mahkeme 2024/983 E. 2025/832 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/983

Karar No

2025/832

Karar Tarihi

2 Eylül 2025

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/983 Esas - 2025/832
T.C.
Ankara Batı
1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2024/983 Esas
KARAR NO : 2025/832

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/08/2024
KARAR TARİHİ: 02/09/2025
K. YAZIM TARİHİ: 17/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;Müvekkili ile ... A.Ş. arasındaki ticari ilişkiler kapsamında müvekkili şirketlerce borçluya çeşitli ürünlerin teslimi yapıldığını, bu hususta düzenlenen sipariş formunda ve bu doğrultuda düzenlenen fatura ile ödeme süresinin 120 gün olduğu ve vadesinde ödemenin yapılmaması halinde %6 vade farkı uygulanacağının belirlendiğini ve borçlu tarafından bu belgeler ihtirazi kayıtsız kabul edilmiş olduğunu, bunun akabinde karşı tarafın, müvekkili şirketler tarafından gönderilen ürünlerin karşılığında 180 gün vadeli çek verdiğini, fatura tarihinden itibaren 120 günü aşan çekler bakımından müvekkili şirketlerce vade farkı faturaları düzenlendiğini, ancak borçlu tarafın vade farkından kaynaklanan borçları ve asıl borçların bir kısmını ödemediğini, taraflar arasında ödeme için 120 günlük vade uygulanması konusunda anlaşıldığını, müvekkilinin borçludan 307.200,00 TL vade farkı alacağı bulunduğunu, cari hesaptan kaynaklanan bakiye borç hususunda taraflar mutabakata varmış ise de cari hesaba istinaden ödeme yapılmadığını, bu zamana kadar müvekkili şirketin oyalandığını, özetle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkil, davalı şirkete %6 vade farkı kaydını ihtiva eden fatura kestiğini, davalı şirketin ise bu faturayı ihtirazi kayıt olmaksızın kabul ettiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu ve davalı tarafından ödemenin yapılmadığını, tüm bu sebeplerle; fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının alacaklı olduğunu ispatlamayamadığını, söz konusu iddiaların hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davacının iddia ettiği sipariş formuna ilişkin herhangi bir yazılı delil sunamadığını, teslim ettiğini iddia ettiği ürünlere ilişkin vade farkı adı altında müvekkili şirkete faturalar keserek haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, kabul manasına gelmemekle birlikte, davacının müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirkete ne kadar süre ve ne kadar miktarda ürün teslim ettiği hususunu ispatla mükellef olduğunu, yazışmalar incelendiğinde davacının işi süresinde yapmadığı, ürünleri zamanında teslim etmediği ve eksik ifa gerçekleştirdiğini, mahkemenin ... Esas sayılı dava dosyasında davacı sıfatını haiz ... Şirketi ile ... A.Ş. Arasında organik bağlantı olduğunu ve her iki şirketin yetkilileri ile faaliyet konusu aynı olduğunu, dolayısıyla teslim edilecek mal ya da sunulan hizmetten her iki şirketin de sorumluluğu doğduğunu, faturanın, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olmasının akdi ilişkinin varlığını ispatlamadığını, akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı olmadığını, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirmiş olmasının da tek başına fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığını, davacı tarafın, müvekkili şirket ile arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğunu ispat edemediğini, dolayısıyla davacı tarafından müvekkili adına kesilen faturanın, müvekkili şirket aleyhine delil teşkil etmediğini ve borcun varlığının ispatı olamayacağını, ortada hukuken kabul edilebilir bir fatura bulunmadığını, ayrıca davacının müvekkili şirketin faturaya itiraz etmediğini iddia etse de hal böyle olmadığını, müvekkili şirket tarafından iade faturalar kesilerek, fatura içeriğinin kabul edilmediğini, vade farkı alacağına yönelik, müvekkili şirketten tahsilat yapmaya çalışılmasının davacının kötüniyetli ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığının, haksız kazanç sağlama girişiminde bulunduğunun açık bir göstergesi olduğunu, davacının müvekkili şirkete ne kadar süre ve ne kadar miktarda ürün teslim ettiği hususunu ispatla mükellef olduğunu, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulüyle haksız ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı, taraflar arasında vade farkına ilişkin bir anlaşmayı ispat edemediği gibi, akit ilişkisini dahi ortaya koyamadığını, davacı tarafından yapılan işin bedeli hususu belirlenmediğinden müvekkili şirketin temerrüde düşürülmesi ve fatura tarihi itibariyle faiz işlemesinin de kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın, müvekkili şirketle arasında vade farkına ilişkin bir anlaşma ve/veya sözleşme ilişkisi içerisinde olduğunu ortaya koyamadığını, keza müvekkili şirket tarafından vade farkına ilişkin her faturaya itiraz edildiğini, çünkü taraflar arasında vade farkına ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, davacı şirket tarafından edimler zamanında yerine getirilmediğini, zamanında teslim gerçekleştirilmediğini ve müvekkili şirketin mağduriyetine sebebiyet verildiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, dava usulden reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; hukuki yarar yokluğu nedeniyle işbu davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Tarafların ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, BA-BS formları, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi 22/07/2025 tarihli raporu ile özetle; Davacıya ait 2023 ve 2024 yılları yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı şirket davacı şirkete olan 1.670.646,54 TL borcunu 05.03.2024 tarihinde 05.07.2024 vadeli 1.600.000 TL tutarlı çek ile ödediğinden, fatura üzerinde yazan 120 günlük vadeden çok sonra ödeme yaptığının görüldüğü, 2023 yılı cari hesap ekstresi incelendiğinde davalının 120 günlük vadeye dikkat ederek ödeme yaptığından davacı firma tarafından davalı firmaya vade farkı uygulanmadığının görüldüğü, Mahkeme tarafından fatura üzerinde yazan vade 120 günün kabul edilmesi halinde çek ödeme tarihi 05.07.2024 itibariyle 275.127,39 TL Vade Farkı, 55.025,48 TL KDV olmak üzere toplam 330.152,87 TL alacak hesaplandığı, davacı firmanın davalı firmaya düzenlediği vade farkı faturasında 256.000,00 TL vade farkı, 51.200,00 TL KDV olmak üzere toplam 307.200,00 TL olarak düzenlediği, dolayısıyla davacının davalıdan 29.08.2024 dava tarihi itibariyle vade farkı olarak 307.200,00 TL alacaklı olduğunun kabul edilmesinin gerektiği bildirilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, davacının çekten kaynaklı vade farkı alacağı olduğu iddiasından kaynaklanmaktadır.
Davacı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; Davacı' ya ait 2023 ve 2024 yılları yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davalı şirket davacı şirkete olan 1.670.646,54 TL borcunu 05.03.2024 tarihinde 05.07.2024 vadeli 1.600.000 TL tutarlı çek ile ödediğinden, fatura üzerinde yazan 120 günlük vadeden çok sonra ödeme yaptığı 2023 yılı cari hesap ekstresi incelendiğinde davalının 120 günlük vadeye dikkat ederek ödeme yaptığından davacı firma tarafından davalı firmaya vade farkı uygulanmadığı bilirkişi tarafından davacı ticari defterlerinden tespit edilmiştir.
Taraflar arasında Sözleşme hükümleri bulunmadığı iş bu sebeple ayrıca bir de vade farkı alacağının doğduğunun kabulünün mümkün olmadığı, mevcut bir borcun ileri vadeli çekler ile ödenmesini kabul eden davacının bu aşamadan sonra "borcun ileri vadeli çekler verilerek ödendiği gerekçesiyle" vade farkı adı altında davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığı, Öte yandan, vade farkı alacağının talep edilebilmesi için vade farkına ilişkin fatura düzenlemesine bir atıf olduğuna ilişkin açık bir sözleşme hükmü ya da teamül olması gerekmektedir. Davalı tarafın vade farkından kaynaklı ilişkiyi inkar etmiş konumda olduğu, davacının kendisine ait ticari defter ve kayıtlarda alacağının kayıtlı olması, alacağın varlığını tek başına ispata yeterli delil olarak kabul edilemeyeceği, Davacıya ait 2023 yılı cari hesap ekstresi incelendiğinde de davalının 120 günlük vadeye dikkat ederek ödeme yaptığından davacı firma tarafından davalı firmaya vade farkı uygulanmadığı gözetilerek tüm açıklanan nedenlerle davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.000,00TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdikleri görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/09/2025

Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim