mahkeme 2022/1415 E. 2024/1699 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1415
2024/1699
25 Ekim 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1415 - 2024/1699
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1415
KARAR NO : 2024/1699
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/04/2021
NUMARASI : 2018/414 E. - 2021/154 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/04/2021 tarih ve 2018/414 E. - 2021/154 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2017/20824 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından kısmen kabul edildiğini ve müvekkili başvurusundan 35. sınıf hizmetlerin çıkarıldığını, ancak müvekkili başvurusu ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markaların görsel, işitsel, anlamsal olarak farklı olduğu gibi taraf şirketlerin de farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini, müvekkili başvurusunun Türkçe karşılığının "..." anlamına geldiğini ve bardağın tutma kısmında kullanılan camın inceliğinin vurgulandığını, davalı Şirkete ait markanın ise 16. ve 41. sınıflarda tescilli olduğunu, davalının yurt dışı eğitim danışmanlığı alanında faaliyet gösterdiğini, "..." ibaresinin bir eğitim tekniğinin adı olduğunu, eğitim hizmetleri bakımından söz konusu ifadenin bir terim olarak kullanıldığını ve tanımlayıcı bulunduğunu, tüketici nezdinde taraf markaların benzer olarak algılanmasının mümkün olamayacağını ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-5183 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, her iki markanın da ayırt edici kısmının "..." ibaresinden oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacı markasının 35.sınıfta tescil işlemlerinin devam etmesinin müvekkili markasına ciddi anlamda zarar vereceğini, tescil sınıfı ve hitap ettiği tüketici kitlesi dikkate alındığında dava konusu başvurunun, müvekkili markasını çağrıştırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, redde mesnet markanın, dava konusu marka başvurusundan çıkarılan 35. sınıftaki hizmetlerin tamamı itibariyle aynı/aynı tür hizmetleri kapsadığı, davacı adına tescili istenen "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili başvurusu ile redde mesnet davalı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, görsel, işitsel, anlamsal ve bütünsel olarak taraf markalarının benzemediğini, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının ve söz konusu markalar altında sunulan mal ve hizmetlerin birbirlerinden farklı olduğunu, markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin, bütünsel olarak yapılması gerektiğini, bu şekilde değerlendirildiğinde markaların benzer olmadığının açık bulunduğunu, mahkeme kararında, müvekkilinin başvurusuna konu "..." ibaresinin, "..." anlamına geldiği tespit edilmişse de, işbu ibare ile ürün arasındaki bağın incelenmediğini, bu bağlantı dikkate alınmadan "..." ibaresinin yardımcı unsur gibi değerlendirildiğini ve başvuruya ayırt edicilik katmadığının kabul edildiğini, oysa "..." ibaresinin, satışa sunulan ürünlerin saplarının yok denecek kadar ince olduğunu vurgulayan önemli bir unsur olduğunu ve başvuruya ayırt edicilik sağladığını, mahkeme kararındaki gibi sadece "..." ibaresinin dikkate alınmasının doğru bulunmadığını, davalının markasında yer alan "..." ibaresinin science, technology, engineering ve math’in (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) kısaltılması olduğunu ve eğitim sektöründe kullanıldığını, buna göre de markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 35. sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar "..." ibaresinin, "..." kelimelerinin kısaltması olduğu ileri sürülmüş ise de başvuru kapsamından çıkarılan 35. sınıf hizmetler yönünden anılan ibarelerin tanımlayıcı bir yönünün olmadığı, dolayısıyla davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.