mahkeme 2021/2041 E. 2024/207 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/2041

Karar No

2024/207

Karar Tarihi

9 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2041
KARAR NO : 2024/207
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/09/2021
NUMARASI : 2020/233 E. - 2021/272 K.

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Marka, YİDK Kararı İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/09/2021 Tarih ve 2020/233 Esas - 2021/272 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." unsurlu markalarının Türk Patent nezdinde tescilli olduğunu, davaya konu olan 2018/89481 sayılı "..." unsurunu ihtiva eden markanın 03, 29 ve 30. sınıflara giren emtialarda kullanılmak üzere tescil başvurusunda bulunulduğunu, davaya konu olan “...” ibaresi ile "..." ibarelerin karışıklık yaratacağını, markada yer alan "..." ibaresinin Muğla’nın iline bağlı bir ilçe olduğunu ve hizmetin verildiği yeri belirlemek için kullanıldığını, markada yer alan "..." ibaresinin de ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davaya konu olan ... ibaresinin ... ibaresinin serisi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, davalının müvekkilinin markalarından uzun zamandır haberdar olduğu gibi müvekkilinin markaları ile kendisine ait "..." ibaresinin benzer olduğunu bildiğini, bu nedenle başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanın vurgu kelimesinin “...” olduğunu, başvurusunun tescili halinde davacı müvekkilinin ticaret unvanı ile de karışıklığa sebebiyet vereceğini ileri sürerek, dava konusu 2020-M-2970 YİDK kararının iptali ile tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı şahıs vekili, kurul kararının yerinde olduğunu, taraf markalar arasında görsel, işitsel, genel intiba olarak benzerliğinin bulunmadığını, “...” markasının esas unsurunun "..." ibaresi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının "..." markasının 29 ve 30. sınıfta kullanımın bulunmadığını, markaların benzer olmaması nedeniyle tanınmışlık iddiasının da yerinde olmadığını, davacının faaliyet konusunun tekstil alanında olduğunu, müvekkilinin ise zeytincilik alanında faaliyet gösterdiğini, davacının ve müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olması nedeniyle SMK’nın 6/6 anlamında gereken şartların oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir .

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı şahsın "... +Şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı, YİDK kararının doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece bilirkişi raporuna neden riayet edilmediğinin açıklanmadığını, tarafların marka işaretlerinin ve emtia listelerinin benzer olduğunu, davacı müvekkiline ait markalardan, 2007/17678 numara ile tescilli "..." markasısının 29. ve 30. sınıflar bakımından tescilli olduğu gibi, davacı müvekkiline ait diğer markaların da 03. sınıf ile benzer olabilecek emtialar bakımından tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların, 03., 29. ve 30. sınıfta tescilli olmasaydı dahi, markaların iltibas tehlikesi altında olduğunun kabul edileceğini, müvekkili markalarının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davacı adına uzun yıllardan bu yana tescilli olan “ ..., ...” esas unsurlu markaların, tescil edildikleri tarihten de önce kullanıldıklarını, dava konusu edilen “...” unsurlarından oluşan markanın, davacı müvekkili şirkete ait tanınmış markaların itibarına zarar vereceğini, müvekkili “... Tic. Ve San. A.Ş.” nin usulüne uygun olarak tescil edilmiş olan ticaret unvanındaki vurgu kelimenin "..." ibaresi olduğunu, başvurunun tescili halinde, davacı müvekkili şirketin ticaret unvanı ile karışıklığa sebep olacağını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, itirazın reddine dair YİDK marka kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişinin 2018/89481 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 3,29 ve 30. sınıf malların yer aldığı, başvurunun ilanına davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddedildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın da YİDK'in 24/04/2020 tarih, 2020-M-2970 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, YİDK kararının davacıya 27/04/2020 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın (pandemi nedeniyle) iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 29/07/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davalı tarafından “...+şekil” ibaresinin 3,29 ve 30.sınıflarda tescili için yapılan başvuruya karşı, davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği 2018 24661, 2018 18032, 2017 58012, 2016
30099, 2016 30077, 2015 91085, 2015 83879, 2007 17678, 2003 20638, 2003 19925, 2003
19924, 2003 10011, 88515, 115750, 115724, 115783, 183218, 2002 14354, 115796 sayılı
"" ibareli markaların tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı veya benzer
olmadığı tespit edildiğinden, söz konusu markalar iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır.
Davacının 2007/17678 sayılı markasının tescil kapsamında ise davaya konu olan 29 ve 30.sınıf emtiaları almaktadır. Davacının mesnet markalarına karşı davalı ... tarafından YİDK aşamasında "kullanım ispatı", davaya cevap dilekçesinde de "kullanmama def'i" öne sürüldüğü, ancak gerek YİDK gerekse dava sürecinde davacının 2007/17678 sayılı markasının 29 ve 30. sınıf emtialarda kullanımının ispatlanamadığı görülmektedir. Bu durumda davacının kullanımını ispat edemediği 2007/17678 sayılı markasının da iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmasına ve markalar arasında emtia ve işaret karşılaştırması yapılmasına gerek olmadığı, SMK'nın 6/1. maddesindeki şartların davacı lehine oluşmadığı anlaşılmaktadır. Esasen davacı vekilinin 2007/17678 sayılı markalarının 29 ve 30.sınıflarda kullanımının ispat olunduğuna dair istinaf itirazı da bulunmamaktadır.
Davacı vekili "..." asli unsurlu markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle tescilli olmadıkları ya da kullanılmadıkları sınıflar bakımından da koruma sağladığını iddia etmektedir. Dava konusu "...+şekil" ibareli başvurunun başında yer alan "..." ibaresinin Muğla'nın ilçesi olması dolayısıyla markanın kaynağına
gönderme yaptığı, üretim yerini bildirdiği, başvuruda yer verilen şekil unsurunun ve "..." ibaresinin de yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, davalının markasındaki ayırt
edici unsurun “...” ibaresi olduğu ve taraf markaları arasında "..." ibarelerinin ortaklığı nedeniyle işaret benzerliği bulunduğu değerlendirilmiş, mahkemenin aksi yöndeki kabulü yerinde bulunmamıştır. Davacının "..." ve "..." asli unsurlu markalarının tekstil sektöründe tanınmış olduğu, bu tanınmışlığın dava konusu markanın tekstil sektörü ile ilgisiz bulunan 3,29 ve 30.sınıflar bakımından tescil engeli oluşturmayacağı, SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddesindeki şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2019 tarih, 2017/4721 Esas, 2019/1298 Karar ve 02/07/2012 tarih, 2011/4383 Esas, 2012/11672 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.
Davacı tarafça SMK'nın 6/3, 6/6 ve 6/9.maddelerine dayalı olarak da başvuruya itiraz edilmiş ise de, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan mallar üzerinde davacının "..." ibaresini kullandığını ve önceye dayalı hak sahibi olduğunu ispat edemediği, davacının ticaret unvanını 3,29 ve 30. sınıf emtialarda kullanımına rastlanmadığı, iştigal alanlarının farklı olduğu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddialarının da ispat olunamadığı, davacı vekilinin SMK'nın 6/3, 6/6 ve 6/9.maddelerine dayanan itirazlarının da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından ve HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜ ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 20/09/2021 gün ve 2020/233 Esas - 2021/272 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,2‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 5.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),

8-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine,
9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024

Başkan
...

Üye
...

Üye
...

Katip
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim