mahkeme 2022/1455 E. 2024/1702 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1455
2024/1702
25 Ekim 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1443 - 2024/1701
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1443
KARAR NO : 2024/1701
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/06/2021
NUMARASI : 2019/65 E. - 2021/201 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/06/2021 tarih ve 2019/65 E. - 2021/201 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2017/70251 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin bu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olmaları nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkilinin "www.....com.tr" ibareli internet sitesinin 30.12.2013 tarihinde adına tescil edildiğini ve halihazırda kullanıldığını, bu nedenle de itirazlarının haklı bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-10966 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, karşılaştırılan ibarelerin karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacı markaları ile müvekkili markası arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, her iki markanın sınıflarının ve hitap ettiği kesimin farklı bulunduğunu, müvekkili markasının davacının marka başvurusundan yıllarca önce işletme adı olarak tescil ve ilan edildiğini, markanın müvekkili tarafından yıllardır kullanılması nedeniyle hükümsüzlük talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, haksız kazanç ve kötü niyet iddialarının dayanağının olmadığını, "..." kelimesinin içinde geçtiği bir çok marka tescilinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru kapsamında yer alan 43. sınıftaki hizmetlerin tamamının davacının itirazlarına ve davaya dayanak yaptığı 2014/04105, 2012/81844, 2012/112017, 2012/112009 ve 2012/82145 sayılı markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğu, davacı adına tescilli ".../..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, davacının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmışlık ve Türkiye’de ulaşılan tanınmışlık düzeyine ilişkin itiraz/hükümsüzlük gerekçelerine ilişkin iddialarını tevsik için herhangi bir delil ibraz etmediği, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2018-M-10966 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2017/70251 kod nolu "...+ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, taraf markaları arasından görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan herhangi bir benzerlik/karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markaları işaretleri arasında yazılış ve telaffuz yönünden farklılıklar olup anlamsal açıdan da bir benzerlik olmadığını, yine işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenim de iltibasa yol açacak derecede benzerlik taşımadığını, davacıya ait “.../...” ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olmasından dolayı da ilk derece mahkemesi kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davacı markasından etkilendiği iddiası fiilen mümkün olmadığını, çünkü, "..." markasının davacı markasından çok önce, yıllarca müvekkili tarafından kullanıldığını, buna ilişkin vergi kaydı ve ticaret sicil gazetesi örneğinin dosyaya sunulduğunu, bir benzerlik, etkileşim kabul edildiğinde, davacının, müvekkili markasından etkilendiğinin kabulünün gerektiğini, markalar arasında görsel ve işitsel bir benzerlik olmadığını, müvekkilinin, "..." markasını,işletme adı olarak davacının markalarını tescilinden yıllarca önce kullanmaya başladığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının markalarını kullanmadığını, savunmalarının hiç değerlendirilmediğini, benzer olaylarda verilen ve emsal olarak sundukları Yargıtay kararlarının da göz ardı edildiğini, konunun daha önce Enstitü uzmanlarınca ve YİDK tarafından incelendiğini ve davacının taleplerinin reddedildiğini, ortada böyle iki tespit varken mübayenetin giderilmesi adına yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken bu taleplerinin de kabul görmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/04105, 2012/81844, 2012/112017, 2012/112009 ve 2012/82145 sayılı ".../..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacı markalarını oluşturan ibarenin, dava konusu başvurunun baş kısmında aynen yer aldığı, bu durumun markaların karıştırılmasına yol açacağı, davalı tarafından süresi içinde kullanmama defi ileri sürülmediği gibi esasen yukarıda benzer oldukları kabul edilen davacı markalarının tescil tarihleri ile dava konusu başvurunun yapıldığı tarih arasında da beş yıllık sürenin geçmediği, dolayısıyla bu yöndeki istinaf itirazının da yerinde olmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davalının tescilsiz marka kullanımı savunması ispatlanmadığı, kaldı ki bu savunma ispat olunsa dahi davalıya marka tescil hakkı sağlamayıp, ancak marka başvurusuna itiraz imkanı tanıyacağı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı şirketten ve davalı ... alınması gereken 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90'ar TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.