mahkeme 2021/2047 E. 2024/212 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2047
2024/212
9 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/2047 - 2024/212
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2047
KARAR NO : 2024/212 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/04/2021
NUMARASI : 2019/302 E. - 2021/123 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka, YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/04/2021 Tarih ve 2019/302 Esas - 2021/123 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı Şirket hissedarları olan 4 kardeş ile dava dışı ... A.Ş’nin, davalı Şirketin 07.04.2017 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında oybirliği ile şirketin bölünmesi kararı aldığını, 25.04.2017 tarihli protokol ve 22.08.2017 tarihli ek protokollerin imzalandığıını, bu protokoller ile davacıya "... ..." unvanı verilerek ... üretimi faaliyetleri göstereceğinin kararlaştırıldığını, bölünme sonrası sadece davacının ... üretimi faaliyeti göstermesinin kararlaştırılarak, bölünme sözleşmesi sonucunda 06.07.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde de ilan olunduğu üzere, ... üretimi imalatı ve satışı ile ilgili olan emtia ve markalar davacıya devredilirken, davalı şirkete sadece tarım el alet ve el makineleri alanındaki faaliyetlerin bırakıldığını, "... ..." ibaresi üzerinde üstün ve gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, dava konusu markanın kullanılması halinde taraf mal ve emtiaları alanında karışıklığa sebebiyet verileceğini, davacının "..." ibaresini marka olarak kullanma hakkının bulunmamasının davalıya davacının ticaret unvanının klavuz unsuru olan "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirme hakkı tanımadığını, başvurunun kötüniyete dayandığını ve bu eylemin haksız rekabet teşkil ettiğini, Yargıtay ve doktrin görüşlerine göre ticaret unvanının aynısını veya benzerini, bilerek ve haklı sebep olmaksızın salt rakiplerini engellemek amacıyla tescil başvurunda bulunmanın engelleme amaçlı kötüniyetli başvuru olarak değerlendirildiğini ileri sürerek, 2019-M-3813 sayılı YİDK Kararının iptali ile tescil edilmiş ise 2017/80655 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şirket vekili, davalı şirketin tarım makinaları, ... ve motor üretimi üzerine kurulmuş bir şirket olduğunu, "..." markasının davalı şirketçe tasarlanmış, 40 yıllık geçmişi ile tarım makinaları sektöründe maruf hale gelmiş bir marka olduğunu, ilk kez 1997’de tescile bağlandığını, davalının kardeş olan 4 hissedarının 4 fabrikayı paylaşarak Şirket'in bölünmesi kararını aldığını, protokolün hiçbir maddesinde faaliyet kısıtlaması hükmünün bulunmadığını, keza davacı şirketin faaliyet alanının halen ticaret sicilde tarım sektöründe kullanılan her türlü makina, motorlu alet, iş makinaları (Nice Kodu: Traktörlerin ve yaya kontrollü traktörlerin imalatı) olarak kayıtlı olduğunu, işe başlama tarihinin 1.1.1981 olduğuna dair 25.09.2019 tarihli İstanbul Ticaret Odası faaliyet belgesinin sunulduğunu, bölünme öncesinde 3 ayrı model ... üretimi yapıldığını ve protokol eki bilanço paylaşım tablosunda gösterildiği gibi bunlardan biri olan "..." model ... kalıplarının markasıyla birlikte davacıya bırakıldığını, davalı şirketin bölünmesine ilişkin 25.04.2017 tarihli protokolün 6. Maddesine göre; “EK-2’de yeralan marka paylaşım tablosunda açıkça gösterildiği üzere "..." markasının kullanım haklarının münhasıran ... Tarım Makinaları San. ve Tic. AŞ’e ait olacaktır. Yeni kurulacak olan ... ... A.Ş, ... Motor A.Ş ve ... A.Ş unvanlı şirketlerin üretecekleri ve pazarlayacakları ürünlerde ... markasını kullanım hakları olmayacaktır.” hükmünün bulunduğunu, davalının "..." markası üzerinde hem kullanım hem de protokolden kaynaklanan gerçek hak sahipliğini haiz olduğunu, davacının ... markası üzerinde markasal kullanım hakkı olmadığından haksız rekabettin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı şirketin 30/06/2017 tarihinde tüzel kişilik kazandığı da gözetildiğinde dava konu "... ..." ibaresini ayırt ediciliği sağlanmış olarak dava konusu markanın başvurusunun yapıldığı 14/09/2017 tarihinden önceki zamana ait 12. sınıfta tescilsiz olarak Türkiye hudutları dahilinde markasal şekilde işlevine uygun kullanımının kanıtlanmadığı, aksine 1981 yılında kurulan davalı firmanın "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı ve gerçek hak sahibi olduğu, 25.04.2017 tarihli Protokol ile davalı Şirketin 7 ve 12. sınıfa konu malları kapsayan "..." ibareli markalarını devretmediği gibi, “...” markasının kullanım haklarının münhasıran davalı Şirkete ait olacağı” hükmüyle davalı Şirketin halihazırda tescilli markaları ile edineceği ... ibareli markalara ilişkin haklarını saklı tutmuş olduğu, 30/06/2017 tarihinde ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. şeklinde tüzel kişilik kazandığı anlaşılan davacı firmanın SMK 6/6 maddesine göre davaya konu "... ..." ibaresinin tescilini engelleyebilmesi için klavuz unsuru ile davaya konu markanın aynı olması yanında ana sözleşmesinde yer alıp da fiilen iştigal alanı ile davaya konu markanın kapsadığı emtiaların aynı olması gerektiği, davacının şirket ana sözleşmesinde geçip de davalı firmanın başvuru markasının kapsamındaki 12/01-03-04-05-06-07 sınıf ve grubunda yer alan emtiaları fiilen ürettiği veya sattığına yönelik delil sunulmadığından SMK 6/6 maddesindeki koşulun da davacı yararına oluşmadığı, 1981 yılında yani davacıdan önce var olan davalı firmanın "... ..." şeklinde 12.nci sınıfta 14/09/2017 tarihinde başvurusunu yaptığı markadan dolayı markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde davacıyı baskı altında tutma, ona şantaj yapma veya onun faaliyetini engelleme amacı güttüğü yani kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceği, protokol hükümlerine göre davalının değil davacının bu markayı kullanamayacağı, davalının kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2017 yılının ikinci yarısında kurulan müvekkili firmanın, davalı şirket ortaklarının da bizzat imzası olan karar ile belirlediği "... ..." ticaret unvanı ile aktif olarak çalıştığını, müvekkil şirketin, kurulduğu günden bugüne tüm ticari faaliyetlerinde üretim-pazarlama-satış gibi tüm ticari aşamalarında "... ..." unvanını etkin ve etkili bir şekilde kullandığını, davalı tarafça bölünme protokolü sonrasında 14.09.2017 tarihinde kötü niyetli olarak ve TTK'nın haksız rekabete ilişkin düzenlemelerini de yok sayacak şekilde ve kendisine ait "..." markaları zaten varken müvekkiline bırakılan ticaret unvanının kılavuz unsurlarının tamamını içerecek şekilde "... ... " ibaresini "..." emtialarını da kapsar şekilde 2017/80655 numarası ile başvuru konusu etmiş olmasının açık bir kötüniyet göstergesi olduğunu, 2017/80655 sayılı "... ..." markasının 6769 s. SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka, YİDK kararı iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının 14/09/2017 tarihinde "... ..." ibareli markanın 12.sınıf emtialarda tescili için yaptığı başvuruya davacının SMK'nın 6/3, 6/6 ve 6/9. maddelerine dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın reddi üzerine, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemiyle eldeki davanın açıldığı, davalı Şirket ortaklarının 07/04/2017 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında aldıkları kararla davacı şirketin 30/06/2017 tarihinde kurulduğu, davacı tarafça dayanılan ve taraflar arasında imzalanan protokolde açıkça "..." ibaresinin davacının ticaret unvanında kullanılacağının ve bunun dışında marka olarak kullanılmayacağının, "..." ibaresinin marka olarak kullanımı hakkının münhasıran davalı Şirket'e ait olacağının kararlaştırıldığı, davalının bu protokole dayalı olarak dava konusu marka tescil başvurusunda bulunduğunu savunduğu, SMK'nın 6/3 maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, davacının önceye dayalı hak sahipliğini iddia edebilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, başvuru konusu işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal olarak kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması, önceye dayalı kullanımların, marka başvurusuna karşı çıkılan tarafın kullanımlarından önce olmasının gerektiği, somut olayda davacının "... ..." markası üzerinde belirtilen şartları sağlayan kullanımının bulunmadığı, SMK'nın 6/6.maddesi uyarınca ticaret unvanlarına tanınan korumanın, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsadığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere dosya mündericatında,
davaya konu başvurunun tarihi olan 14.09.2017 öncesinde davacının "...
..." ticaret unvanı altında, davaya konu başvurunun kapsadığı ...
veya 12. sınıfa konu diğer mallardan herhangi birinin üretimini yaptığına
dair tarih ihtiva eden katolog, markayı gösteren ürün satış faturası, satış fişi,
gazete ilan veya haberi ya da benzeri bir delil bulunmadığı, bu durumda davacının SMK'nın 6/6.maddesinde düzenlenen korumadan yararlanamayacağı, davacının imzasını taşıyan protokol ile "..." markasının kullanımı münhasıran davalı Şirket'e bırakıldığı gibi ... üretimi de ana sözleşmesindeki faaliyet konuları arasında yer aldığından, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalının kötü niyetini ispata elverişli delil sunulmadığından SMK'nın 6/9.maddesi anlamında tescil engelinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.