mahkeme 2023/1293 E. 2025/1563 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1293
2025/1563
12 Eylül 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1293 - 2025/1563
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1293
KARAR NO : 2025/1563
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
TARİHİ : 13/04/2023
NUMARASI : 2022/410 E. - 2023/147 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/04/2023 tarih ve 2022/410 E. - 2023/147 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, kozmetik sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin 2021/068135 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2022-M-10541 sayılı YİDK kararıyla, kullanım ispatının sağlanamadığı gerekçesiyle nihai olarak kısmen reddedildiğini, oysa davalı markasının müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini ve müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, marka değerini düşüreceğini, tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, dava korusu markanın müvekkili markalarıyla benzer sınıflarda tescil edilmek istendiğini, davalı konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-10541 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin hizmet verdiği sektörde tanınmış marka haline geldiğini, dava konusu markanın davacı yan markalarına benzemediğini, taraf markalarının "..." ve "..." şeklinde telaffuz edildiğini, markaların farklı tüketici kesimlerine hitap ettiğini, mal ve hizmet sınıfları yönünden de benzerlik bulunmadığını, davacı şirketin markasını kullanımını ispatlayamadığı mal ve hizmet sınıfı yönünden benzerlik iddiasında bulunmasının hukuki dayanağı olmadığını, davacı şirketin 2003/22269 sayılı markasının 07, 09, 12 ve 35. sınıf, 2015/101629 sayılı markasının 16, 38, 45 ve 35. sınıf, 2016/83975 sayılı markasının 03. sınıf mal ve hizmetlerde kullanımının ispat edilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanım ve hak sahipliğinin bulunduğunu, kötü niyet iddiasının da asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, çekişmeli başvuru standart karakterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı "...", "..." ibarelerinden oluştuğu, taraf markalarının görsel olarak farklı olduğu, işitsel ve anlamsal olarak da benzer olmadığı, bir bütün olarak bakıldığında farklı markalar olarak seçildikleri, davacının "..." seri markalarının sahibi olduğu söylenebilirse de davalının "..." markasının bu seri içinde algılanmayacağı, dava konusu markalar kapsamındaki 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının oluşmadığı; somut olayda davacının "..." markasını davalıdan önce kullandığı yönünde bir iddiası ve buna dayanak delilleri bulunmadığından SMK'nın 6/3. maddesine dayalı bir değerlendirme yapılamadığı; SMK'nın 6/6. maddesi kapsamındaki iddianın da somutlaştırılmadığı ve buna dayanak delil sunulmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, denetime elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii taleplerinin reddedildiğini, taraf markalarının ve kapsamlarındaki emtia sınıflarının benzer olduğunu, müvekkilini mesnet markasının tanınmış haline getirdiğini, davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından faydalanma amacı taşıdığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, buna göre, davacının "..." esas unsurlu markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarının kısa ibarelerden oluştukları, yapılacak küçük değişikliklerin dahi ayırt ediciliği sağlayacağı ve tüketicilerin bu tür kısa ibarelerdeki değişiklikleri daha kolay fark edebildikleri, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.05.2025 tarih ve 2024/5497 E.-2025/3212 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu; dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlık iddiasının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, öte yandan davacı vekilinin yeni heyetten rapor alınma talebi kabul edilmemiş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 28/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.