mahkeme 2023/1327 E. 2025/1527 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1327
2025/1527
11 Eylül 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1327 - 2025/1527
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1327
KARAR NO : 2025/1527
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/01/2023
NUMARASI : 2022/210 E. - 2023/24 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2023 tarih ve 2022/210 E. - 2023/24 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış "..." markalarının sahibi olduğunu, kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar
özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali,
ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, davalı kurumun, davalı yanın 2020/146018 sayılı “...” ibareli marka
başvurusuna karşı gerçekleştirdikleri itirazlarını hukuka
aykırı biçimde reddettiğini, dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları
arasında ayniyet derecesinde sınıfsal benzerlik bulunduğunu, ortalama gıda tüketicisinin “...” ibareli marka ile müvekkili şirketin “... ...” ibareli markalarını benzer olarak
algılayacağını, davaya konu “...” markasının, müvekkili adına tescilli “...
...” ibareli markalar ile iltibas oluşturabilecek düzeyde
benzer olduğunu ileri sürerek, davalı ...’in 13.04.2022 tarih ve 2022-M-4568 sayılı YİDK kararının
tüm mal ve/veya hizmetler yönünden iptaline, 2020/146018 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde
hükümsüz sayılmasına karar
verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet
gösterilen markaların tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının mümkün olmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davaya konu edilen müvekkili şirketin marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, benzer olmayan markalar hakkında eskiye dayalı kullanımdan söz edilemeyeceğini, müvekkilinin markasının ayırt edici nitelikte olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, marka işlem dosyasında her ne kadar 2015/64019 sayılı markanın kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürülmüşse de, söz konusu markanın 06/05/2016 tarihinde tescil edildiği, tescil tarihi ile dava konusu marka başvuru tarihi olan 23/11/2020 tarihi arasında en az 5 yıllık süre bulunmadığından söz konusu marka bakımından ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olmadığı, dava konusu markanın esaslı unsuru olan "..." ibaresi ile davacı markalarının esaslı unsuru olan "..." ibaresi arasında, davaya konu emtiaların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı halk kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı, zira ortalama tüketici kesiminin markaları parçalarına bölerek inceleme yapmadığı, markaların ayırt edici unsurlarını bir bütün halinde algıladığı, her ne kadar markalar arasında "N", "O" ve "X" harflerinden kaynaklı görsel ve işitsel anlamda benzerlik bulunsa da, dava konusu markada yer alan "UD" harfleri ile birlikte markanın bir bütün halinde "..." olarak algılandığı, söz konusu markanın "..." şeklinde, davacı markalarının "..." şeklinde telaffuz edileceği, her ne kadar markaların esaslı unsurlarının aynı harflerden oluştuğu söylenebilirse de, dava konusu markada fonetik olarak vurgunun son hecede olduğu, bu nedenle fonetik olarak markaların birbirlerinden ayrıştıkları, gerek "..." kelimesinin -Pisum Fabaceae familyasına bağlı bir bitki cinsi adı olsa da-, gerekse "..." kelimesinin davaya konu emtiaların hitap ettiği tüketici kesimi nezdinde bilinen bir anlamlarının olmadığı, markaların aynı veya benzer nesnelere çağrışım oluşturmadıkları, bu nedenle her ne kadar karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı veya benzer oldukları tespit edilse de, markaları oluşturan işaretlerin umumi intiba olarak birbirlerinden farklı oldukları, dava konusu marka ile davacı markaları arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...”
ibaresinden oluşan dava konusu markanın, müvekkile ait “... ...”
markasını neredeyse doğrudan içerdiğini, müvekkil şirket markası ile davalı şirket
markasının esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, emtia benzerliği şartının da gerçekleşktiğini, dava konusu markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin düşük olduğunu, bu durumun iltibas ihtimalini arttırdığını, çözümü teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren işbu davada bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun, davacı markalarından farklı olarak tek "X" harfi kullanılması ve"-UD" ekine yer verilmesiyle davacı markalarından yeterince farklılaştığı, markaların geneline hakim olan tertip tarzı itibariyle de taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan mahkemece bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.