Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1826

Karar No

2024/2083

Karar Tarihi

20 Aralık 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1826
KARAR NO : 2024/2083
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2022
NUMARASI : 2021/311 E. - 2022/168 K.

DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/06/2022 tarih ve 2021/311 E. - 2022/168 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin çiğ köfte sektörünün lider firmaları arasında yer aldığını, piyasada ve geniş halk kitleleri nezdinde "..." markası ile tanındığını, bu marka altında müvekkilinin 8 ayrı ülkede franchise verdiği şubelerinin sayısının 300’ü geçtiğini, müvekkili adına tescilli markaların kapsamlarında 29, 30, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığını, davalı gerçek kişinin ise 2020/33331 "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini ve başvurunun reddine karar verildiğini, bu defa davalı gerçek kişinin bu karara itiraz ettiğini, itirazı inceleyen YİDK'in bu itirazı yerinde görerek, başvuru hakkındaki ret kararını kaldırdığını, YİDK kararının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan iltibas yaratacak derecede benzer bulunduğunu, ayrıca karşılaştırılan markaların aynı/benzer/türdeş mal ve hizmetlerde kullanılacağını, markalarda ayırt edici niteliği en yüksek unsur olan “...” ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, bu durumun markaların karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, ayrıca her iki tarafın da restoran işletmeciliği alanında faaliyet göstermesinin de iltibas tehlikesini arttırdığını, davalının kendisine marka olarak seçebileceği sayısız kelime varken "..." kelimesini tercih etmesinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-7067 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının hiçbir markasında "..." ibaresinin tek başına yer almadığını, başkaca unsurlarla birlikte kullanıldığını, bu ibareyi tek başına içeren 2019/117912 ve 2019/118628 sayılı davacı ... başvurularının reddedildiğini, "..." ibaresini tek unsur olarak içeren markanın 35. sınıf hizmetlerde müvekkili adına tescilli bulunduğunu, yine "... ...", "... ...", “... ..." ibareli markaların da müvekkili adına tescilli olduğunu, davacının tanınmış marka iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şikayeti üzerine müvekkili hakkında görülen ceza davasında beraat kararı verildiğini, müvekkili başvurusunun kötü niyetli olmadığını, karşılaştırılan markaların genel görünümleri itibariyle de birbirlerine benzemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "... +şekil ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." asıl unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markada "..." ibaresinin belirgin olarak öne çıktığı, diğer yönden davalın başvurusunu yaptığı hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamındaki hizmetlerin de aynı olduğu, yüksek benzerlik nedeniyle her iki markada bir yanılgı yaşanabileceği, benzerlik nedeniyle her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluştuğu, davacı tarafın "... ...+şekil" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının da oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2021-M-7067 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2020/33331 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, karşılaştırmaya konu işaretlerin ve malların ve/veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dâhil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinin gerektiğini, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, davacı markalarının orta düzeydeki tüketici tarafından başvuru konusu marka ile benzer olarak algılanmasının ve karıştırılma ihtimalinin doğmasının mümkün olmadığını, davacı markaları ile davalı markasının ortak unsurunun "..." ibaresi olup, bu ibarenin yöresel bir yiyecek türü olması nedeniyle özellikle gıda sektöründe yaygın olarak kullanıldığını ve ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, dolayısıyla bu ibarenin ortak olarak kullanılmasının iltibasa yol açmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu ve mahkemece bu çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf markaları arasında açık seçik farklılıklar bulunduğunu, müvekkili markasının ana renk tonu kırmızı iken davacı markasının ana renk tonunun turuncu olduğunu, tüketicilerin marka ve markanın sahip olduğu renklere önem verdiklerini ve bu durumun markalar arasında farklılık yarattığını, yine müvekkili başvurusunda insan figürü yer almakta iken davacı markasında bu figürün yer almadığını, müvekkili başvurusunda öne çıkan unsurun karakalem ile yaptırılan insan figürü olduğunu, "..." ibaresinin yöresel bir gıda ismi olduğu için tek başına kimseye verilemeyeceğini, davacı markasında bu ibarenin yer almasının, müvekkilinin bu aynı ibareyi kullanamayacağı anlamına gelmediğini, davacının birçok görsel sunarak sanki tüm Türkiye ve Avrupa tarafından tanınan bir ... markası olduğu intibaını yaratmaya çalıştığını, müvekkilinin dava konusu başvuruyu tescil ettirmekte iltibas yaratmak gibi bir amacının olmadığını, müvekkilininin "..." ibareli birçok markasının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda farklı olarak yer verilen unsurların da başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne başvuruda yer alan "..." ibaresinin, gıda ürünleri yönünden ayırt ediciliği yüksek değil ise de asgari bir korumayı da haiz olduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29/04/2019 tarih, 2018/1601 E., 2019/3275 K. sayılı ilamında da, "..." ibareli marka ile "..." ibareli markalar arasında, gıda ürünleri yönünden karıştırılma tehlikesi bulunduğunun kabul edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile ceza dosyasına sunulan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğine ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı, öte yandan ceza mahkemesince verilen beraat kararının hukuk hakimi yönünden bağlayıcı bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılardan alınması gereken 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90'ar TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/12/2024

Başkan
...

Üye
...

Üye
...

Katip
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim