mahkeme 2021/2018 E. 2024/338 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2018
2024/338
23 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/2018 - 2024/338
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2018
KARAR NO : 2024/338
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2021
NUMARASI : 2021/12 E. - 2021/344 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/10/2021 tarih ve 2021/12 Esas - 2021/344 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirket adına tescilli "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2019/66253 sayılı "... Gümrük Müşavirliği" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun, müvekkili markaları ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, aynı veya aynı türdeki hizmetleri kapsadığını, müvekkiline ait "... ..." ibareli marka altında ... hizmetleri sunulduğunu, davalı markasının da gümrük müşavirliği hizmetlerini kapsadığını, aynı türdeki hizmetleri kapsayan markaların karıştırılması ve davalının müvekkili şirket markasının tanınırlığından haksız bir şekilde yarar sağlaması ihtimali bulunduğunu, 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince davalı marka başvurusunun reddedilmesi gerektiğini, müvekkiline ait ticaret unvanı ile davalı marka başvurusu arasında da benzerlik bulunduğunu, davalı markasını gören kişilerin aklına ilk olarak müvekkili şirketin geleceğini, davalı şirketin bu nedenle haksız kazanç sağlayacağını, müvekkili şirketin zarara uğrayacağını, "..." kelimesinin özellikle "... ..." ve "... ..." ile özdeşleştiğini, davalı Şirketin hedeflediği tüketici kitlesi ile müvekkili ve iştiraklerinin müşteri kitlesinin farklı olmadığını, davalı markasını gören tüketicinin davalı şirketin müvekkili şirket bünyesinde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu düşüneceğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-8278 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarında "..." ibaresinin asli unsur olarak yer aldığını ancak başvuru kapsamında tescili talep edilen gümrük müşavirliği hizmetlerinin, itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer olmadığını, SMK'nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların da somut olayda oluşmadığını, davacı tarafın kötü niyet iddiası yönünden yeterli delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2019/66253 sayılı başvuru kapsamında yer alan 36. sınıftaki gümrük müşavirliği hizmetlerinin, davacı yanın itirazına mesnet markalarının kapsamlarında aynen yer almadığı, ancak bu hizmetlerle davacının 2017/116578 sayılı markasının kapsamında yer alan ... hizmetlerinin benzer olduğu, içinde sektörden kimselerin de bulunduğu bilirkişi heyetinin tanzim ettiği raporda ifade edildiği üzere gümrük müşavirliği hizmetlerinin, tüm taşıma şekilleri için (kara, deniz, hava, demir) ithalata/ihracata konu eşyanın mevzuata uygun bir şekilde beyan edilmesini, gümrük vergilerinin ödenerek eşyanın millileşmesini kapsarken, ... işlemlerinin, deniz yolu ile taşınan ithalat, ihracat veya transit yönlü eşyanın limandaki fiziki hareketlerini kapsadığı, gerek yetkilendirme şartları, gerekse de sunulan hizmetin niteliği farklılık arz etmekle birlikte, deniz yolu ile taşımacık söz konusu olduğunda her iki hizmetin sunulduğu kitle ve hizmete konu eşyanın kesiştiği durumların olabileceği, bu gerekçeler çerçevesinde dava konusu marka kapsamında yer alan "gümrük müşavirliği" hizmeti ile davacı markasında yer alan "... hizmetleri" arasında benzerlik olduğu, taraf markaları arasında emtianın aynı veya benzer olması şartının sağlandığı, dava konusu marka kapsamındaki hizmetlerle benzer hizmet içeren tek itiraz markasının davacıya ait 2017/116578 sayılı marka olduğu, bu nedenle davacıya ait diğer itiraz markaları ile dava konusu marka arasında hizmet benzerliği bulunmadığından, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, ancak davacıya ait 2017/116578 sayılı marka kapsamındaki "... Hizmetleri" ile dava konusu marka kapsamındaki "Gümrük Müşavirliği" hizmetleri arasında, her iki hizmetin sunulduğu nihai tüketici kitlesi ve hizmete konu eşyanın benzer olması nedeniyle hizmet benzerliği bulunduğu, dava konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, itiraza mesnet markanın esas unsurunun da "Şekil+..." kelimesinden oluştuğu, markada yer alan "..." kelimesinin, tanımlayıcı vasfı nedeniyle markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, bu hale göre gerek dava konusu markada, gerekse davacıya ait itiraza mesnet markada "..." ibaresinin müşterek olarak ve esas unsur olacak şekilde bulunduğu, her ne kadar davaya konu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin nispeten dikkatli ve bilinçli olduğu düşünülse bile, karşılaştırılan markalar arasında "..." ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile itiraza mesnet 2017/116578 sayılı marka arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafça dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler kapsamında, davacı yana ait markanın “... SANAYİ” bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış olduğu ... sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan gümrük müşavirliği hizmetinin birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı faaliyet konuları olduğu gözetildiğinde, davalıya ait markanın, davacıya ait "..." ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlaması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanı sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2020-M-8278 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/66253 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı... vekili, davacı tarafından, 2019/66253 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesine karar verilmesi talebiyle müvekkili Kuruma husumet yöneltilerek dava açıldığını, söz konusu davada, YİDK kararının iptalinin istenmediğini, bu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, başvuru kapsamında yer alan gümrük müşavirliği hizmetlerinin, itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer olmadığını, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, SMK'nın 6/5 ve 6/9 maddesi koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilin başvuru markasında tescili talep edilen gümrük müşavirliği hizmetlerinin, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer olmadığını, özellikle ... hizmetleri ile dava konusunu oluşturan gümrük müşavirliği hizmetlerinin ilişkili hizmetler olarak kabul edilemeyeceğini, bunun dışında itiraz gerekçesi markaların bu hizmetler için kullanımı ya da bu alanda bilinirliğine ilişkin yeterli bilgi ve delile de rastlanmadığı, dolayısıyla bu hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ya da itiraz gerekçesi markaların ün ve itibarından yararlanma ihtimallerinin bulunmadığını, taraf markalarının bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların somut olayda oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 141/1 maddesi uyarınca tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilecekleri ya da değiştirebilecekleri, somut olayda da yukarıda belirtilen safhada davaya konu YİDK kararının ortadan kaldırılmasının talep edildiği, dolayısıyla davalı Kurum vekilinin, husumete ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, dava konusu başvuru ile davacının 2017/116578 sayılı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira her iki markanın asli unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, yine dosyada mevcut bilirkişi raporunda açıklandığı üzere gümrük müşavirliği hizmetleri ile ... hizmetleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik de bulunduğu anlaşılmakla, davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davalı şirket ile davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.