mahkeme 2021/1949 E. 2024/235 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1949
2024/235
9 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/1947 - 2024/233
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1947
KARAR NO : 2024/233
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/02/2021
NUMARASI : 2020/10 E. - 2021/83 K.
DAVACI
VEKİLLERİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2021 tarih ve 2020/10 Esas - 2021/83 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili, müvekkilleri adına tescilli "..." asıl unsurlu tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2018/63691 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkillerince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvuruda yer verilen "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, davalının marka başvurusu kapsamında bulunan mal/hizmetler ile müvekkilleri markaları kapsamında yer alan mal/hizmetler arasında da benzerlik bulunduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının gerçekleştiğini, markaların tüketiciler nezdinde karıştırılacağını, ayrıca müvekkili markalarının tanınmış olmaları nedeniyle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-9372 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, SMK’nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleşmediğini, kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Oğuzhan Aktulga vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davalı şahsa ait markanın bir bütün olarak "... ..." ibaresinden oluştuğu, davacılara ait itiraz markalarının "..." kelimesi ve bu kelimenin yanına eklenen çeşitli renk, şekil ve diğer kelime unsurlarından meydana geldiği, davacıların "..." kelimesi etrafında bir seri marka yumağı oluşturduğu, dolayısıyla davacılara ait markaların esas unsurunun "..." kelimesi etrafında toplandığı, davaya konu mal ve hizmetlerin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimine hitap ettikleri, ortalama tüketicinin markaların ayırt edici unsurlarını bir bütün olarak algıladıkları, markaları bölüp parçalayarak alım tercihini belirlemedikleri, bu hale göre daha önce davacılara ait "..." ibaresini içinde barındıran markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kitlesinin, daha sonra davaya konu "... ..." markasını gördüğünde ya da işittiğinde, bu markayı bir bütün olarak "... ..." şeklinde algılayacağı, markada yer alan "..." ibaresi ile birlikte oluşan "... ..." ibaresinin markayı davacı markalarından yeteri derecede farklılaştırdığı ve kavramsal açıdan tamamen farklı bir anlama büründürdüğü, dolayısıyla SMK m.6/1 hükmü uyarınca karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalı markasının davacı şirketlere ait ... markası ile benzer olmadığı, dolayısıyla davalı marka başvurusunun, davacının "..." ibareli markalarının tanınmışlığından kaynaklı haksız avantaj sağlama, onun itibarını lekeleme veya ayırt ediciliğini zedeleme ihtimallerinden birinin somut olayda mevcut olmadığı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, müvekkillerine ait markaların ve dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilleri markalarının tanınmış olmaları nedeniyle daha geniş bir korumadan faydalanmaları gerektiğini, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı ...'nın "... ..." ibaresinin tescili için 06/07/2018 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 29,30,35 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacı ... ... A.Ş. tarafından 2000/28699, 2007/18416, 2010/61129, 2015/24697, 2016/38741, 2016/87129 sayılı markalara, diğer davacı tarafından ise T/02499, 2016/95185, 2016/95184, 2016/95183, 2013/10967, 2013/10966, 2013/10964, 2012/60399, 2008/37619, 2008/34247 sayılı markalara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca her iki itirazın da reddedildiği, bu karara karşı davacılar tarafından yapılan itirazların ise YİDK'in 31.10.2019 tarih, 2019-M-9372 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, ret kararının davacılar vekiline 13.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacıların itirazlarına mesnet markaların asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuru da "... ..." ibareli olup başvuruda, başka bir kelime veya şekil unsuru yer almamaktadır. Görüldüğü üzere, davacı tarafa ait markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, dava konusu markada da aynen asli unsur olarak yer almaktadır. Bunun dışında başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kabul edilmiştir. Buna göre yapılan değerlendirmede; taraf markaları arasında "..." ibaresinin asli unsur olarak kullanılmasından kaynaklı bir benzerliğin bulunduğu, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2014 tarih, 2014/11679 E- 2014/19705 K sayılı ilamında, "... ..." ibaresi, 25.09.2012 tarih ve 2010/16088 E.-2012/14212 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 03.04.2012 tarih ve 2010/5673 E.-2012/5520 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 06.12.2011 tarih ve 2009/14487 E.-2011/16476 K sayılı ilamında "..." ibaresi, 17.04.2012 tarih ve 2010/6480 E.-2012/6208 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 06.10.2011 tarih ve 2009/12122 E.-2011/12322 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 03.11.2011 tarih ve 2009/13494 E.-2011/14850 K. Sayılı ilamında "... ...+şekil" ibaresi,04/11/2019 tarih 2018/5563 E.-2019/6741 K sayılı ilamında "... ..." ibaresi, "..." asıl unsurlu markalarla benzer bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararına Dairemizce iştirak edilmemiştir.
Taraf markalarının kapsamındaki emtiaların karşılaştırmasına gelince; yukarıda da belirtildiği gibi dava konusu başvuru kapsamında 29. ve 30. sınıf mallarla, 35. ve 43. sınıfta yer alan hizmetler bulunmaktadır. Başvuru kapsamında yer alan 35/5. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, 29,30,31,32,33 ve 34. sınıf malların satışına özgülenmiştir. Davacıların itirazlarına mesnet markaların kapsamlarında ise 29,30. sınıf mallarla 35 ve 43. sınıf hizmetler yer almaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43. sınıftaki "düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri" ile davacıların itiraza mesnet markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, bunun dışında başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden ise emtia benzerliğinin bulunduğu açıklanmıştır. Her ne kadar söz konusu bilirkişi raporunda, "düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri" yönünden, emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği açıklanmış ise de Dairemizce, bu değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Zira, davacılar markalarının kapsamında geçici konaklama hizmetleri yer almakta olup, bu tür yerlerde düğün salonu kiralama hizmetleri ile konferans ve çeşitli toplantılan için yer sağlama hizmetleri de sunulduğundan, söz konusu hizmetler benzer ya da ilişkili hizmetlerdir. Gerçekten de günümüzde, geçici konaklama hizmetlerinin verildiği otellerde, sıklıkla konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri ile düğün salonu kiralama hizmetleri de verildiğinden, anılan hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir. Tüm bu nedenlerle, dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafça SMK'nın 6/5 maddesine de dayanılmış, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, davacılar markalarının gıda ürünlerinde tanındığı açıklanmıştır. Ancak, dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki koşullar gerçekleştiğinden, diğer bir deyişle başvuru kapsamında farklı bir mal veya hizmet yer almadığından, bu madde kapsamında ayrıca bir değerlendirme yapılması sonuca etkili görülmemiştir. Öte yandan, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmak kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğinden ve dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından, davacı tarafın kötü niyete dayalı iddiaları da yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; dava konusu başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilmesi düzenlendiğinden Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/02/2021 gün ve 2020/10 Esas - 2021/83 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 31.10.2019 tarih, 2019-M-9372 sayılı kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu 2018/63691 sayılı "... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE,
4-Alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
6-Davacılar tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 309,75 TL tebligat ve posta masrafı, istinaf aşamasında yapılan 82,50 TL posta gideri, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.354,35 TL yargılama giderine, 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.463,15 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacılardan peşin olarak alınan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.