mahkeme 2021/2068 E. 2024/227 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2068
2024/227
9 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2068
KARAR NO : 2024/227
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2021
NUMARASI : 2021/180 E. - 2021/383 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması
Kaldırılması ile İlan
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/11/2021 tarih ve 2021/180 E. - 2021/383 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, karşı taraf ile 2016 yılında ... marka otomobillerin Türkiye'deki tek ithalatçısı olan ... Limited Şirketi arasında "Binek Aracı Dağıtıcı Sözleşmesi, Binek Aracı Yetkili Servis Sözleşmesi ve Hafif Ticari Araç Yetkili Servis Sözleşmesi"nin imzalandığını, bununla birlikte bu ticari ilişkinin 30.06.2020 tarihinde sona erdiğini ve bu durumun da karşı tarafa kati surette ihbar edildiğini, ancak ticari ilişkinin bitmesine rağmen davalının adresinde "..." markalı tabelalar, pilonlar, fasyalar ve takların tespit edildiğini, markaların kullanımının kurumsal kimlik planına uyumlu olduğunu, 28.07.2020 tarihli ihtarname ile davalıdan "..." markasını işaret ve logolarını kullanmaya son vermesinin istendiğini, bunun üzerinden aylar geçmesine rağmen "..." markasının kullanımının devam ettiğini, davalının kendisini "..." bayisi gibi tanıtmasının ve tespit edilen kullanımının SMK'nın 7. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün tespitini, durdurulmasını, kaldırılmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin taraf olduğu sözleşmelerden dolayı yetkili bayi olarak faaliyet gösterdiğini, sözleşmeler uyarınca müvekkili şirketin, davacı şirketin münhasır hak sahibi olduğu markaları kullanımına izin verildiğini, söz konusu sözleşmelerin usulüne, taraflar arasındaki sözleşmelere ve sözleşmelerin tabi olduğu mevzuata uygun olarak sonlandırılmadığını, müvekkili şirketin sözleşmelerin feshinin geçersizliğine ilişkin olarak açmış olduğu davanın derdest olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği iddiaları ve karşı tarafça ileri sürülen hususların tamamının müvekkili şirketin konkordato sürecinde olmasından kaynaklandığını, davacının sözleşmenin feshi bildiriminin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'a aykırılık teşkil ettiğini, talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin davacıya ait markaları haksız olarak kullandığına ilişkin bir tespite rastlanmadığını, "..." marka herhangi bir aracın keşif esnasında servis içinde ya da bahçede bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında 23.03.2016 tarihinde "Binek Aracı Dağıtıcı Sözleşmesi", 24.03.2016 tarihinde de "Binek Aracı Yetkili Servis Sözleşmesi"nin imzalandığı, davalının da bu sözleşme kapsamında dava konusu olan markayı iş yerinde kullandığı, dava dışı şirketin bu sözleşmeleri 20.04.2018 tarihli taahhütlü mektup ile 26.04.2019 tarihinden geçerli olmak üzere sonlandırdığı, bu tarihten sonra davalının davacıya ait markaları kullanmasının yasal olmadığı, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığının başka bir tartışma ve dava konusu olduğu, sözleşme sonlanmış ise davalının sözleşmeye konu markaları kullanamayacağı, talimat yoluyla mahkeme aracılığıyla davalının Balıkesir'deki iş yerinde yapılan incelemede davacı firmaya ait markaların tüm tabelalar ile afiş ve bayrakta aynen kullandığının tespit edildiği, 6769 sayılı Kanun anlamında marka hakkına tecavüz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacıya ait tescilli markalara tecavüzün tespitine, marka hakkına tecavüz teşkil eden tabela, pilon, tak ve fasya asma fiillerinin durdurulması da dahil, tecavüzün durdurulmasına ve kaldırılmasına, kararın masrafı davalıya ait olmak üzere ulusal çapta yayın yapan bir gazetede bir defa ilanına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin dava dışı şirket ile imzaladığı sözleşmeler kapsamında dava konusu markayı kullanmaya izni olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.11.2019 tarih ve 2018/789 E.-2019/6921 K. ve 22.06.2021 tarih ve 2020/6694 E.-2021-5784 K. sayılı kararlarında bu tür sözleşmelerin haklı bir sebebin varlığı olmaksızın sona erdirilemeyeceğinin ve böylece marka hakkının kullanımının engellenemeyeceğinin belirtildiğini, sözleşmenin haksız feshi hususunun incelendiği İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/376 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, bekletici meseleye ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.11.2019 tarih ve 2018/789 E.-2019/6921 K. sayılı kararının bulunduğunu, SMK'nın 7/5. maddesi uyarınca tescilli bir markanın tali unsur olarak kullanılabileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması ile ilan istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafa gönderilen 20.04.2018 tarihli taahhütlü mektup ile davalının davaya konu markayı kullanması hakkını tanıyan sözleşmelerin 26.04.2019 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafa gerekli kriterleri yerine getirebilmesi adına süre verildiği, daha sonra 30.06.2020 tarihine kadar ticari faaliyetlerini yetki belgesi ile yürütebilmesi için yeniden olanak tanındığı, davalı tarafın gerekli şartları sağlayamaması nedeniyle noter marifetiyle tebliğ edilen 01.04.2020 tarihli ihtarname ile yetki belgesinin süresinin 30.06.2020 tarihinde dolduğunun ve yenilenmeyeceğinin bildirildiği, 28 Temmuz 2020 tarihli ihtarname ile de "..." markası ve buna bağlı işaret ve logoları kullanmaya son vermesi için 5 günlük süre verildiği, bununla birlikte 09.07.2021 tarihinde talimat yoluyla yapılan davalının işyerinde yapılan keşifte davaya konu markanın tabelalar, afiş ve bayraklarda kullanıldıklarının tespit edildiği, oysa yetki belgesi ile verilen sürenin dolması üzerine davalı şirketin bu kullanımlarına son vermesini gerektiği, SMK'nın 29/1-a maddesine göre marka sahibinin izni olmaksızın, markanın 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının tespit edilen kullanımının bu kapsamda olduğu, davalının tespit edilen kullanımının SMK'nın 7/5-c bendi kapsamında bulunduğundan ise söz edilemeyeceği, öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2012 tarih ve 2011/11-693 E.-2012/88 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere Türk hukukunda kuralın sözleşme özgürlüğü olduğu, Sözleşme özgürlüğü kuralının sözleşme ile bağlı kalmama özgürlüğüne içerdiği, bu kuralın istisnasını ise sözleşmede taraflardan birinin borcunu oluşturan edimin tekel niteliğinde olması sebebiyle bu edimi yerine getirmekle yükümlü olan borçlu tarafın haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedememesinin oluşturduğu, taraflardan birinin borcunu oluşturan edimin tekel niteliğinde olmasının yanında, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan hallerde fesih hakkının kullanılmış olması durumunda aynen ifanın talep edilebileceği, somut uyuşmazlıkta bu hallerden hiçbirinin mevcut olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.