Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1705
2024/1930
29 Kasım 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1705 - 2024/1930
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1705
KARAR NO : 2024/1930
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/02/2022
NUMARASI : 2021/120 E. - 2022/52 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/02/2022 Tarih ve 2021/120 Esas - 2022/52 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davacının dünya çapında çaylarıyla meşhur, eski adı ... (...) olan Sri Lanka adasında yerleşik bir firma olarak, bilhassa Türkiye’ye çok miktarda çay ihracatı gerçekleştirdiğini, “...” markasını ilk olarak 1997 yılında tescil ettirdiğini ve bu markaya yatırımlar yaparak markasının tanınmışlığını arttırdığını, Türkiye’de de “...” markasının müvekkili adına 191582, 202199 ve 2016/31819 sayıları ile tescilli olduğunu, davalı firmaya ait 2019/100214 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun, müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” ibareli markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, dava konusu edilen markanın müvekkilinin söz konusu markaları ile aynı/benzer emtialar için tescil edilmek istendiğini, dava konusu markada geçen “...” ibaresinin, davalı firmanın çatı markası olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markada esas unsur olarak ele alınamayacağını, dava konusu başvuruda büyük puntolarla yazılmış olan “...” ibaresinin ilk anda göze çarptığını ve markanın esas unsuru olduğunu, davaya konu YİDK kararının, emsal Kurum kararlarına da aykırı düştüğünü, müvekkilinin “...” markalarının gerçek hak sahibi olduğunu ve bu markaları dünya çapında tanınmış marka haline getirdiğini, bu markaları Türkiye genelinde de etkin bir biçimde kullandığını, müvekkilinin “...” markalı ürünlerinin ambalaj şekillerinin de endüstriyel tasarım olarak korunduğunu, dava konusu edilen YİDK kararında belirtilenin aksine, “...” ibaresinin 30. Sınıfa giren emtialar açısından ayırt edici niteliği düşük/zayıf bir ibare olmadığını, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat/bilgi/özen seviyesinin düşüklüğünün dava konusu edilen YİDK kararında dikkate alınmadığını, davacının tescilli/tanınmış markaları ile aynı esas unsuru ihtiva eden bir markanın tescili için başvuru yapılmasının davalı firmanın kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-1958 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, müvekkilinin "..." ibareli birçok markasının tescilli olduğunu, dava konusu edilen markanın da kendine özgü bir tasarıma sahip bulunduğunu, markada uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinden başkaca kelime unsurlarının da kullanıldığını, “...” ibaresinin “kiraz” anlamı itibariyle herkes tarafından bilinen bir kelime olduğunu ve markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun bulunduğunu, bu yüzden karşılaştırılan markalarda “...” ibaresinin ortaklığından hareketle markaların benzediği yönündeki davacı iddiasının yerinde ve doğru olmadığını, davacının iddialarının aksine davacı markalarının tanınmış bulunmadığını, kötü niyet iddialarını da ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıya ait markaların kapsamında yer alan "çaylar" malları ile dava konusu marka kapsamında yer alan “çaylar, buzlu çaylar, kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 30. sınıfa giren diğer emtialar açısından ise bu şartın gerçekleşmediği, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin, Türkçe’de “kiraz, vişne” anlamlarına geldiği ve bilhassa 30. sınıfa giren gıda ürünlerinin tadı, aroması, malzemesi gibi nitelikleri işaret ettiği, ürünleri nitelendirmesinden dolayı markasal hüviyette ayırt edici niteliğinin çok düşük/zayıf olduğu, bu nedenle dava konusu markanın genel görünümünde "..." ibaresinin markanın esas unsurunu oluşturduğunun söylenemeyeceği, bu durumda markada "çatı marka" hüviyetini haiz "..." ibaresi ile birlikte markanın ayırt ediciliğinin ilgili tüketici kesiminde oluşacağı, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olduğunun ispat edilemediği, kaldı ki taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla tanınmışlık iddiasına dayalı nispi tescil engelinin/hükümsüzlük sebebinin somut olayda oluşmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece, taraf markalarının bir kısım emtia yönünden benzer mal ve/veya hizmet sınıfında tescilli olduğu ve davalı başvurusundaki "..." ibaresinin çatı marka niteliğinde bulunduğu tespit edilmesine rağmen markaların benzer olmadığına kanaat getirilerek, davanın reddine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, taraf markalarının işaretsel olarak benzemediğine karar verilmesinin SMK ruhuna aykırı olduğunu, bu durumda sunulan deliller çerçevesinde müvekkilinin "..." markasının, 30. sınıftaki mallar yönünden kullanımla ayırt ediciliğe ulaştığını, müvekkilinin markasal hakkının, delillerden ziyade çeşitli öngörülerle ortadan kaldırıldığını, müvekkili markalarının halihazırda tescilli olması sebebiyle kanunun kendisine tanıdığı yasal korumadan yararlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için “...” ibaresinin zayıf bir ibare olduğu kabul edilse bile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/11-52 E, 2013/1416 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere bir markanın tescilli olduğu sürece asgari korumayı haiz bulunduğunu, davalı tarafından tescil edilmek istenen marka ile müvekkil markalarının tescilli olduğu emtiaların gıda emtiaları olduğunu, bu emtialarda tüketicilerin göstermiş olduğu dikkatin görece daha düşük bulunduğunu, tüm bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma tehlikesinin olduğunu, müvekkilinin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini ve bahse konu markanın yüksek ayırt edici marka statüsüne ulaştığını, müvekkili markasının tanınmışlık düzeyine ilişkin mahkemece yapılan değerlendirmenin haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında orta olarak yer alan "..." ibaresinin, taraf markalarında ortak olan emtia yönünden ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, bu hali ile başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, davacı markalarının tanınmış olduğunun da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 29/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.