mahkeme 2024/177 E. 2024/596 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/177

Karar No

2024/596

Karar Tarihi

25 Ekim 2024

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/269 Esas - 2024/575
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
... GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/269 Esas
KARAR NO : 2024/575

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/04/2024
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
G.K. YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 20.05.2022 tarihinde sürücü.... .... ... plakalı çekici cinsi aracın ön far kısmına çarptığını, söz konusu çarpma sonucunda yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonucunda sürücü ... ... ... 'ın yüz kemiklerinde, yanak ve iç eklemlerinde kırıklar oluşmuş olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, kusurlu aracın davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik asgari 20,00-TL (müvekkilin uğramış olduğu sürekli iş göremezlik zararı için 10,00-TL ve bakıcı gideri zararı için 10,00-TL olmak üzere) maddi tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 11.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61, 2918 sayılı KTK’nın 88/1. Ve Türk Borçlar Kanunu’nun 163. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Dava öncesi müvekkil şirket ve davacı arabuluculuk müzakereleri neticesinde anlaşma sağlandığını, ara buluculuk anlaşma tutanağında belirlenen 35.000,00 tl tazminat miktarının davacıya ödendiğini, savcılık soruşturması aşamasında ya da ceza davasında uzlaşma var ise davanın reddini gerektiğini, müvekkil şirketin meydana gelen zarardan en çok sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu belirterek faiz talebinin reddine, müvekkil şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğunu dava öncesi yerine getirdiğinden müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden bahisle yargılama gideri ve faiz ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER:
-Ara buluculuk Anlaşma Tutanakları
Ödeme belgeleri
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın Trafik kazasından kaynaklı yaralanmaya bağlı maddi tazminat istemlerini içerir alacak davası olduğu Anlaşılmıştır.
Davacı vekilince açılan dava ile; 20.05.2022 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde yaralanan davacı için şimdilik, asgari sürekli iş göremezlik zararı için 10,00-TL bakıcı gideri zararı için 10,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 11.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61, 2918 sayılı KTK’nın 88/1. Ve Türk Borçlar Kanunu’nun 163. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... ... ... A.Ş. vekili tarafından tarafların alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk yolu ile anlaştıklarından bahisle aynı sebeple dava açılmayacağından bahisle davanın reddi talep edilmiştir.
Davalının, tarafların uyuşmazlık konuları hakkında davacı ile alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk yolu ile anlaştıkları ve anlaşma tutanağının düzenlenmiş olması nedeniyle aynı uyuşmazlık hakkında yeniden dava açılmayacağına yönelik itirazlarının değerlendirilmesinde; Özel Hukuk uyuşmazlıklarında, yargı yolunun olumsuzluklarının giderilmesi açısından (davaların uzun sürmesi, maliyetli olması, yargılamanın aleni olması nedeniyle ticari sırlara yönelik gizliliğin yargı yolunda uyuşmazlığın görülmesi halinde ihlal edilebilecek olması gibi) hukukumuzda alternatif çözüm yolu olarak arabuluculuk kabul edilmiş, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile amacı, kapsamı, uygulanma usulleri ve tarafların anlaşması halinde anlaşmalarının hüküm ve sonuçları düzenlemiştir. Bu nedenle uyuşmazlık gerek dava şartı arabuluculuğa tabi olsun gerekse ihtiyari arabuluculuğa tabi olsun, uyuşmazlıklarda tarafların arabuluculuk neticesinde anlaşmaları durumunda, anlaşmadan sonra mevcut uyuşmazlığın akıbeti 6325 Sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Bu çerçevede; 6325 Sayılı Yasanın 1. Maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir." denilerek arabuluculuğun amaç ve kapsamı düzenlenmiş; "Tarafların anlaşması" başlıklı Yasa'nın 18. maddesinde ise; "(1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." denilerek, anlaşmanın kapsamının taraflarca belirleneceği ve anlaşma sonrasında anlaşılan konularda yeniden dava açılamayacağı kabul edilmiştir. Anlaşılan konularda yeniden dava açılmaması, arabuluculuğun alternatif çözüm yolu olarak kabul edilmiş olması ve uyuşmazlıkların yargı önüne gitmeksizin sorunların çözümünde taraf iradelerine üstünlük tanınmasının da bir sonucudur. Diğer yandan ülkemizde kabul edilen arabuluculuk "Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu" olduğundan, hak odaklı olmaması nedeniyle, arabuluculuk çerçevesinde varılan anlaşmanın hakka uygun olmaması, kural olarak uyuşmazlık nedeniyle taraflara dava açma hakkı vermeyecektir. Arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıkta, anlaşma sonrası dava açılması halinde mahkeme "gizlilik kapsamında" kalan tarafların anlaşma koşullarına göre değil, anlaşma tutanağında kabul edilen anlaşma konuları çerçevesinde, dava konusu uyuşmazlığın anlaşılan hususlardan olup olmadığını değerlendirerek davaya ilişkin talep çerçevesinde dava açılıp açılmayacağını belirlemeli, arabuluculuk sonrasında dava açılması durumunda, dava konusunun anlaşılan hususlar hakkında olması durumunda, davanın reddine karar verilmelidir.
Davacı ancak arabuluculuk anlaşma tutanağı kapsamı dışında kalan zararları varsa bu zararlarını talep edebilir. Yukarıda da açıklandığı üzere arabuluculuk hak odaklı değil, "Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu" olduğundan, mahkeme yapılan anlaşmanın hakka uygun olup olmadığını değerlendiremez.
Mahkemece, öncelikle arabuluculuk başvuru evrakları incelenerek , arabuluculuk tutanağında yer alan “..Anlaşma limiti kapsamında , Türkiye Sigorta A.Ş’nin sigortalısının başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, hasara , hasar dosyasına konu, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri vb. gibi tüm tazminat alacakları yönünden fazlaya ilişkin faiz talebi , asli ve ferîleri kapsamında ve sair herhangi bir nam altında da bir hak ve talebimizin olmayacağını” ibaresinin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir
.... ... ... Karar Sayılı İlamı Da Bu yöndedir.
Dosya kapsamında taraflarca sunulan arabuluculuk tutanakları ve yapılan ödeme belgeleri dikkate alınarak, taraflar arasındaki anlaşmanın kapsamına göre anlaşma sonrasında anlaşılan konularda yeniden dava açılamayacağı mahkememizce kabul edilmiştir Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre 6325 Sayılı Yasanın 18/5 . Maddesi uyarınca Davacının Davasının Reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1- 6325 Sayılı Yasanın 18/5 . Maddesi uyarınca Davacının Davasının REDDİNE
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 20,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara İADESİNE,,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/10/2024

BU BELGE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim