Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/153
2025/122
11 Şubat 2025
T.C. ...8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ANKARA
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2024/153 Esas
KARAR NO : 2025/122
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/03/2024
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarınca 13.02.2024 tarihinde davalı şirkete karşı ... ... ... ... ... ... Karar sayılı dosyası ile neticeye erdirecek olduğu itirazın iptali davası açıldığını, davalı ise, işbu davaya karşı dava açarak müvekkiline fazla ödeme yapmış olması sebebiyle kendilerinin alacaklı olduğunu iddia ettiğini, mahkemece, işin esasına girildiğini ve taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme gereğince müvekkilinin alacaklı olup olmadığı, üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirip getirmediği, işin müvekkilince tamamlanıp tamamlanmadığı; karşı dava açısından ise davalının müvekkilinden alacaklı olup olmadığının tartışıldığını ve nihayetinde müvekkilinin davalı taraftan alacaklı olduğu kanaatine varıldığını, müvekkilinin davasının kabul edildiğini ve davalının karşı davasının ise reddedildiğini, müvekkili lehine hükmedilen alacağın icra takibi neticesinde 18 yıl aradan sonra ancak tahsil edilebilmiş olması sebebiyle, tahsil edilen alacak miktarının günümüz koşullarındaki alım kabiliyetinin son derece azaldığını, müvekkilinin, davalı ile arasında akdedilmiş sözleşme gereklerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafından hukuka ve ahlaka aykırı olarak alacağının ödenmediğini, kesinleşmiş Mahkeme kararı ile varlığı ispatlanan alacağına kavuşmak için müvekkilinin yıllar boyunca davalı tarafından hukuki yük altına sokulduğunu, zaten hak etmiş olduğu parayı alabilmek için yıllarca mücadele etmek durumunda bırakıldığını, bunca zahmet ve heba edilen yıl sonrasında müvekkilinin alacağına kavuşmuş (kısmen) ise de, tahsil edilen miktarın oldukça komik bir rakam haline geldiğini, müvekkilinin hak kazanmış olduğu miktar ile, tahsil ettiği miktar arasında oldukça vicdanı, ahlakı ve hukuku zedeleyen bir fark mevcut olduğunu, bu farkın tek sorumlusununda davalı olduğunu, müvekkilinin davalıdan olan munzam zarar alacağının tahsil edilebilmesi için davalının tüm malvarlığı ile, hak ve alacakları üzerine tedbir uygulanması gerektiğini, 18 yıl sonra müvekkilinin alacağını tahsil edebilmesinin sebebi davalının şuan kamuya iki adet inşaat projesi yapıyor olması olduğunu, davalının bu inşaat işlerinin bu yıl Haziran-Temmuz ayı gibi son bulacağını, bu sebeple davalının özellikle bu projeler sebebiyle ... ... ... ... ... ... ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan olan alacakları üzerine tedbir kararının uygulanması, müvekkil'in dava neticesinde kabul edilecek olan alacağına kavuşmasını mümkün kılacağını, müvekkilinin alacağı kuvvetli olarak ispat edilmiş durumda olduğunu, bu nedenle, ileride telafisi imkansız zararların meydana gelmemesi, müvekkilinin belki de bir 18 yıl daha alacağının peşinde koşmak durumunda kalmaması için ihtiyati tedbir talep etmek zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkilinin borçludan olan alacağının tahsilini sağlamak amacıyla ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalının tüm menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacakları; yine davalının ayrı ayrı ... .... ... Karar sayılı itirazın iptal davasında, iddia ettiği 670.980 YTL hak ediş bedeli alacağının kısmen kabul edilerek 167.757,24 TL olduğu, sonradan yapılan 40.000 TL ödemenin de düşüldükten sonra 127.757,24 TL kısmi bir alacağının çıkmasının bahse konu sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğinin delili olup üstlendiği işi eksik/noksan yarım bırakarak kaçtığını da kanıtlar nitelikte olduğunu, daha sonra davacı ...Boya Şirketinin ... ... ... İşine ait bir kısım boya malzemeleri alımı ve boya işçilik işi işinden 670.980 YTL alacağı olduğunu iddia ederek, ekte sunulan ... ... ... Esas sayılı dosyasından 09.08.2006 tarihinde ilamsız takiplerde ödeme emri başlattığını, ancak şirketi işbu icra ödeme emrine geniş anlamda borçlarının bulunmadığını, aksine alacaklarının bulunduğunu beyan ederek itiraz ettiklerini ve icra takibinin durduğunu, davacı ...Boya Şirketinin ... ... ... E. Sayılı dosya üzerinden yapılan 670.980 YTL üzerinden açtığı itirazı iptal davası dosyaya aldırılan birden fazla bilirkişi raporlarından en son aldırılan bilirkişi raporuna göre yapılan ödeme 849.470 TL olduğunu, bunun yanında davalının 09.08.2006 takipten sonra da 30.08.2006 tarihli çek ile 40.000 TL ödemenin yapıldığının görüldüğünü, o zaman takip tarihi olan 09.08.2006 tarihinde davacının alacağı miktar takip tarihine kadar olan ödemeler düşüldükten sonra 1.017.227,24 TL – 849.470 TL= 167.757,24 TL olduğunu, bu nedenle yapılan itiraz bu miktarda haksız olduğunu, takibin bu miktar üzerinden devamına karar vermek gerektiğini, ancak davalı 09.08.2006 takip tarihinden sonra 30.08.2006 keşideli çek ile 40.000 TL ödeme yaptığı anlaşıldığından, İcra Müdürlüğünce bu ödeme tahsilat sırasında dikkate alınacağını, işlemiş faiz talebi ise davalı temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden bu talebin de reddi gerektiğini, haksız itiraz nedeni ile asıl alacağın %40’ı olan 67.102 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğini, TBK 147/6 md “Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda 5 yıllık zamanaşımı uygulanır.” ve TBK 152 md “Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur” hükümleri gözetilerek talep edilen alacak zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan 07.09.2005 tarihli Sözleşme'den kaynaklı olarak doğan ve kesinleşmiş bulunan ... ... ... Karar sayılı 13.03.2012 tarihli ilamı ile ispatlanan alacağa geç kavuşulmuş olması nedeniyle uğranılan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Mahkememizce yapılan yargılama sırasında uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm delillerin toplanmasına karar verilerek, tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, verilen ara karar uyarınca dosyanın tevdi edildiği bilirkişiler ... ... ... tarafından düzenlenen gerekçeli ve denetime elverişli, bu nedenlerle hükme esas almaya medar görülen 28.01.2025 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerince beyan ve itirazlarda bulunulduğu görülmekle, dosya kapsamına sunulanların dışında toplanması gereken başkaca bir delil ve araştırılacak başkaca bir husus kalmadığı anlaşılmakla, tahkikata son verilmiştir.
Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusunun taraflar arasında akdedilen 07.09.2005 tarihli sözleşme kapsamında davacının üstlendiği edimlerini ifa ettiği halde, davalı tarafından ödemelerin eksik yapıldığı gerekçesi ile bakiye alacaklarının tahsili talebiyle ... ... ... Esas sayılı dosyası ile açtığı itirazın iptali davası sonucu yaklaşık 18 yıl sonra 263.269,20 TL ödenmesinden dolayı uğranılan munzam zarar talebine ilişkin olduğu, munzam zararın kısaca temerrüt faizini aşan zarar olarak tanımlandığı, TBK 122. maddesine göre munzam zarardan söz edebilmek için birtakım koşuların gerçekleşmesinin gerektiği, munzam zararın tazmininin istenebilmesi için borcun bir para borcu olmasının gerektiği, munzam zararın tazmini için aranan şartlardan ikincisinin ise zarar olduğu, munzam zarardan söz edilmek için alacaklının uğradığı zararın aldığı veya alacağı temerrüt faiziyle karşılanamamasının gerekli olduğu, munzam zarar talep edilebilmesi için borçlunun temerrüde düşmüş olmasının diğer bir şart olduğu, borçlunun temerrüde düşmesi için kusurlu olmasının şart olmadığı, munzam zararın tazmininde ise kusurun mutlaka bulunması gereken bir unsur olduğu, ancak munzam zararın oluşmasında borçlunun kusurlu olduğunun yasa hükmü uyarınca karine olarak kabul edildiği, bu arada yargılamanın gecikmesi yüzünden munzam zararın tazminine hükmedilmemesi gerektiğinin ... ... ... tarihinde kararın düzeltilerek onandığı ve karar düzeltme talebi üzerine karar düzeltme talebinin reddedilerek 05.03.2015 tarihinde kararın kesinleştiği, yargılama esnasında uzayan süreçte davalının bir kusurunun olmadığı, davacının bakiye alacağının 670.980,00 TL olduğu iddiası ile açtığı davada davacının alacağının 167.757,24 TL bulunmuş olmakla, taraflar arasındaki bakiye bedel hususunda bir mutabakat olmadığı ve yargılamanın gerekli olduğunun anlaşıldığı, aynı şekilde mahkemece davalı aleyhine 67.102 TL icra inkar tazminatına hükmedilmiş iken temyiz incelemesi sonucu icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek mahkeme kararının düzeltilerek onandığı, bu durumda 21.08.2006 tarihinde davalı aleyhine açılan davada, temyiz sonucu kararın kesinleştiği 05.03.2015 tarihine kadarki süreçte davalının bir kusurunun olmadığının kabulü gerektiği, kesinleşen bedeli davacının faiziyle 10.07.2012 tarihinde (yani yerel mahkeme kararı akabinde, temyizden önce) Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2012/6638 sayılı dosyası ile takibe koyduğu, ancak bu takipte sadece 167.757,24 TL ve 89,389,33 TL faizi olmak üzere 257.146,57 TL'nin takip konusu edildiği, davacının icra inkar tazminatına ilişkin takibine dosyada rastlanmamış ise de ... .. ... sayılı dosyasına rapor sunan Nitelikli Hesap Uzmanı ... ... ... nin raporunda; Davacı ... İnş. Ltd. Şti., davalısı ...Boya ve Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. olan bu dosyada, ... ... ... sayılı dosyası ile takibe geçildiği, icra inkar tazminatının Yargıtay incelemesinde kaldırılmasına karar verildiğini, ikinci kez vekalet ücreti tahsil edilmeye çalışıldığını belirterek, taraflarına gönderilen muhtıranın iptaline karar verilmesinin talep edildiği, yapılan incelemede ... ... ... sayılı dosyası ile ... Boya... Ltd. Şti. aleyhine yaptığı takipte talep ettiği icra inkar tazminatının ... ... ... K. Sayılı ilamı ile 17.04.2014 tarihinde kaldırılmasına karar verilmiş olmakla, davalının icra inkar tazminatı için yaptığı ödemelerin (98.141,73 TL ve faizi 58.005,80 TL olmak üzere 156.147,53 TL'nin) tahsilini talep ettiği, davanın 05.03.2024 tarihinde açılmış olduğu, davacının bakiye alacağının ihtilaflı olması, taraflar arasında mutabakat sağlanamaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle yargı sürecinde geçen uzunca süreden davalının bir sorumluluğunun bulunmadığı, nitekim mahkemece davacı lehine hükmedilen icra inkar tazminatını davalı ödediği halde, bu sefer de davalının iade için takip süreci başlatmış olduğu, ödeme tarihlerine yakın tarihe kadar taraflar arasında birçok davanın açılmış olması nazara alındığında, yargılama sürecindeki gecikmeden dolayı davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacının munzam zarara ilişkin isteminin taraflar arasındaki çekişmeli hususların halen devam etmesi nazara alınarak zamanaşımına uğramamış olduğu, ancak davacının alacağına geç kavuşmasında davalı borçlunun kusurlu olduğunun tespit edilemediği, davacının uğradığını iddia ettiği zararlar ile borçlunun temerrüdü arasında illiyet bağının kurulamadığı, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlık nedeniyle başlatılan icra takibinin ve açılan davanın sonuçlanması ile kesinleşmesinin uzun bir zamanda gerçekleşmesi ve bu süreçte kararın infazına ilişkin yeni takip ve davaların ortayı çıkmış olması nedeniyle de davacının alacağının tahsilinde sorunlar yaşandığı, ancak bu sorun ve gecikmelerin taraflar arasında devam eden yargılama sürecinin uzamasından kaynaklı olup, davalının kusurlu olduğunun kabulü mümkün olmadığından, davacının munzam zarar talebine ilişkin işbu davada davalının sorumlu tutulması için gerekli bulunan yasal koşulların oluşmadığı sonucuna varılmakla, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak davacının yerinde görülmeyen davasının reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının yerinde görülmeyen davasının REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça peşin harç olarak yatırılan 427,60-TL harçtan mahsup edilmesi sonucu kalan 187,80-TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, dava değeri göz önüne alınarak belirlenen 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı tarafça yapılan toplam 60,80-TL vekalet harç giderinin, davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.