mahkeme 2022/1519 E. 2024/1678 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1519

Karar No

2024/1678

Karar Tarihi

25 Ekim 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1519 - 2024/1678
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1519
KARAR NO : 2024/1678
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2022
NUMARASI : 2021/278 E. - 2022/208 K.

DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI :

DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2022 tarih ve 2021/278 E. - 2022/208 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/104985 sayılı ve "..." ibareli markanın tescili için davalı ... başvuruda bulunduğunu, davalı şirketin 2017/08613 sayılı ve "..." ibareli markasını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkilinin markasının tamamen farklı olduğunu, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, markada yer alan "..." kelimesinin Orta Doğu'da geniş bir alanı belirten, coğrafi bir terim olduğunu, müvekkilin ise, üretmekte olduğu tahini içerik olarak kullanmak suretiyle farklı lezzetlerde tatlılar üreten ve butik mağazasında (pastane) hizmet verdiğini, bölgesel ve sonra da küresel çapta tüm dünyaya açılarak büyümeyi hedeflediğini, iki firmanın haksız rekabet içine girme veya diğerinin tanınırlığından yararlanma ihtimallerinin olmadığını, "..." ibaresinin “tahinci” anlamından ziyade artık markanın kendisi haline geldiğini, müvekkili markasının kavramsal, görsel ve işitsel olarak ayırt edici olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2021/M-3707 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davacı markasının asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, öncelikle markasının başına eklenen "the" ibaresinin herhangi bir anlam taşımadığını, "...” ibaresinin de markanın tescil edilmek istendiği sınıf ve sektörde tanımlayıcı nitelikte olduğunu, dava konusu logolarında da bu unsurun arka planda tutulduğunu, diğer yandan markalar arasında benzerlik değerlendirilmesi yapılırken asli unsurlar olan "..." ve "..." ibarelerinin kıyaslanması gerektiğini, tek harf farklılığının başvuruya ayırt edicilik kazandırmadığını, davacı taraf her ne kadar “...” ibaresinin coğrafi bir terim olduğunu iddia etmekteyse de, bir ibarenin geçmiş tarihte kullanılan bir dilde coğrafi yere verilen ad olmasının her hangi bir anlam ifade etmeyeceğini, müvekkili markasının bir anlamı olmadığını, bu nedenle ayırt edici gücünün yüksek olduğunu, bu tür markaların ise daha geniş bir koruma sağladığını, markaların benzerliğinin tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamındaki 43. sınıf hizmetlerle davalı markasının kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer oldukları; “...” ibaresinin Akdeniz'in doğu sahillerinde bulunan geniş bir araziyi tanımlamak için kullanılan, sınırları kesin olmayan, coğrafî, tarihî ve kültürel bir adlandırma olduğu, diğer taraftan “...” ibaresinin belli bir anlama gelmediği, “...” ibaresinin ise İngilizce “tahini” ibaresi ile “er” ibaresinin birleştirilmesinden türetilmiş olduğu, herhangi bir sözlükte karşılığının bulunmadığı, davalı şirket markasında yer alan “...” ibaresinin slogan seviyesinde kaldığı, bu hali ile ayırt edicilik gücünün bulunmadığı, diğer taraftan ortak olduğu savunulan “...” / “...” ibarelerinin ve “...” ibaresinin belli bir ayırt ediciliğe sahip olduğu, söz konusu ibarelerin zayıf ibare olarak kabul edilmeyeceği, taraf markalarında ön plana çıkan “...” / “...” ibarelerinin gerek işitsel, gerek de görsel olarak belli bir benzerlik içerdiği, söz konusu ibarelerin günlük hayatta her alanda karşımıza çıkan ibareler olmadığı, ticari hayatta yüksek bir kullanım yoğunluğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle de küçük farklılıkların markaları birbirlerinden ayırmaya yetmediği davacı şahıs markası ile davalı şirket markası arasında benzerlik ve bu benzerlik neticesinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının farklı tüketici kitlelerine hitap ettiklerini, farklı ihtiyaçları giderdiklerini, tüketici nezdinde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin itirazları doğrultusunda içinde gıda ve restoran işletmeciliği konusunda uzman bilirkişilerin olduğu yeni bir heyetten rapor almadığını, iki marka arasında sadece işitsel benzerlik bulunduğunu, görsel benzerlik bulunmadığını, kavramsal benzerliğin tartışılmadığını, halbuki ibarenin tanımlayıcı olması durumunda kavramsal benzerlik ortaya çıkmayacağını, "akdenizin doğusu" anlamına gelen bu markanın seçilme sebebinin tahinin ortadoğuya hitap etmesi olduğunu, uzman görüşü ile rapor arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararında da tartışıldığı üzere davacının dava konusu başvurusunun esas unsurunun "...", davalının itiraza mesnet markasının esas unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, ibarelerin farklılaştığı "t" ve "d" harflerinin de işitsel olarak birbirine yakın harfler olması nedeniyle, taraf markaları arasında yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerlik oluştuğu, anlamsal farklılığın ise "..." ibaresinin yoğun kullanımı bulunan bir ibare olmaması nedeniyle ulaşılan sonuca bir etkisinin bulunmadığı, taraf markalarının şekil unsurlarının ayırt ediciliği sağlamadığı ve başvuruyu farklılaştırmaya yetmediği, emtia benzerliğinin de gerçekleşmesi nedeniyle taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, öte yandan, davacı vekili yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmaması ve bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürmüş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/10/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/11/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim