaret olmadığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer bulunmadığı, markalarda "..." ibaresinin ortak olarak bulunduğu, ancak bu ibarenin iltibas tehlikesi oluşturacak niteliğinin bulunmadığı, esasen şekerli ürünleri tanımlayıcı niteliği karşısında ayırt ediciliğinin davaya konu emtia bakımından düşük olduğu, davalı şahsa ait markada esasen bu ibarenin şekerli ürünleri tanımlayıcı anlamı ile bulunmadığı, kavramsal olarak bir bütün halinde davacı markalarından farklılaştığı, dolayısıyla SMK m.6/1 hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmeyeceği, davacı yanın tanınmış markasının "..." ibaresi olduğu, dosyaya sunulan ve incelenen delillerin davacının "... ...", "...", "...", "..." unsurlu diğer markalarının da tanınmış olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, bu nedenle davacının tanınmışlık iddiasına dayalı YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemlerinin yerinde bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, "..." ibaresinin, tanımlayıcı bir ibare olduğunu ve bu nedenle tek başına marka olarak tescilinin mümkün bulunmadığını, çünkü başvuruda yer verilen "..." kelimesinin ayırt ediciliği olmadığı gibi "..." kelimesinin de gıda alanında temel bir yiyecek sınıfının adı bulunduğunu, bir ... ürününün önüne "..." ibaresinin eklenmesi neticesinde söz konusu kelime grubunun, yeni veya farklı bir anlam içermediğini, SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca mutlak tescil engeli ile karşılaşacağını, aksinin kabulü halinde ise dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ibareli seri markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde tüketicilerin, bu ibareli ürünlerin müvekkilinin seri markalarından olduğu ve markalar arasında işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimine kapılabileceklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “...” ibaresinin genel anlamda gıda ürünleri sektöründe ayırt edici vasfı son derece zayıf bir kelime olduğu, özgünlüğü bulunmayan, yaratılmamış ve tescil edilmek istenilen sektörde son derece yaygın kullanımı bulunan bir ibarenin kimsenin tekeline bırakılmasının mümkün bulunmadığı, davalının başvuru konusu yaptığı markanın asıl unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, kavramsal olarak davacı yan markalarında yer alan "..." ibaresinden farklılaştığı, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.10.2020 tarih ve 2020/129 E.-2020/4266 K. sayılı kararında "...", 21.03.2024 tarih, 2022/5802 E., 2024/2314 K. sayılı kararında ise "..." ibareli markaların, davacının itirazına mesnet markalarıyla karıştırılmayacağının kabul edildiği, öte yandan başvuru konusu ibarenin, ayırt ediciliği zayıf ise de asgari düzeyde ayırt ediciliği haiz olduğu gibi bir bütün olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden cins, çeşit, vasıf, nitelik bildirir bir ibare olarak da değerlendirilemeyeceği, diğer bir deyişle SMK'nın 5. maddesinde düzenlenen herhangi bir mutlak tescil engelini barındırmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.