Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1710
2024/1908
29 Kasım 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1710
KARAR NO : 2024/1908
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/07/2020
NUMARASI : 2019/153 E. - 2020/75 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Marka ili ilgili Kurum kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/07/2020 tarih ve 2019/153 Esas - 2020/75 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekilinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahısların "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... 2019-M-7086 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markalarıyla iltibas oluşturduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin de düşük olmadığını, bu hususta birçok emsal yargı kararı bulunduğunu, davalıların müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak dava konusu başvuruyu yaptıklarını, davalı şahısların marka başvurusunda kötüniyetli olduklarını ileri sürerek, YİDK'nın 2019-M-7086 sayılı kararının 30. sınıf emtialar bakımından iptali ile davalıların 2018/56241 sayılı marka başvurusunun tescili halinde 30. sınıfa ait emtialar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıslar, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamındaki 30. sınıf mallar yönünden taraf markaları arasında emtia benzerliğinin oluştuğu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerliğin bulunduğu, makul derecede ihtiyatlı, tedbirli ve dikkatli, markaların detaylarını analiz etmeyen, markaları bir bütün olarak algılayan ortalama tüketicinin davalı şahıslara ait marka ile karşılaştığında, bu markayı "...-..." olarak algılayacağı, "..." ve "..." ibarelerinin farklı renklerle oluşturulmuş olmasının böyle bir algıya yol açacağı, "..." ibaresinin kırmızı renk ile oluşturulmuş olmasının kırmızı rengin vurucu keskin renk tonu nedeni ile bu ibareyi markanın esas unsurlarından biri haline getirdiği, "..." içerisinde bulunan insan figürünün tüketici nezdinde "İ" harfi olarak algılanacağı, bu nedenle ortalama tüketicinin davacıya ait önceki tarihli "..." esas unsurlu seri markalardan bir uzantısı olarak davalı markasını düşünebileceği, her iki markanın aynı işletmeye ait olduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bir kısım tüketicinin farklı iki ayrı marka arasında bulunduğunu algılasa bile, her iki marka arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşebileceği, davaya konu 30. sınıf emtiaların çocuklara da hitap eden ürünler barındırmasının dikkat seviyesinde azalmaya yol açabileceği gözetilerek iltibas tehlikesi arttıran bir unsur olacağı, bu nedenle karşılaştırılan davaya konu markalar arasında, ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki kanaatine itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2019-M-7086 sayılı YİDK kararının 30. sınıfa ait mallar bakımından iptaline, dava konusu marka karar tarihinde tescilli olmadığından hükümsüzlük istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şahısların 2018/56241 başvuru numaralı sayılı ve "..." ibareli markanın, 30. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas gerekçesiyle başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'nın 22.08.2019 tarih ve 2019-M-7086 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 26.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın iki aylık yasal süre içinde 09.10.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, davacının itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olup, davalı Kurumun istinaf sebepleri gözetildiğinde, taraflar arasında uyuşmazlık, taraf markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu başvuru "..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bu durumda, davacının itiraza mesnet markası dava konusu marka içerisinde aynen yer almaktadır. Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E. - 2022/6319 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına gelmekte olup, gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliği düşük bulunmaktadır. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği düşük ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar tutulmalıdır. Diğer bir deyişle, ayırt ediciliği zayıf ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Buna göre, dava konusu başvuruda, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi öne çıkartılmadığı gibi, marka kompozisyonunda "İ" harfi yerine insan figürünün kullanılması taraf markalarını görsel olarak da yeterince uzaklaştırmıştır. Bu hali ile, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu hemen ve ilk bakışta algılayabilmesi mümkündür. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarih ve 2022/1018 E.-2023/4025 K. sayılı kararında "İ" harfinin insan figürü şeklinde oluşturulduğu "Nfit" ibareli marka davacının itiraza mesnet markaları ile benzer bulunmamıştır. Bu durumda, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamıştır.
Taraf markalarını oluşturan işaretler benzer bulunmadığından, Dairemizce, emtia benzerliği incelemesine gerek görülmemiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece, YİDK kararının iptali davasının kabulüne, hükümsüzlük davası hakıknda ise karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davalı gerçek kişiler tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, hükümsüzlük davası yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından diğer davalı gerçek kişilere yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 03/07/2020 gün ve 2019/153 Esas - 2020/75 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-YİDK kararının iptali istemiyle açılan davanın REDDİNE,
3-Dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük davası bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 44,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden,, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...'dan alınarak anılan davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 251,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 29,00 TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.080,50 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.040,25 TL'ye, 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.129,05 TL'nin davalı şahıslardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 82,00 TL posta gideri, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 302,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
10-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.