mahkeme 2021/1351 E. 2023/1292 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1351

Karar No

2023/1292

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1351
KARAR NO : 2023/1292
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2021
NUMARASI : 2020/144 E. - 2021/136 K.

DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2021 tarih ve 2020/144 Esas - 2021/136 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1973 yılında başlayan ticari faaliyetleri kapsamında tarım makinalarının üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini, faaliyet gösterdiği sektörde yurt içi ve yurt dışı pazarlarında öncü konumda bulunduğunu, adına tescilli "..." ibareli markalarının olduğunu, davalı gerçek kişinin 2019/20888 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun, müvekkilinin tescilli ve tanınmış markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, marka kapsamlarının da benzer bulunduğunu, müvekkili markalarında "..." ve "..." ibarelerinin esas unsur konumunda olduğunu, davalının dava konusu edilen “...” markasını gören ortalama tüketicilerin bu markayı müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılaması ihtimalinin yüksek bulunduğunu, davalı ...’in, davalı şahsa ait benzer bir başvuruya müvekkilinin itiraz etmesi üzerine verdiği 2016-M-10012 sayılı "başvurunun reddi" kararı ile huzurdaki davaya konu edilen kararının çeliştiğini, müvekkilinin "www...com" alan adı altında ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, yine "..." ibaresinin, müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturduğunu, bu nedenlerle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalı şahsın, müvekkilinin eski hissedarlarından birinin kızı ve eski çalışanlarından birinin kardeşi olduğunu, müvekkilinin eski hissedarı ve çalışanının kurduğu "... .... Şti." ile müvekkili arasında ticaret unvanına/alan adına/markaya tecavüz iddiaları ile açılmış davalar ve süregelen uyuşmazlıklar bulunduğunu, davalı şahsın da bu uyuşmazlıklardan haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, dolayısıyla dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-3430 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açılarından hiç benzerlik olmadığını, markaların genel görünüşlerinin de benzemediğini, taraflar arasında derdest olan hiçbir davanın bulunmadığını, davacının bahsettiği davalarda müvekkilinin taraf olmadığını, söz konusu davaların müvekkilinin "..." ibareli markasıyla bağlantılı hiçbir yanının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, zira davalı markasının bir bütün halinde "..." ibaresinden oluştuğu, davacı markalarının esas unsurunu ise ".../..." ibarelerinin oluşturduğu, her ne kadar karşılaştırılan bu markaların ilk iki harfinin aynı olduğu tespit edilse bile markaları oluşturan esas unsurların parçalanıp bölünmeden, bir bütün halinde iltibas değerlendirmesine konu edilmesi gerektiği, bu nedenle markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığından, davacının "..." ibareli markalarının ilgili sektörde tanınmış olduğu kabul edilse dahi tanınmış markanın bir benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması somut olayda söz konusu olmayacağından ve davacı da dava/itiraz dosyalarına aksi yönde bir delil sunmadığından, davalının markasını tescil ettirmesi ve kullanması sonucunda haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi ya da tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarından birinin gerçekleşmeyeceği, davalının tescil ettirmek istediği işaretin "..." ibaresi olduğu, davacının ticaret unvanının çekirdeğinin ise "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarelerin aynı/benzer işaretler olmadığı, dolayısıyla somut olayda, davacının ticaret unvanından kaynaklanan bir koruma talep etmesine yol açabilecek bir “iltibas tehlikesi” bulunmadığı, davacının “www...com” şeklindeki alan adı ile davalının tescil ettirmek istediği markasının tek unsuru olan “...” işaretinin benzemediği, davalının bu markasının davacının alan adını içermediği, alan adından kaynaklı nispi tescil engelinin de somut olayda bulunmadığı, davacı markaları ile davaya konu emtianın hitap ettiği kitle nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali oluşturma gücü bulunmayan dava konusu marka başvurusu nedeniyle davalı şahsın kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, bu konudaki beyanlarının ve delillerinin değerlendirilmediğini, davalı gerçek kişinin, müvekkilinin eski hissedarlarından olan baba ... ...’in kızı ve eski çalışanı olan ... ...’in kardeşi olduğunu, ... ...'in müvekkil şirkette bulunan hisselerini devrettiğini ve şirket bünyesinden ayrıldığını, davalı yanın kardeşi ... ... ve babası tarafından ... Şirketinin kurulduğunu, müvekkilinin tescilli ticaret unvanına, tescilli alan adına, tescilli markalarına vaki tecavüz teşkil eden kullanımlarda bulunduğunu, yine huzurdaki dava konusu marka gibi müvekkili markaları ile iltibas teşkil eden marka müracaatlarının da gerçekleştirildiğini, hayatın olağan akışı uyarınca davalı yanın söz konusu husumetten haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, davalı yan tarafından tescil müracaatı gerçekleştirilen dava konusu marka ile müvekkili markalarının aynı sınıfları kapsadığını, dosya kapsamındaki delilleri incelenmemiş olsa da davalı yanın müvekkili firmanın eski çalışanlarının kardeşi ve kızı olduğu hususu dahi göz önüne alındığında, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvurusuna konu "..." ibaresi ile davacının "..." asıl unsurlu itirazına mesnet markaları arasında işitsel, görsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, taraf markalarının sırf ilk iki harflerinin aynı olmasının markaların karıştırılması sonucunu doğurmayacağı, davacı markaları ile benzemeyen bir marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun da söylenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/10/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/10/2023

Başkan
...

Üye
...

Üye
...

Katip
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim