mahkeme 2022/511 E. 2024/698 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/511

Karar No

2024/698

Karar Tarihi

4 Nisan 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/511 - 2024/698
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/511
KARAR NO : 2024/698
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/01/2022
NUMARASI : 2020/321 E. - 2022/22 K.

DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/01/2022 tarih ve 2020/321 Esas - 2022/22 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, 2018/113368 sayılı "..." ibareli başvurusunun davalı Şirketlerin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlar sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı gibi emtia benzerliği şartının da gerçekleşmediğini, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin dava konusu başvuruyu oluşturan ibareyi 1991 yılından beri tescilsiz olarak kullandığını ve aynı ibareli 2015/69657, 2016/27980 sayılı tescilli markaları nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, 2020-M-5037 sayılı YİDK kararının iptalini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... San. A.Ş vekil, dava konusu başvuru ile müvekkilinin redde mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacıya ait başvuru ile müvekkiline ait redde mesnet marklar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, davalı ...'nın markaları nedeniyle reddedilen 9. ve 35. sınıf mal ve hizmetler yönünden, davalı ... ... A.Ş'nin markaları nedeniyle reddedilen ve başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı ... firmasının, uyuşmazlık konusu 11 sınıfta , diğer davalı Şirketin de 9 ve 11 sınıflarda tescilli markasının bulunmadığını, buna rağmen dava konusu başvuruya haksız olarak itiraz ettiklerinin, somut olayda emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğini, bu yönü ile bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu başvuru ile aynı ibareden oluşan 2015/69657 ve 2016/27980 sayılı tescilli markalarının bulunduğunu, ayrıca aynı ibarenin ABD'de de tescilli olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının farklı bulunduğunu, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli dava konusu başvuru ile davalı ...'ya ait "..." asıl unsurlu redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 9. Sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35. sınıf hizmetler yönünden, davalı ... ... A.Ş'ye ait "..." asıl unsurlu redde mesnet markalar arasında ise dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu, zira hem dava konusu başvurunun hem de redde mesnet markaların asli unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer alan diğer ibarenin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı taraf davalı Kurum nezdindeki itirazlarında önceki tescilli markaları nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu da ileri sürmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu hususta olumlu-olumsuz bir karar verilmemiştir. Oysa davacının bu iddiasının doğru olması halinde, davalı Şirketlere ait redde mesnet markaların dava konusu başvurunun tesciline engel olmayacağı açıktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Bu açıklamadan sonra somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2015/69657 sayılı ve "......." ibareli markasının dava konusu başvuru tarihinden sonra 06.10.2020 tarihinde tescil edilmesi, 2016/27980 sayılı "......." ibareli markasının da, dava konusu başvuru tarihinden yaklaşık 11 ay sonra 08.01.2018 tarihinde tescil edilmesi karşısında müktesep hak koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, davacının bu iddiası da yerinde görülmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibas bulunduğu gerekçesinin yanında, davacının işbu dava konusu başvuru yönünden müktesep hakkının bulunmadığına dair yukarıda açıklanan gerekçe ile de asıl ve birleşen davaların reddine verilmesi gerekirken, davacının müktesep hak iddiasının değerlendirilmemesi doğru olmadığından ve HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/01/2022 gün ve 2020/321 Esas - 2022/22 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-Asıl ve birleşen davaların REDDİNE,
4-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40-TL’nin düşümü ile kalan 373,2‬0-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Asıl davada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 7.375,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Asıl davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7-Asıl davada davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile kalan 368,3‬0-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
9-Birleşen davada davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 7.375,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
11-Birleşen davada davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
13-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim