mahkeme 2022/1471 E. 2024/1685 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1471

Karar No

2024/1685

Karar Tarihi

25 Ekim 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1471
KARAR NO : 2024/1685
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2021
NUMARASI : 2018/287 E. - 2021/236 K.

DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/06/2021 tarih ve 2018/287 Esas - 2021/236 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2015/102634 sayılı ve "..." ibareli başvurusunun, davalı Şirketin "..." ibareli markalara dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa, taraf markalarının iltibas yaratacak kadar benzer olmadığını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı ve "..." ibareli markası nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek, 2018-M-3012 sayılı YİDK kararının iptaline, başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı TÜRKPATENT vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, davacının 2001/16567 sayılı markasının müktesep hak sağlamadığını, dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK'nın 8/3, 8/4, 8/5 maddeleri ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olması nedeniyle de reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mallar ile redde mesnet markalar kapsamında yer alan malların benzer bulunduğu, redde mesnet "..." esas ibareli markalar ile davacının "..." ibareli başvurusu arasında işaretler bakımından da ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davacının 2015/102634 sayılı "..." ibareli dava konusu marka başvurusunun, tasarlanışı itibariyle davalının redde mesnet markalarına yazım stili itibariyle oldukça yaklaştığı, dava konusu başvurunun mevcut hali ile davacının önceki tarihli markasından uzaklaşan ve davalı markasına yaklaşıp onun serisi imajı taşıyan bir marka olduğu, bu koşullarda davacının önceki markasından kaynaklı müktesep hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar dava konusu YİDK kararının şerhinde, davacının “kemerler” emtiası üzerinde eylemli kullanımı olduğundan bahisle, bu mallar bakımından üstün hakkı bulunduğu ve markayı tescil ettirme imkanı olduğu savunulmuşsa da; 556 sayılı KHK’de tescilsiz hak sahibine, iltibas yaratan markanın varlığına rağmen, markasını tescil ettirme hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığından, davacının bu hususta bir hakkı olmadığı, davacının dava konusu başvuru yönünden, önceki tarihli 2001 16567 sayılı ... markasından kaynakılı müktesep hakkı bulunmadığı, davalının ... markasını 25. sınıftaki dava konusu mallar üzerinde, davacıdan önce ülkemizde kullandığı ve işbu mallar itibariyle, ... markasının gerçek hak sahibi olduğu ispatlanamadığından, somut olayda 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi kapsamında bir tescil engeli bulunmadığı, davacının üstün hak sahipliği iddiasının , davalı markalarının varlığına rağmen kendisine tescil hak ve imkanı sağlamasının mevzuat gereği mümkün olmadığı, davalının ... markasının “saat” emtiası bakımından tanınmış marka olduğu, dava konusu markanın “25. Sınıf: 25/01 Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. 25/02 Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler.” emtiaları bakımından tescilinin 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesine aykırılık teşkil edeceği, davalı şirketin ticaret unvanının aynısının, kendi faaliyet alanında marka olarak tescilini engelleme yetkisi bulunduğu, davacı şirketin ticaret unvanının ayırt edici ibaresi olan ... ibaresinin, kendi faaliyet alanında marka olarak tescilini engelleme/tescil edilen markanın hükümsüzlüğünü isteme yetkisi bulunduğu, davacı şirketin web sitesi incelendiğinde faaliyet alanının “... Group, Inc yaşam tarzı aksesuarları konusunda uzmanlaşmış küresel bir tasarım, pazarlama, dağıtım ve yenilik şirketidir. Sahip olunan ve lisanslı markaların çeşitli portföyü altında sunduğumuz ürünler arasında moda saatler, mücevherler, el çantaları, küçük deri eşyalar ve giyilebilir ürünler bulunmaktadır. 450 marka perakende satış yeri de dahil olmak üzere 150 ülkede 30.000 dağıtım noktamızla her bir marka hikayesini hayata geçiriyoruz.” şeklinde tarif edildiği, bu kapsamda; davalının “...” markasını 25. sınıfta tescil ettirmesinin, davacının ticaret unvanı karşısında, 556 sayılı KHK’nin 8/5 maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı olduğunu, dava konusu YİDK kararında müvekkilinin başvurusunun kötü niyetli olmadığını davacının markalarının tanınmış bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının müvekkili yararına müktesep hak sağladığını, ayrıca başvuru kapsamında yer alan 25. sınıf "kemeler" malları bakımından da eskiye dayalı kullanımları nedeniyle önceye dayalı hak sahibi olduğunu, bu hususların bilirkişi raporunda da belirtilmesine rağmen mahkemece davalı Şirketin markalarının tanınmış olduğu ve başvurunun kötü niyetli olduğu kabul edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı Şirketin markalarının başvuru kapsamındaki 25. sınıf malları kapsamadığını, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde mahkeme kararının maddi mesnedinin ve yasal dayanağının bulunmadığının anlaşıldığını, davaya konu markanın hak sahipliğine ilişkin olarak da mahkeme kararının hatalı bulunduğunu, diğer taraftan Ankara 2 FSHHM'nin 2020/82-2021/338 E/K sayılı dosyasında davalı Şirketin markasının 25 sınıfta yer alan " baş giysileri, şapkalar, giysiler, kemerler tek parmaklı eldivenler, ayak giyecekleri” malları bakımından iptal edildiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının dayanağının kalmadığını, anılan davanın bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili katılma yolu ile istinaf başvurusunda, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, bu sebeple de reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin aleyhe olan kısmının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/102634 sayılı ve "..." ibareli başvuru ile davalı Şirkete ait "..." ibareli redde mesnet markalar arasında, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira her iki markanın asli unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 25. sınıf malların redde mesnet markalar kapsamında yer alan mallarla benzer bulunduğu, diğer taraftan başvurunun reddedildiği mallar, davacıya ait 2001/16567 sayılı markanın tescil kapsamında yer almadığı gibi dava konusu başvuru tertip tarzı itibariyle redde mesnet markalara yaklaştığından dava konusu başvuru yönünden müktesep hak sağlamayacağı, diğer taraftan Ankara 2 FSHHM'nin 2020/82-2021/338 E/K sayılı dosyasının davalı Şirkete ait 2017/72293 sayılı marka ile ilgili olduğu, bahsi geçen marka redde mesnet markalar arasında yer almadığından, 2017/72293 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin işbu dava açısından ulaşılan sonuca etkili bulunmadığı, davacının 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesi uyarınca gerçek hak sahipliği iddiasının, marka başvurusunun reddine ilişkin Kurum kararının iptaline ilişkin işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca dava konusu YİDK kararının davacıya ait marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca reddine ilişkin olduğu, davanın başvuru sahibi davacı tarafından açıldığı gözetildiğinde dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı, dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK'nın 8/4 ve 8/5 maddeleri uyarınca tescili engeli bulunup bulunmadığı hususlarının iş bu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı, yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından mahkemece 556 sayılı KHK'nın 8/4 ve 8/5 maddeleri yönünden yapılan değerlendirmelerin sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davacı ve davalı şirketten ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ve davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacı ve davalı şirketten ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı ve davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/11/2024

Başkan
...

Üye
...

Üye
...

Katip
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim