mahkeme 2022/1433 E. 2024/1700 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1433

Karar No

2024/1700

Karar Tarihi

25 Ekim 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1433
KARAR NO : 2024/1700
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/02/2021
NUMARASI : 2018/344 E. - 2021/46 K.

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/02/2021 Tarih ve 2018/344 Esas - 2021/46 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 1979 yılında kurulduğunu ve yalıtım, dolgu, tıkama malzemeleri, lastikten plastikten ve kauçuktan borular, hortumlar pvc gibi ürünlerin üretimini yaptığını, müvekkili adına tescilli "..." ve "..." ibareli markaların bulunduğunu ve bu markaların tanınmış hale geldiğini, davalı Şirketin 2017/64914 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel ve fonetik açıdan karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, tüketicilerin dava konusu başvuruyu müvekkilinin markalarının bir türevi olarak göreceğini, müvekkili markalarının tanınmış olmaları nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkilinin önceye dayalı kullanımdan kaynaklı olarak da üstün hakkı bulunduğunu, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının da kılavuz unsuru olduğunu, bu nedenlerle de müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın haklı olduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-6932 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, bu nedenle emtia benzerliği koşulunun gerçekleşmediğini, yine markaların görsel, işitsel ve bıraktıkları toplu intiba bakımından da birbirlerinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2000 yılından beri ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü ve "..." ibareli çeşitli marka başvurularının mevcut olduğunu, davacının işbu davayı kötü niyetli olarak açtığını, "..." ibaresini tekeline almaya çalıştığını, davacının "..." ibareli markasından önce müvekkilinin "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilinin dava konusu işaret üzerinde üstün hakkının mevcut olduğunu, bu anlamda davacının üstün hak iddialarının yerinde olmadığını, dava konusu marka ile davacı markalarının sınıflarının farklı olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddialarının da doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru konusu marka kapsamında yer alan 17. sınıf malların, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer almadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan, 17. sınıftaki emtianın genel anlamda inşaat malzemeleri ve özellikle plastik, sentetik, lastik gibi çeşitli malzemelerden yapılma yalıtım, dolgu, tıkama ve ara bağlantı(hortum, rakor vs) parçalarına ilişkin bulunduğu, dolayısıyla 19. sınıfta yer alan diğer inşaat malzemeleri ile bu malların birbirleri ile benzer mahiyette, birbirlerini tamamlayıcı, benzer ihtiyaçlara yönelik, benzer alıcı kitlelerine hitap eden mallar olduğu, 17. sınıf "Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)." malları yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği, başvuru kapsamındaki diğer mallar yönünden ise benzerlik tespit edilmediği, dava konusu "..." ibareli marka ile davacının 2016/26846 sayılı "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının yukarıda gösterilen benzer/ilişkili/aynı mal ve hizmetler yönünden ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğu, davacı yanın işlem dosyasına önceye dayalı hak sahipliği iddialarına ilişkin hiçbir delil sunmadığı, her ne kadar dava dosyası ekinde bir klasör ek delil sunulmuş ve markasının kullanımını gösterir delillere yer verilmiş ise de başvurunun rapor tarihi itibariyle tescilli olmaması nedeniyle hükümsüzlük talebi açısından bir değerlendirme yapılmasının mevsimsiz olacağı, davacının ticaret unvanına dayalı üstün hak sahipliği iddiasının, ticaret unvanı kılavuz unsurunun “...” kelimesinden oluştuğu ve tek başına “...” kelimesinin dava konusu marka ile benzerlik teşkil etmediği anlaşıldığından yerinde görülmediği, öte yandan davacı yanın işlem dosyasına markalarına ilişkin yeterli delil sunmaması nedeniyle, davacının “...” markalarının tanınmış olduğuna kanaat getirilemediği, dosya içeriğinde davalının marka tescilinin kötüniyetli yaptığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2018-M-6932 sayılı kararının 17. Sınıfta yer alan "Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarım mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri; yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)" malları yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, hükümsüzlük talebinin kısmen kabulü ile 2017/64914 sayılı markanın yukarıda belirtilen mallar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince, başvuru kapsamında yer alan 17. sınıftaki bir kısım mallar yönünden markalar arasında iltibas bulunmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili adına tescilli markaların tümünün dava konusu marka ile ayırt edilmeyecek kadar benzer bulunduğunu, ortalama bir tüketicinin, davalının markasını müvekkilinin markalarının türevi olarak göreceğini ve markaları karıştıracağını, tanınmışlık yönünden de mahkeme değerlendirmesinin yerinde bulunmadığını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, marka başvurusu yapan davalı tarafın, müvekkili Şirketin markaları ile karışıklık yaratarak kazanç sağlamak amacıyla kötü niyetli hareket ettiğini, müvekkilinin "..." ibaresini gerek marka olarak önce tescil ettirmesi gerekse İstanbul’da faaliyet göstermesi, faaliyetinin 1979'da başlaması ve davalı marka başvurusunda mal ve hizmet sınıfı yönünden de müvekkilin faaliyette bulunması dikkate alındığında, davalı markasının kapsamındaki tüm mallar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dosyada mübrez delillerden de anlaşılacağı üzere davalı tarafın, müvekkilinin markalarıyla iltibas yaratacak birden çok benzer marka başvurusu yaptığını, davalının, müvekkili markası ile gerek görünüş, gerek yazı fontu gerek yazı karakteri gerekse okunuş ile karışıklık yaratıp müvekkilinin müşteri çevresini ele geçirme amacında olduğunu, bu hususa ilişkin olarak davalıya karşı müvekkili tarafından açılmış birden çok dava bulunduğunu, tüm bu hususlar sabit iken yerel mahkemece kötü niyetin bulunmadığına karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davalı şirketin "..." ibareli başvurusu ile davacı Şirkete ait "..." ibareli itiraz konusu markaların, farklı mal/hizmetler üzerinde tescilli olduğunu, mahkeme kararında belirtilenin aksine, öncelikle mal/hizmet aynılığı/benzerliği koşulunun huzurdaki davada gerçekleşmediğini, markaların aynı/benzer mal/hizmetler üzerinde tescilli olduğu kabul edilse dahi, davalı başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaların kavramsal, görsel, işitsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacının iş bu davayı açmada hukuki yararının bulunmadığını, müvekkil Şirketin başvurusunun, başka bir şirketin itirazı üzerine tescil edilmediğini, mahkemece tescil edilmemiş bir marka hakkında yargılama yaptığını, her iki tarafa ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, "..." kelimesinin başlı başlına bir anlamı bulunduğunu, bu kelimenin görsel ve anlamsal olarak da hiç bir şekilde "..." kelimesine benzemediğini, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleşmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itirazına mesnet diğer markalarla dava konusu başvuru arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, başvuru kapsamında kalan ve mahkemece davanın reddine karar verilen mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2016/26846 sayılı "..." ibareli marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. İlk derece mahkemesine bu marka ile karıştırılma tehlikesi bulunduğu kabul edilen markası ise "..." ibaresinden meydana gelmiştir. Taraf markalarının sonunda yer alan "..." ibaresi, yapı-inşaat sektöründe yaygın kullanımı bulunan bir ek olduğundan ve benzer şekilde oluşturulmuş çok sayıda markaya tüketici aşina bulunduğundan, bu ibarenin iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınması mümkün değildir. Bu durumda, taraf markalarının asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresi ile "..." ibareleri arasında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraf markalarını oluşturan "..." ve "..." ibarelerinin kavramsal olarak farklı olduğu, bu farklılığın tüketicilerin neredeyse tamamı tarafından bilinebileceği, öte yandan işitsel olarak da markaların farklılaştığı, buna göre taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varılmıştır. O halde, her ne kadar başvuru kapsamındaki bir kısım mallar yönünden emtia benzerliği mevcut ise de açıklanan nedenlerle taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığından, ilk derece mahkemesince, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde anılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu yöne ilişkin davalılar istinafları haklı bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de söz konusu marka ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle ve halen tescilli olmadığından, bu yönden de kurulan hüküm yerinde olmamıştır.
Bu itibarla; dava konusu başvuru ile davacının 2016/26846 sayılı "..." ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markanın tescilli olmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine, marka hükümsüzlüğü davası yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değilse de HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/02/2021 Tarih ve 2018/344 Esas - 2021/46 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-YİDK kararının iptaline yönelik davanın REDDİNE,
4-Dava konusu marka tescilli olmadığından, marka hükümsüzlüğüne ilişkin dava yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davalı Şirket ve davalı ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 77,00-TL posta giderleri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 297,7‬0 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine,
9-Davalı Şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı Şirkete verilmesine,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
11-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine,
12-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2024

Başkan
...

Üye
...

Üye
...

Katip
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim