mahkeme 2021/1340 E. 2023/1264 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1340
2023/1264
19 Ekim 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/1340 - 2023/1264
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1340
KARAR NO : 2023/1264
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/09/2020
NUMARASI : 2019/217 E. - 2020/138 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/09/2020 tarih ve 2019/217 E. - 2020/138 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2018/91245 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun tanımlayıcı olduğunu, ayırtedici vasfının ise bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, müvekkili şirketin adına tescilli olan markalar için 2018 yılından beri ciddi anlamda yatırım yaptığını, gerek yurtiçinde gerek yurtdışında tüketiciler nezdinde bilinirlik kazandırdığını, uyuşmazlık konusu markanın davalı adına tescil edilmesi halinde, müvekkili şirketin markasının bilinirliği için yaptığı yatırımdan yararlanılarak tüketici nezdinde karışıklığa mahal verileceğini, müvekkiline ait tescilli “...” markalarına bu denli benzer bir markanın tescil edilmesinin davaya konu marka sahibinin haksız çıkar sağlamasına neden olacağını, uyuşmazlığa konu markanın tüketici nezdinde müvekkili şirketin alt markası olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini, itiraza konu marka başvurusunun, müvekkili şirket markası ile aynı/benzer sınıf ve emtialar üzerinde gerçekleştirildiğini, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 22.08.2019 tarih ve 2019-M-7021 sayılı kararının iptaline ve davaya konu 2018/91245 sayılı “...” ibareli markanın yargılama sonuna kadar tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu markanın şekil, kelime, renk ve slogan içeren kompozit bir marka niteliğinde olduğu, bütünsel açıdan ortalama tüketici nezdinde tescil olunmak istenen sınıflarda markasal algı doğuracağı, tescil edilmek istendiği mal ve hizmetleri doğrudan tanımlayıcı bir imajının bulunmadığı, bu nedenle somut olayda mutlak tescil engeli koşullarının mevcut olmadığı, davaya konu markanın soyut-somut ayırtedici niteliği haiz olduğu, taraf markalarının 39.sınıfa ait "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri." bakımından benzer oldukları, başvurusu kapsamında bulunan 35 ve 37. sınıf hizmetler bakımından benzerlik şartının sağlanmadığı, davalı şahsa ait marka ile davacıya ait itiraza mesnet markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturacak şekilde benzer olmadıkları, markalara umumi intiba olarak bakıldığında kavramsal olarak farklılaştıkları, makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketicinin, davalı şahsa ait marka ile karşılaştığında, davaya konu emtialardan yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markanın davacıya ait markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, zira ortalama tüketicinin markaları bir bütün olarak değerlendireceği, bu hale göre görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı nitelikteki markalar arasında idari veya ekonomik bir bağ da kurmayacağı, dolayısıyla markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, kötüniyet iddiasının yerinde bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka seviyesine ulaştığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvurunun SMK'nın 5/1-(b) ve (c) maddesi uyarınca reddinin gerektiğini, başvurunun marka algısı yaratmadığını, müvekkili markasının ise orijinal olarak yaratıldığını, müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı markanın tescili halinde müvekkili markasından haksız yarar sağlayacağını, markaların karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, mal ve hizmet türü ne kadar yakınsa karıştırılma tehlikesinin o kadar yüksek olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markanın içerdiği şekil unsuruyla da birlikte bütünsel olarak markasal algı oluşturduğu, bir işaretin SMK'nın 5/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesinin ve akla getirmesinin gerektiği, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesinin mümkün olmadığı, davalı şahıs başvurusunun görsel, işitsel ve bıraktığı bütünsel algı bakımından davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, davalı başvurusunu gören tüketicilerin bunun davalının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabilecekleri, başvurunun kötüniyetle yapıldığına ilişkin somut delil bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/10/2023 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/11/2023
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.