mahkeme 2023/1323 E. 2025/1523 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1323
2025/1523
11 Eylül 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1323 - 2025/1523
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1323
KARAR NO : 2025/1523
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/02/2023
NUMARASI : 2022/209 E. - 2023/73 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2023 tarih ve 2022/209 E. - 2023/73 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirkete ait 29.sınıfta tescilli “...” ve “...” ibareli seri markaların bulunduğunu, davalı Şirket'in 2020/171340 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun, müvekkilinin markaları ile benzerliği ve 29.sınıfta tescil edilmek istenmesi nedeniyle iltibasa neden olacağını, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin düşük olduğunu, bu durumun da karıştırılma ihtimalini arttırdığını, müvekkilinin markalarının sektörel bazda tanınmış hale geldiğini, davalı şirketin bu tanınmışlıktan yararlanmayı amaçladığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2022-M-6296 sayılı kararının iptaline ve 2020/171340 sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin markasının "..." ibaresinden oluştuğunu, ''...'' ve ''...'' ibareleri ayrı ayrı değil bir bütün halinde değerlendirildiğinde akla davacı tarafın markası olan ''..." ve "... SÜT'' markasını getirmediğini, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, başvurunun kötüniyetle yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında müşterek olarak bulunan unsurun "..." sözcüğü olduğu, dava konusu marka başvurusunun esaslı unsurunun bir bütün halinde "..." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresinın markasal ayırt ediciliği oldukça zayıf bir ifade olduğu, buna gör markalar arasında salt "..." sözcüğünün müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak benzerlik bulunduğunun söylenemeyeceği, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, sunulan delillerle “...” ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından, herhangi bir mal/hizmet üzerinde görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığı bulunduğunun söylenemediği, diğer taraftan, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında işaret benzerliği de bulunmadığından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile müvekkiline ait marka arasında yüksek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun davacı markaları ile kıyaslandığında ayırt ediciliğe sahip olmadığını, başvuru markasında müvekkilinin markalarının esas unsuru olan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, "..." kelimesinin benzerlik ve karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, markalarının taklit edilmeye çalışıldığını, davalı şirketin müvekkilinin tanınmış markasının benzerini kullanmasının başvurunun kötüniyetle yapıldığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "... asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2022 tarih ve 2021/3368 Esas, 2022/7110 Karar sayılı kararında da; "...” ibaresinin, toplumda herkes tarafından bilinen ve çok yaygın kullanılan, genellikle önüne getirildiği ismi niteleyerek sıfat tamlaması oluşturan bir kelime olduğu, bu itibarla ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu ve koruma düzeyinin dar tutulması gerektiği, taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresinin ayırt ediciliğin düşük olması,“...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan sıfat tamlaması niteliğindeki başvuru markasının ortalama tüketici tarafından “...“ olarak bir bütün halinde algılanacak bulunması ve taraf markalarının tertip tarzının da farkı olması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, başvuru markasının iltibas ihtimalini bertaraf edecek derecede mesnet markalardan farklılaştırıldığının kabulünün gerektiği"nin vurgulandığı, buna göre somut olayda da , taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresinin ayırt ediciliğin düşük olduğu, “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan sıfat tamlaması niteliğindeki başvuru markasının ortalama tüketici tarafından “...“ olarak bir bütün halinde algılanacağı, tertip tarzları yönünden de markalar arasında yeterli düzeyde ayırt edicilik sağlandığı anlaşılmakla, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmışlığının tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.