mahkeme 2023/1288 E. 2025/1510 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1288
2025/1510
11 Eylül 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1288 - 2025/1510
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1288
KARAR NO : 2025/1510
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/03/2023
NUMARASI : 2022/306 E. - 2023/88 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/03/2023 tarih ve 2022/306 E. - 2023/88 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/063306 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Şirketin, dava konusu marka başvurusuna ticaret unvanının çekirdek unsuru ve ana markası olan "..." ibaresini de eklemek sureti ile kendisini ... finansman sisteminin ... gibi gösterdiğini ve bu ibareyi fiilen tanıtma vasıtalarında kullandığını, bu noktada davalı şirketin marka tescili ile vurguladığı bu iddianın doğruluğunun anlaşılabilmesi için ilgili kanun öncesi adı "faizsiz ev alma sistemi", kanun sonrası "... finansman sisteminin" ne olduğunun ve bu tanıma uyan sistemlerin geçmişinin irdelenmesi gerektiğini, davalı Şirketin ... finansman sisteminin ... değil yalnızca uygulayıcısı olduğunu, dava konusu marka tescilinin, faize dayalı olmayan ... finansman sistemini, ilk kez davalı Şirketin ihdas ettiğine dair gerçeğe aykırı ve halkı yanıltıcı bir intiba bıraktığını, bunun ise hem SMK'nın 5/1-f maddesine göre bir tescil engeli ve hükümsüzlük sebebi hem de TTK kapsamında haksız rekabet olduğunu, davalı Şirket tarafından tescili istenen markanın müvekkili markaları ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili Şirketin “...” ibaresi ile birlikte kullanılarak oluşturulmuş marka tescillerinin, dava konusu markanın tescil edilmek istendiği 35, 36 ve 37 nolu sınıflarda korunduğunu, müvekkilinin ... finansman alanında son derece tanınmış olup, sektörde gerçekleştirdiği faaliyetlerinin çok geniş çevrelere yayıldığını, davalı Şirketin, dava konusu marka başvurusu ile sanki ihtilaf konusu ibarenin temsil ettiği kavramın ... kendisiymiş gibi bir hak iddia ettiğini, bu durumun ise açık ve net bir şekilde marka başvurusunun kötü niyetle ikame edildiğini ve tescilin gerçekleşmesinin akabinde haksız rekabet ortamının meydana geleceğini gösterdiğini, müvekkili şirketin markaları üzerindeki hak sahipliği yanında tanıtım ve reklam vasıtalarında da sıkça kullandığını, müvekkili şirket tarafından 2018 yılında çıkarılan “...” ibareli dergi bulunduğunu, bu nedenle de dava konusu markanın tescil talebinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-6705 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." ve "finans" ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, dava konusu başvurunun slogan niteliğinde olduğunu ve markanın ayırt edici unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğunu, "..." ibaresinin hizmetin kalitesini vurgulamak amacıyla reklam mahiyetinde kullanıldığını, "..." ibaresinin tüketiciyi yanıltıcı bir niteliğinin olmadığını ve abartı sınırları içerisinde kaldığının kabul edilmesi gerektiğini, abartı sınırı içerisinde kalan bir reklamın yanlış da olsa aldatıcı nitelik taşımayacağını ve haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, taraf markaları arasında ayırt ediciliği zayıf "..." ibaresi üzerinden benzerlik ilişkisinin kurulamayacağını ve taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kötü niyet iddialarının yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının SMK'nın 5/1-f bendi kapsamındaki itirazının da yerinde olmadığı, davacının eskiye dayalı kullanım ile tanınmışlık gerekçeli itirazlarının haklı bulunmadığı, davalı Şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında olmadığı gibi markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu bulunmadığından, kötü niyet iddiasının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, faizsiz finansman sistemini kuranın, bir başka deyişle icat edenin davacı olmadığını, sistemin belli bir tarihsellik içinde ... sandıkları modelinden evrilerek günümüzdeki halini aldığını, bu nedenle dava konusu başvurunun haksız rekabete yol açtığı gibi tüketiciyi de yanılttığını, öte yandan dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu ve bu durumun markaların karıştırılmasına yol açacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "... finans" ibareli markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ve "Finans" ibarelerinin ayırt ediciliklerinin son derece sınırlı bulunduğu ve bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 5/1-f maddesi uyarınca, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmeleri mümkün değildir. Burada kast edilen mutlak yanıltıcılık olup, marka sahibinin böyle bir niyetinin olup olmadığı önemli değildir. Şayet böyle bir tehlike ciddi biçimde varsa marka tescil edilmeyecektir. İşaretin yanıltıcı olup olmadığının tespitinde ise ortalama tüketicilerin dikkate alınması gerekmektedir.
Davalı Şirketin "... ..." ibareli markasının kapsamında, 35/01-04 sınıf hizmetlerle, 1'den 34. sınıfa kadar malların satışına özgülenmiş 35/05. sınıf perakendecilik hizmetlerinin yanında 36. sınıftaki "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." ve 37. sınıftaki "İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri." yer almaktadır.
Dava konusu başvuruda, "... ..." ibaresine yer verilmiş olup, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve ... Finansman Şirketleri Kanunu'nun 3/1-l maddesinde ... finansman faaliyetinin, "Bir sözleşme kapsamında önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarına göre belirli bir süre ... edilmesi, müşterilere finansman kullandırılması ve toplanan tasarrufların yönetimini" ifade ettiği açıklanmıştır. Görüldüğü üzere dava konusu başvuruda yer verilen "..." ibaresi ile ... finans sisteminin ilk defa davalı tarafından bulunduğu intibaı yaratılmaktadır. Bu haliyle dava konusu başvuru kapsamında yer alan 36. sınıftaki "Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri'' ile 37. sınıftaki ''İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri'' yönünden bir kısım tüketicinin, dini hassasiyetleri nedeniyle faizsiz finansman yöntemlerine yöneldiği, dava konusu başvuru ile de faizsiz finansman sisteminin ilk olarak davalı tarafından bulunduğu ve uygulandığı yönünde tüketici nezdinde algı yaratıldığı, bu durumun yanıltıcı olduğu gibi aynı sektörde faaliyet gösteren diğer şirketlere karşı da haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varıldığından, anılan hizmetler yönünden SMK'nın 5/1-f maddesi koşullarının bulunduğu kabul edilmiş, bunun dışında kalan hizmetler yönünden ise anılan madde koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta verilen kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarih, 2024/4714 Esas, 2025/3137 Karar sayılı ilamında da, "... ... ..." ibareli markanın, yukarıda belirtilen hizmetler yönünden SMK'nın 5/1-f maddesi kapsamında yanıltıcı olduğu kabul edilmiştir.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde bulunmuş, anılan hüküm uyarınca ilk derece mahkemesi kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/03/2023 tarih ve 2022/306 Esas - 2023/88 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 30.05.2022 tarih, 2022-M-6705 sayılı kararının, başvuru kapsamında yer alan 36. sınıftaki "Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri'' ile 37. sınıftaki ''İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri'' yönünden KISMEN İPTALİNE,
4-Dava konusu 2021/063306 sayılı markanın kapsamında yer alan 36. sınıftaki "Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri'' ile 37. sınıftaki ''İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri'' yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE,
5-Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE,
6-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.800,00 TL bilirkişi ücreti, 145,00 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 134,00 TL posta ve tebligat masrafı, 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.571,00 TL'nin, davanın kabul ve ret oranının takdiren 1/4 olarak kabulü ile bu orana tekabül eden 892,75 TL'ye, 80,70 TL peşin harç ile 80,70 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.054,15 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
12-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.