mahkeme 2021/1940 E. 2024/225 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1940

Karar No

2024/225

Karar Tarihi

9 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1940
KARAR NO : 2024/225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMES İ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2021
NUMARASI : 2020/145 E. - 2021/135 K.

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2021 tarih ve 2020/145 E. - 2021/135 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalının 2019/20889 başvuru numaralı ve “...” ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiği, oysa başvurunun müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” ibareli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markalar arasında emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, müvekkilinin www...com alan adı altında yürüttüğü ticari faaliyetleri açısından da davalının söz konusu marka başvurusunun iltibas yarattığını, müvekkiline ait ticaret unvanı ile davalı markası arasında iltibas bulunduğunu, davalı şahsın davacının eski hissedarlarından birinin kızı ve davacının eski çalışanlarından birinin kardeşi olduğunu, bu eski hissedar ve çalışanın kurduğu “... Makina Reklamcılık San. Tic. Ltd. Şti.” ile müvekkili arasında ticaret unvanı, alan adı ve markaya tecavüz iddiaları ile açılmış davalar ve süregelen uyuşmazlıklar bulunduğunu, davalı şahsın bu uyuşmazlıklardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, yani davalı şahsın dava konusu edilen marka başvurusunu kötüniyetle yaptığını, müvekkilinin markalarında “...” ve “...” ibarelerinin esas unsur olduğunu, davalının dava konusu edilen “...” markasını gören ortalama tüketicilerin bu markayı davacının seri markalarından biri sanma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalı kurumun davalı şahın benzer bir başvurusuna ilişkin verdiği kararla dava konusu YİDK kararının çeliştiğini ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-3391 sayılı kararının iptaline ve 2019/20889 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, taraf markalarının görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açılarından benzer olmadığını, taraflar arasında derdest olan hiçbir davanın bulunmadığını, davacının bahsettiği davalarda müvekkilinin taraf olmadığını, akrabalarının taraf olduğu davaların da müvekkilini bağlamadığını, dolayısıyla davacının kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının delilleri meyanında dava dosyasına sunduğu İstanbul 1. FSHHM’nin 2017/268 Esas sayılı gerekçeli kararında “...” ibaresi ile “...” ibaresinin benzer olmadığı yönünde hüküm tesis edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. .

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği; taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, zira davalı markasının bir bütün halinde "..." ibaresinden oluştuğu, davacı markalarının esas unsurunu ise ".../..." ibarelerinin oluşturduğu, her ne kadar karşılaştırılan bu markaların ilk iki harfinin aynı olduğu tespit edilse bile, markaları oluşturan esas unsurların parçalanıp bölünmeden, bir bütün halinde iltibas değerlendirmesine konu edilmesi gerektiği, zira davaya konu emtiaların hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin markaların esas unsurlarını bölüp parçalamadan bütüncül bir şekilde algılayacağı, daha önce davacıya ait ".../..." ibareli markaları gören, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan davaya konu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin daha sonra davaya konu "..." markasını gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde bu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı; taraf markaları benzer olmadığından, davacının “...” ibareli markalarının ilgili sektörde tanınmış olduğu kabul edilse dahi, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlık iddiasına ilişkin istemlerin yerinde bulunmadığı; SMK'nın 6/6. maddesi koşullarının oluşmadığı; davalı şahsın kardeşi ve babası ile davacı şirket arasında önceki tarihli ticari ilişki ve "..." markasının kullanımından kaynaklı nizalar bulunduğu tespit edilmişse de, somut olayda davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı bakımından davalı şahsın ilişkili olduğu dava dışı kimselerin veya davalı şahsın fiili ... markalı kullanım eymlemlerinden ziyade dava konusu markayı oluşturan işaret üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği, dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacı markalarından farklı bir marka olduğu, iltibas tehlikesi oluşturacak niteliğinin bulunmadığı, davacı markaları ile davaya konu emtiaların hitap ettiği kitle nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali oluşturma gücü bulunmayan dava konusu marka başvurusu nedeniyle davalı şahsın kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2020 tarih ve 2019/2137 E.- 2020/962 K. sayılı kararında da her bir yeni marka tescil başvurusunda, başvuruya eklenen yeni unsurlar bakımından hem işaretsel olarak hem de tescil kapsamları bakımından bir bütün olarak başvuru markası ile itiraza mesnet markalar arasında marka tescil kapsamları itibariyle karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup, daha önce benzer ibareli marka başvurusu yapılmasının tek başına kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirilemeyecek olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla her somut marka tescil başvurusu bakımından, başvuranın kötü niyetli olup olmadığının somut olayın özelinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta da, davalı şahsa ait "..." markası ile davacıya ait markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davalının "..." markasından kaynaklı olarak davacı tarafın ticari faaliyetlerini dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde baltalama, engelleme, spekülasyon, şantaj, haksız kazanç elde etme vb. amaçlarla dava konusu markanın tescil müracaatında bulunduğuna ilişkin nesnel, somut delil ya da olgu bulunmadığından davacı tarafın kötü niyet iddiası yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, bu konudaki beyan ve delillerinin dikkate alınmadığını, dava konusu başvurunun sahibinin, babasının ve erkek kardeşinin şirketi ile müvekkili firma arasındaki “...” ve “...” ibarelerinden kaynaklı hukuki ihtilaflardan haberdar olmasına rağmen işbu müracaatı gerçekleştirdiğini, taraf markalarının aynı sınıfları kapsadığını, müvekkilinin "..." ibareli kullanımlarını "..." ibareli logo ile gerçekleştirdiğini, davalı yanın müvekkili firmanın eski çalışanlarının kardeşi ve kızı olduğu hususu dahi göz önüne alındığında dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak başvuruya konu edildiğinin açıkça görülebildiğini, müvekkili firma adına tescilli bulunan tanınmış markalar, ticaret unvanı ve alan adı ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının başvurusuna konu “...” ibaresi ile davacının "..." ibareli itirazına mesnet markaları arasında işitsel, görsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle bir benzerlik olmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında bağlantı kurma ihtimali dahil iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi, taraf markaları benzemediğinden tanınmışlığın da somut uyuşmazlığa bir etkisinin olmayacağı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığından ticaret unvanı ve alan adına dayalı iddianın da yerinde olmadığı, öte yandan dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının kanıtlanamadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... ... Ltd. Şti. ile ... Mak. Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında görülen benzer bir davada verdiği 07.03.2023 tarih ve 2021/7239 E- 2023/1372 K. sayılı ve 25.02.2021 tarih ve 2020/1835 E.- 2021/1721 K. sayılı kararlarının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 24/02/2024
Başkan
...

Üye
...

Üye
...

Katip
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim