mahkeme 2025/218 E. 2025/35 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/218

Karar No

2025/35

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/218 Esas - 2025/35
T.C.
Ankara Batı
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/218 Esas
KARAR NO : 2025/35

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : 1-
VEKİLİ :
DAVALILAR : 2-
3-

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/07/2021
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
K. YAZIM TARİHİ : 26/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticaretine karşılık kendi şirketi adına keşide edilen veya ciro yoluyla müşterilerinden aldığı ve bazılarında şirketinin lehdar olduğu çekleri; ... A.Ş. ve ....Şirketi adlı şirketlere çeklerin vadesi gelmeden önce alacak olduğu araçlara karşılık verdiğini, müvekkilinin çekleri vermesine rağmen araçları alamadığını, bunun üzerine çeklerin akıbetini merak eden müvekkili şirketin kendi imkanlarıyla haricen çeklerinin nerede olduğunu sorgulayarak; çeklerin, davalı .....'ya ciro edilerek toplandığını öğrendiğini, müvekkilinin çeklerin iadesi hususunda ... ile görüştüğünü, ancak davalı ......'nın, çekleri kendisine ciro eden kişilerin kendisine borcu olduğunu ve çekleri geri iade edemeyeceğini beyan ettiğini ve müvekkilini kendisinin iyiniyetli hamil olduğuna inandırdığını, müvekkilinin araçları ve çekleri alamamasına rağmen ticari itibarını kaybetmemek ve çeklerin yazılmasını engellemek adına çeklerin son hamili iyiniyetli olduğuna inandırılan davalı ....'ya çekleri ödemek istediğini, davalı ....'nın, ..... Şti. yetkilisi ....'e; ''Çeklerinin yazdırılmaması ve geri iade edilmesinin karşılığında kendisine gayrımenkul tapusunu devretmesini ancak bu durumda kabul edeceğini'' söylediğini, davalı ....'nın 15.03.2019 vadeli müşteri çeki ödenince kalan hiçbir çeki iade etmemeyi seçtiğini ve davaya konu gayrımenkulü almasına rağmen iade etmesi gereken çekleri iade etmeyerek tahsilata devam ettiğini, davaya konu tahsil edilen 125.090,00TL haksız ve sebepsiz yere tahsil edilen ödemenin müvekkiline iadesi ve .....'nın icraya koymakta olduğu davacı ....'dan geçmiş çeklerin tümünün iadesi ve takiplerin de iptali gerektiğini belirterek, Ankara ... İcra Müdürlüğünün ....., ...... ve ..... esas sayılı icra dosyalarından borçlu olmadıklarının tespitine, davalıya yapılmış olan 119.000,00 L 'nin ve dava süresinde cebri icra nedeni ile yapılacak ödemelerin yapıldığı günden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte istirdadına; davaya konu çeklerin istirdadına; haksız icra takipleri nedeni ile müvekkilinin uğradığı zarar göz önünde bulundurulduğunda ayrıca maddi ve manevi tazminat davası açma hakları saklı kalmak kaydı ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere, davacı yanın, dosyadaki diğer davalılar ile bir takım ihtilaflar yaşadığını ikrar ettiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşme örneklerinde davalı müvekkili ....'nın taraf olmadığını, davacı şirketin diğer davalılar ile arasındaki ihtilafların müvekkilini ilgilendirir bir yanı bulunmadığını, ancak davacı yanın, müvekkili aleyhine herhangi bir delil ibraz etmeksizin haksız şekilde muvazaa organik bağ ve kötü niyet iddiasında bulunduğunu, HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi gereğince de, kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı yanın menfi tespit ve alacak taleplerine ilişkin iddialarının HMK. 200. maddesi gereğince ancak yazılı belge ile ispatının mümkün olduğunu belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen, Davalılar ...... ve ..... Şirketi tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER :
Ankara ... İcra Müdürlüğünün ....., ......., .... esas sayılı takip dosyaları, tapu kaydı, şirketlere ait ticaret sicil özeti bilgileri, bilirkişisi raporu, BAM ilamı ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, dava konusu çekler nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasına kayden görülen davada, 28/04/2022 tarih .... esas ..... karar sayılı ilam ile; davacı tarafından davalılar ... ve ... araç alım satımına ilişkin dava konusu çeklerin verildiği, yine çeklerin ciro edildiği davalı .....'ya da dava konusu çeklere karşılık taşınmazın devredildiğini ileri sürmüşse de bu iddianın kesin ve senetle aynı değerdeki delillerle ispatlanamadığı, araç alım satım sözleşmesi sunulmadığı, devredilen taşınmazın tapuda 600.000 TL bedelle satış olarak gösterildiği, bu haliyle kambiyo senedinin soyutluğu ilkesi de gözetilerek davalı ....'nın iyiniyetli hamil olduğu ve senedin soyut borç ikrarını içeren özelliğinin aksi ispat edilemediği davacı taraf her ne kadar yemin deliline dayanmışsa da davalı şirkete TK 35. Maddesine göre tebligat yapılması, davalı şirket yetkilisi .....'a yargılamanın her aşamasında ilanen tebligat yapılması nedeniyle usul ekonomisi gereği anılan davalılar yönünden davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılmadığı, davalı .....'nın iyiniyetli hamil olduğunun kabul edilmesi nedeniyle yemin ettirilecek bir husus bulunmadığı anılan davalı yönünden de davacıya yemin delili hatırlatılmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Ankara BAM ... Hukuk Dairesinin 24/02/2025 tarih ..... esas .... karar sayılı ilamı ile; "...Davalı A.ş.‘ye dava dilekçesinin tebliğinin mevzuat gereği uygulanması gereken tebligat silsilesi uygulanmaksızın, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür. Dolayısıyla, anılan şirkete yapılan tebligat mevcut uygulama şekli itibariyle usulsüzdür.
T.C. Anayasasının "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü içermektedir.
Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat adresinin, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı olması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese TK'nun 21/1. maddesine ya da koşullarının yerine getirilmesi halinde aynı Kanunun 35/4. maddesine göre tebligatın yapılması gerekir.
TK'nun 35. maddesine göre davalı şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılabilmesi için, bu adrese daha önce bir tebligatın çıkarılması, borçlu şirketin adresten taşınması veya adresin kapalı olması nedeni ile tebligatın yapılamamış olması gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/4. maddesi uyarınca; daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Bu durumda, anılan maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, tebligat yapılan adresin, tebliğ tarihi itibariyle muhatabın ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması zorunludur.
Öte yandan Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 57. maddesinin ikinci fıkrasında; “Adresini değiştiren kişi yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın ek-1’de yer alan (6) numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Ayrıca dosya üzerinde yapılan incelemede davalı şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ile arabuluculuk görüşmelerinde gösterilen adresin dava dilekçesinde gösterilen adresten farklı olduğu gözetilmeden TTK ‘nun 35. maddesine göre tebligat çıkarılması doğru olmamıştır.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen kanuni düzenlemedeki sıralama yapılmadan doğrudan TK’nun 35. maddesine göre tebligat yapmış olması nedeniyle yargılama, davalı şirketin yokluğunda sonuçlandırılmış olup, davalının Anayasa ile güvence altına alınmış olan savunma hakkı (AY.md. 36) kısıtlanmış olduğundan kararın anılan nedenlerle re’sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Hal böyle olunca, davalının yeniden adres araştırmasının yapılarak usulüne uygun tebligat işleminin yapılarak taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle hüküm kaldırılmış, dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
BAM kaldırma ilamı uyarınca davalı...... A.Ş.'ye TK'daki aşamalar izlenerek TK 35. Maddesine göre usulüne uygun tebligat yapıldığı, davalı ...'un hükümlü olması nedeniyle vasisine usulüne uygun tebligat yapıldığı anlaşıldığından tahkikat aşamasına geçilmiştir.
Yine yargılama aşamasında davanın mahiyeti ve değeri gözetilerek, HMK'nın 200. Maddesi gereğince tanık dinlenmesi talebinin reddine ve davalılar ile davacı arasında ticari ilişki olmadığı davacı ile ticari ilişkinin dava dışı ... İnşaat ile olması ve davacının dava konusu çekler üzerinde ciranta olması gözetilerek ticari defter incelemesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı tarafından davalı.....AŞ'ye araç alım satımı uyarınca borçlanıldığı ve bir kısım çekler verildiği, araçların tarafına verilmediği ve çeklerin de diğer davalı...'ya cirolandığı, kendisiyle çeklerin iadesi hususunda görüştüğü, ve iyiniyetli hamil olduğu inancıyla borcun kapanması ve çeklerin iadesi karşılığında ... İli ... İlçesi ... mahallesi ... ada.... parselde kayıtlı taşınmazı tapuda 600.000 TL bedelle satış göstererek bedel alınmaksızın devrettiğini ancak çeklerin tarafına verilmediğini ve davalı ..... tarafından çeklerin tahsil edilmeye başlandığını, bir kısım çekleri için tahsilat yapıldığını, bir kısım çekleri için ise icra takibine geçildiğini, söz konusu bu çekler nedeniyle taşınmazını davalı ....'ya devrettiğinden borcunun bulunmadığını, 253.910,00 TL menfi tespit, 125.090,00 TL istirdat talebinde bulunmuştur.
Kıymetli evrak, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (bonoların düzenlendiği 27.01.2004 günü yürürlükte bulunan 6762 s. TTK m.557, 6102 s. TTK m.645 ve ..., F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; ....., N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (...., s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., Ankara 2017, s.21; ..., A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; ..., s.106; Kınacıoğlu, s.30 vd.). Bu sözleşmenin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır.
Somut olayda davacı tarafından davalılar..... Gayrimenkul ve .....a araç alım satımına ilişkin dava konusu çeklerin verildiği, yine çeklerin ciro edildiği davalı....'ya da dava konusu çeklere karşılık taşınmazın devredildiğini ileri sürmüşse de bu iddianın kesin ve senetle aynı değerdeki delillerle ispatlanamadığı, araç alım satım sözleşmesi sunulmadığı, devredilen taşınmazın tapuda 600.000 TL bedelle satış olarak gösterildiği, bu haliyle kambiyo senedinin soyutluğu ilkesi de gözetilerek davalı ....'nın iyiniyetli hamil olduğu ve senedin soyut borç ikrarını içeren özelliğinin aksi ispat edilemediğinden menfi tespit ve istirdat talepli davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı taraf her ne kadar yemin deliline dayanmışsa da davalı şirkete TK 35. Maddesine göre tebligat yapılıyor oluşu, davalı şirket yetkilisi ....'a yargılamanın her aşamasında ilanen tebligat yapılıyor oluşu dikkate alınarak usul ekonomisi gereği bu davalılar yönünden davacıya yemin delili hatırlatılmamıştır. Davalı ....'nın iyiniyetli hamil olduğunun kabul edilmesi nedeniyle tarafına yemin ettirilecek bir husus bulunmaması gözetilerek bu davalı yönünden de davacıya yemin delili hatırlatılmamıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 6.472,38TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.856,98 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği alınması gereken 1.360,00 TL ücretle ilgili olarak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince 09/01/2023 tarih ...... esas 2022/402 karar ..... harç nolu harç tahsil müzekkeresi yazıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı .....'nın kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunun AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 60.640,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.16/09/2025

Katip Hakim
e-imza e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim