mahkeme 2023/985 E. 2023/1383 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/985

Karar No

2023/1383

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/985 Esas - 2023/1383
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2023/985 Esas
KARAR NO : 2023/1383

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/02/2023
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
K. YAZIM TARİHİ: 19/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;davalının müvekkiline olan borcunun tahsili amacıyla başlatılmış Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine davalı yanca yapılan itiraz neticesinde kesinleşmiş karar olan Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibi ile icra takibine konu edildiğini ve ancak 09.07.2021 tarihinde tahsil edilebildiğini, işbu davanın icra dosyasına konu alacağın geç tahsili nedeniyle faiz ile karşılanamayan zararların tahsilini amaçladığını, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin, Anayasa Mahkemesi'nin 21.12.2017 gün ve ... sayılı başvuru nolu kararı ile tesis ettiği hak ihlali kararından sonra munzam zarar konusunda önceki yerleşik içtihadından dönerek yeni bir içtihat tesis ettiğini, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını da gözönüne alarak uzun süreden beri devam eden yerleşik uygulamasındaki munzam zararın davacı tarafından somut olarak ispatlanması gerektiği görüşünü değiştirdiğini, gelişen ekonomik koşullar ve mülkiyet hakkının hukukta korunması görüşünn Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte benimsenerek genel ispat kuralından ayrıldığını, enflasyon baskısı sürdüğü sürece enflasyonun maruf ve meşhur vakıa olduğu kabul edilerek alacaklı yanca BK'nın 105/1. Maddesi (TBK m.122) anlamında munzam zararın varlığını kanıtlama zorunluluğunun aranmasından vazgeçildiğini, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin munzam zarar konusunda istikrarlı şekilde uyguladığı yeni içtihadına göre ülkemizde yaşanan ve herkesçe bilinen enflasyon olgusu nedeniyle alacaklıların zararının temerrüt faiziyle karşılanabilmesinin Anayasa Mahkemesi'nin son ihlal kararına göre mümkün olamayacağı ve bu karinenin aksi borçlu tarafça ispatlanamadığı kabul edilerek her yıl gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, döviz kurları ve diğer yatırım araçları ile ilgili belgeler resmi kurumlardan getirtilerek, uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin son emsal içtihatlarına göre temerrüt tarihleri ile tahsil tarihlerindeki,TEFE, Yİ-ÜFE oranları, Bankalardan mevduat faiz oranları, Döviz kurları, Devlet tahvil faiz oranları, İşçi ücretleri ve diğer yatırım araçları (Dolar, Euro ve gram altın vb) ile ilgili bilgiler resmi kurumlardan sorulup tespit edildikten sonra tahsiline karar verilen alacağın temerrüt tarihi itibariyle bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması halinde tahsil tarihinde ulaşabileceği miktar ile bulunacak bu miktardan davada kabul edilen alacağın tahsil tarihinde ulaştığı miktar hesaplattırılıp faizle karşılanmayan zarar ve miktarı konusunda oluşturulacak bilirkişi kurulundan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiğini, emsal kararlara göre yapılması gereken hesaba göre müvekkilinin munzam zararının en az 250.000,00-TL olduğunu, bu alacağa temerrüt tarihi olarak kabul edilen son oturum tutanağının düzenleme tarihinden (13.12.2022) itibaren faiz de yürütülmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden (09.02.2023) başlayacak 3095 sayılı kanun m.2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davaya karşı yetki, görev, zamanaşımı ve hukuki yarar yokluğu yönünden itiraz edildiğini, yetkili mahkemenin Ankara Batı Mahkemelerinin yetkili olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, usulden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde zarar iddiasını kanıtlayan delil ileri sürmediğini, soyut şekilde zarardan bahsettiğini, "munzam zarar" istemli davada, "zarar" iddiasının davacı yanca kanıtlanması gerektiğni, "somut zararın" olmadığı durum/durumlarda, "munzam zararın" varlığından bahsedilemeyeceğini, davanın hukuki yarar/dava şartından yoksun olduğunu, davanın; TBK 122 maddesi koşullarına ve konuya ilişkin Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, bu davayı açabilmek için içtihatlardaki şartların oluştuğundan bahsedilemeyeceğini, dava konusu icra takibine konu faturaların, kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğinini, kambiyo senedi olmadığının tartışmasız olduğunu, müvekkilinin tarafından, takibe ve borca itiraz edilmesini müteakip, davacı yanca, Ankara Batı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E sayılı dosyasıyla 09/08/2018 tarihinde "İtirazın İptali Davası" açıldığını, bu davada yapılan yargılama sonucunda 27/06/2019 tarihinde Mahkemece, "davanın usulden reddine, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna" karar verdiğini, bu karara karşı, davacı yanca, 21/09/2019 tarihinde "İstinaf Başvurusunda" bulunulduğunu ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurusu esastan reddedildiğini, bilahare, 25/03/2020 tarihinde, görevli Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinde dava görülmeye başlandığını, bu Mahkemece yapılan yargılama neticesinde de, 17/06/2021 tarihinde "Davacı Yanın davasının kabulüne, itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmasına, asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiğini, bu kararın taraflara tebliğini müteakip, davacı yan ve müvekkili şirketin "istinaftan feragat" ettiğini, aynı gün davacı yanın asıl alacağı, faiz, icra inkar tazminatı vesair tüm ferileriyle birlikte ödendiğini, dolayısıyla, davacı yanın davası, görevli mahkemede, 3 ay bile olmadan karara çıktığını, mahkemece verilen karara karşı, davacının faiz yönünden istinaf isteminde bulunmamış, aksine istinaftan feragat ettiğini, diğer bir ifadeyle, davacının icra takibinde "değişen oranlarda ticari faiz" talep ettiği halde, mahkemece "yasal faize" hükmedilmiş, davacı yan bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmadığını, müvekkili Şirket tarafından da kesinleşen karar uyarınca, 09/07/2021 tarihinde ödeme yapıldığını, Müvekkilinin 09/07/2021 tarihinde, Davacı vekilinin hesabına 136.252,35-TL ödediğini, davacı vekilince de İcra Müdürlüğüne dilekçe sunularak dosya borcunun haricen tahsil edildiğinin bildirildiğini, dosyanın işlemden kaldırılmasının talep edildiğini, somut olayda TBK 122. Maddesi ve konuya ilişkin Yargıtay İçtihatlarında hüküm altına alınmış şartların oluşmadığını, davacının davasını, "somut zararın" varlığını ispatla mükellef olduğunu, tüm bu nedenlerle görev itirazlarının kabulüne, davanın usulden reddine, dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde zamanaşımı ve hukuki yarar yokluğu itirazlarının kabulüne, davanın zamanaşımı veya hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, yine aksi takdirde davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, tarafların ticaret kayıtları, vergi dairesi kayıtları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı cevabi yazısı, T.C.Merkez Bankası kayıtları, TÜİK kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, davalının davacıya olan borcunu geç ödemesi nedeniyle davacının munzam zararının meydana gelip gelmediği gelmiş ise munzam zararının miktarının belirlenmesi ve uygulanacak faize ilişkindir.
Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Davacı dava dilekçesi ile Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine davalı yanca yapılan itiraz neticesinde kesinleşmiş karar olan Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibi ile icra takibine konu edildiğini ve ancak 09.07.2021 tarihinde tahsil edilebildiğini, işbu davanın icra dosyasına konu alacağın geç tahsili nedeniyle faiz ile karşılanamayan zararı oluştuğunu iddia ettiği tek başına eldeki davaya konu alacağın geç ödenmesi nedeniyle somut bir maddi zarara uğradığını ispat edemeyeceğinden ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığı Yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde mahkememizce kabul görmeyeceğinden ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (güncel tarihli Yargıtay HGK 2021/11-938 esas, 2022/401 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11.HD 2022/874 esas, 2023/3446 karar, 2021/6204 esas, 2023/1610 karar sayılı ilamları, Yargıtay 3.HD 2022/691 esas, 2022/2136 karar sayılı ilamı ve Ankara BAM 4.HD 2021/2976 esas, 2023/915 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85TL karar ve ilam harcının peşin alınan 683,10 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 413,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.353,22 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya ödenmesine,
5-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/12/2023

Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim