mahkeme 2022/97 E. 2024/315 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/97
2024/315
23 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/97
KARAR NO : 2024/315
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2021
NUMARASI : 2020/186 E. - 2021/73 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU :YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/02/2021 tarih ve 2020/186 Esas - 2021/73 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2018/21848, 2018/28406, 2018/28407 sayılı ve "...", "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/48741 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin “...” esas unsurlu çok sayıda markalarının mevcut olduğunu, bu nedenle, “...” ibareli dava konusu markanın, davalı adına tescil edilmesi halinde müvekkilinin markadan doğan haklarına zarar vereceğini, dava konusu markanın 43. sınıfta tescil edilmek istendiğini, müvekkile ait markaların tamamının ise sadece 43. sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli olduğunu, bu bakımdan, taraf markaların sınıfları arasında ayniyet bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunda yer alan “...” kelimesinin, yiyecek ve içecek sektöründe sıklıkla kullanılan bir ibare olup, marka vasfının zayıf olduğunu, yiyecek içecek sektörüne de atıf yaptığını, bu nedenle “...” markasının yeni bir oluşumu izlenimi yarattığını, dava konusu marka başvurusunun tescil edilmesi halinde bu markanın, müvekkil markalarının serisi zannedilmesi ve markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olacağını, bu nedenle başvuru konusu markanın müvekkilinin tescilli markaları ile ilişkilendireceğini, aralarında bağlantı kurulacağını, müvekkilinin markasının piyasada oluşan ticari itibarı ile kalite ve garanti fonksiyonuna geri dönülemez bir şekilde zarar vereceğini, “...” ibaresinin müvekkile ait ticaret unvanının da esas unsurunu oluşturduğunu, bu nedenle dava konusu markanın hükümsüz kılınmaması halinde, müvekkiline ait ticaret unvanından doğan haklarının ihlalinin de söz konusu olacağını, davaya konu olan marka sahibinin, müvekkilinin “...” markası ile aynı sektörde olduğunu, SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu, davaya konu olan marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2019/48741 sayılı “...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne, sicilinden terkinine, 27.02.2020 tarih ve 2020-M-1455 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamında bulunan 43. sınıfta hizmetlerin, davacıya ait itiraza mesnet markalar kapsamındaki hizmetlerle aynı oldukları, taraf markaların ortak unsurunun “...” ibaresi olduğu, ancak davaya konu olan markada yer alan "..." ibaresinin markayı farklılaştırdığı ve markaya ayırt edicilik kattığı; "..."in bir tür baharat olduğu, tescil edilmek istenen emtialar arasında baharatların bulunmadığı veya karışıklık yaratabilecek diğer gıda emtialarının yer almadığı, 43. sınıfta tescil edilmek üzere başvurulan “Yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetleri açısından ise “...” ifadesinin tanımlayıcı olmadığı, yeterli derecede ayırtediciliğe sahip olduğu; davacının ticaret unvanının çekirdeği-özü “... ...” ibaresinden oluştuğu, ancak bu ibare ile davalının dava konusu edilen "..." markasının benzemediği, davalının markasında “... ...” ibaresinin yer almadığı, bu benzemezlik durumu gözetildiğinde, somut olayda, davacının, davalının markası ile karıştırılma ihtimali olmayan ticaret unvanına dayalı olarak, 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesi kapsamında korunması gereken bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla bu madde hükmü kapsamındaki nispi red ve hükümsüzlük nedeninin de somut olayda gerçekleşmediği; SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmadığı, gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şahsın kötüniyetli olduğuna dair somut veri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK'nın 6/1. maddesindeki şartların oluştuğunu, müvekkiline ait markaların "..." esas unsurunu içeren markalardan oluştuğunu, başvurudaki "..." ibaresinin marka vasfının zayıf olduğunu, yiyecek ve içecek sektörüne atıf yaptığını, tescili halinde müvekkilinin markalarından biri zannedileceğini, SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü
istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 43. sınıf hizmetlerde tescili için davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'ın 2020-M-1455 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 01.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın (pandemi nedeniyle) iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 25.06.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, davacının ticaret unvanının tescil engeli teşkil edip etmediği ve başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Her ne kadar "..." ve "..." ibareleri birleşik olarak yazılmış ise de, "..." ibaresinin birlikte kullanıldığı "..." kelimesiyle kaynaşmadığı, yeni ve farklı bir anlam yaratmadığı, markada görsel olarak anlamı herkesçe bilinen "..." kelimesinin ilk bakışta göze çarptığı ve böylece başvuru markasının "... ..." olarak okunup algılandığı kanaatine varılmıştır. Bunun yanında, "..." kelimesi 43. sınıf hizmetlerde tanımlayıcı olmamakla birlikte, ayırt ediciliğinin yüksek olduğundan söz edilemeyeceğinden dava konusu başvurunun esas unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Davacının itiraza mesnet markalarında ise, "..." ibaresi ile bu ibareden sonra gelen "..." ve "..." kelimeleri yer almaktadır. Ancak, bu kelimelerin de ayırt ediciliği düşük olduğundan, itiraza mesnet markaların esas unsuru da "..." ibaresidir. İtiraza mesnet markalar da sadece 43. sınıf hizmetlerde tescillidir. Bu hale göre "..." esas unsurlu olan ve 43. sınıf hizmetlerde tescil ettirilmek istenen başvurunun davacının 43. sınıf hizmetlerde tescilli ve "..." ibareli markaları ile SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğu, zira aşırt ediciliği düşük "..." ibaresinin başvuruya yeterli ayırt edicilik katmadığı ve başvuruyu davacının itiraza mesnet markalarından yeterince uzaklaştırmadığı sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş
Öte yandan, davacı vekili SMK'nın 6/6 ve 6/9. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu ileri sürmüştür. Dairemizce, dava konusu marka, kapsamındaki tüm hizmetler yönünden davacının itiraza mesnet markasıyla benzer bulunduğundan ve SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca tescil engeli oluştuğundan SMK'nın 6/6. maddesinin tartışılması sonuca etkili bulunmamış; başvurunun kötüniyetle yapıldığı hususu ise davacı tarafça kanıtlanamamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluşması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 18/02/2021 gün ve 2020/186 Esas - 2021/73 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın Kabulü ile; 27.02.2020 tarih ve 2020-M-1455 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu 2019/48741 nolu "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 226,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 32,00-TL tebligat masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.220,60-TL yargılama giderine, 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.329,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.